Yavuz Özmen bilimseltefsir.com
--

104- Munafikun (63)

104 / 63 Munafikun - 1: إِذَا جَاءكَ الْمُنَافِقُونَ قَالُوا نَشْهَدُ إِنَّكَ لَرَسُولُ اللَّهِ وَاللَّهُ يَعْلَمُ إِنَّكَ لَرَسُولُهُ وَاللَّهُ يَشْهَدُ إِنَّ الْمُنَافِقِينَ لَكَاذِبُونَ

İza caekel : sana gelirler
munafikune: iki yüzlüler
kalu neşhedu: şahidiz derler
inneke le resulullah: sen onun elçisisin
vallahu ya’lemu inneke le resuluhu: Allah biliyor elçisi olduğunu
vallahu yeşhedu innel munafikine le kazibun: Allah şahit iki yüzlülerinyalancılıklarına
---

104 / 63 Munafikun - 2: اتَّخَذُوا أَيْمَانَهُمْ جُنَّةً فَصَدُّوا عَن سَبِيلِ اللَّهِ إِنَّهُمْ سَاء مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ

İttehazu eymanehum cunneten: imanlarını cennete götürdüler
fe saddu : döndüler
an sebilillah: Allah yolundan
innehum sae ma kanu ya’melun: gerçekten onların yaptığı kötüydü
---

104 / 63 Munafikun - 3: ذَلِكَ بِأَنَّهُمْ آمَنُوا ثُمَّ كَفَرُوا فَطُبِعَ عَلَى قُلُوبِهِمْ فَهُمْ لَا يَفْقَهُونَ

Zalike bi ennehum amenu: çünkü onlar inançlarından ötürü güvendeydiler
summe keferu : sonra inkarcı oldular
fe tubia ala kulubihim: kalplerinin üzerinde olanı (kur'anı)
fe hum la yefkahun: onlar anlamıyordular
---

104 / 63 Munafikun - 4: وَإِذَا رَأَيْتَهُمْ تُعْجِبُكَ أَجْسَامُهُمْ وَإِن يَقُولُوا تَسْمَعْ لِقَوْلِهِمْ كَأَنَّهُمْ خُشُبٌ مُّسَنَّدَةٌ يَحْسَبُونَ كُلَّ صَيْحَةٍ عَلَيْهِمْ هُمُ الْعَدُوُّ فَاحْذَرْهُمْ قَاتَلَهُمُ اللَّهُ أَنَّى يُؤْفَكُونَ

Ve iza raeytehum tu’cibuke : onları gördündeki şaşkınlığın
ecsamuhum: onların gövdeleri
ve in yekulu: derler
tesma’ li kavlihim: sözlerini duyarsın
ke ennehum huşubun: sanki onlar odun gibidir
musennedetun yahsebune : kanıt sayarlar
kulle sayhatin aleyhim: tüm haykırışlarını
humul aduvvu: onlar düşmandır
fahzerhum: onlardan sakının
katelehumullahu enna yu’fekun: Allah onların hepsini katledecek
---

104 / 63 Munafikun - 5: وَإِذَا قِيلَ لَهُمْ تَعَالَوْا يَسْتَغْفِرْ لَكُمْ رَسُولُ اللَّهِ لَوَّوْا رُؤُوسَهُمْ وَرَأَيْتَهُمْ يَصُدُّونَ وَهُم مُّسْتَكْبِرُونَ

Ve iza kile lehum: Eğer onlara dense ki
tealev yestagfir lekum resulullahi : gelin Allah'ın elçisinden af dileyin
levvev ruusehum: onların başları bükülür
ve raeytehum yesuddune: reddettiklerini görürsün
ve hum mustekbirun: onlar kibirli/küstahtır
---

104 / 63 Munafikun - 6: سَوَاء عَلَيْهِمْ أَسْتَغْفَرْتَ لَهُمْ أَمْ لَمْ تَسْتَغْفِرْ لَهُمْ لَن يَغْفِرَ اللَّهُ لَهُمْ إِنَّ اللَّهَ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الْفَاسِقِينَ

Sevaun aleyhim estagferte lehum: onlar ister af dilesinler
em lem testagfir lehum: yada dilemesinler
len yagfirallahu lehum: onlara göre Allah affetmeyecektir
innallahe la yehdil kavmel fasikin: Allah sapmışlara yardım etmez

104 / 63 Munafikun - 7: هُمُ الَّذِينَ يَقُولُونَ لَا تُنفِقُوا عَلَى مَنْ عِندَ رَسُولِ اللَّهِ حَتَّى يَنفَضُّوا وَلِلَّهِ خَزَائِنُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَلَكِنَّ الْمُنَافِقِينَ لَا يَفْقَهُونَ

Humullezine yekulune: onlar derler ki
la tunfiku ala men inde resulillahi :Allah elçisi indinde/elçisinden harcama
hatta yenfaddu:hatta dağıt
ve lillahi hazainus semavati vel ardı : Allah göklerin ve yerin hazinelerine sahiptir göklerin hazineleri, ins atomunun içindeki ruhlar
ve lakinnel munafikine la yefkahun: ve lakin iki yüzlüler anlamıyor

104 / 63 Munafikun - 8: يَقُولُونَ لَئِن رَّجَعْنَا إِلَى الْمَدِينَةِ لَيُخْرِجَنَّ الْأَعَزُّ مِنْهَا الْأَذَلَّ وَلِلَّهِ الْعِزَّةُ وَلِرَسُولِهِ وَلِلْمُؤْمِنِينَ وَلَكِنَّ الْمُنَافِقِينَ لَا يَعْلَمُونَ

Yekulune le in raca’na ilal medineti : derler "biz şehire döndüğümüzde...
le yuhricennel eazzu minhal ezelle:...aziz olanlar çıkarılsın"
ve lillahil izzetu : Allah şanlıdır/izzetlidir
ve li resulihi ve : ve elçisi
lil mu’minine ve : ve güvende olanlar
lakinnel munafikine la ya’lemun: lakin iki yüzlüler bilmiyorlar

104 / 63 Munafikun - 9: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تُلْهِكُمْ أَمْوَالُكُمْ وَلَا أَوْلَادُكُمْ عَن ذِكْرِ اللَّهِ وَمَن يَفْعَلْ ذَلِكَ فَأُوْلَئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ

Ya eyyuhallezine amenu : ey güvende olanlar
la tulhikum emvalukum : sizi şaşırtmasın sizin malınız
ve la evladukum :sizin evladınız
an zikrillah: Allah'ın zikrinden
ve men yef'al zalike : öyle yahan kimseler
fe ulaike humul hasirun: bunlar kaybedenlerdir

104 / 63 Munafikun - 10: وَأَنفِقُوا مِن مَّا رَزَقْنَاكُم مِّن قَبْلِ أَن يَأْتِيَ أَحَدَكُمُ الْمَوْتُ فَيَقُولَ رَبِّ لَوْلَا أَخَّرْتَنِي إِلَى أَجَلٍ قَرِيبٍ فَأَصَّدَّقَ وَأَكُن مِّنَ الصَّالِحِينَ

Ve enfiku mimma razaknakum : size sağladıklarımızdan harcayanlar
min kabli en ye’tiye ehadekumul mevtu :onlardan birine ölüm gelmeden önce
fe yekule rabbi : Rabbi dedi ki
lev la ahharteni ila ecelin karibin : eğer sonunu ertelemeseydik yakındı
fe assaddeka : inandığım
ve ekun mines salihin: ve iyi iş yapanlardan olduğum için vardım

104 / 63 Munafikun - 11: وَلَن يُؤَخِّرَ اللَّهُ نَفْسًا إِذَا جَاء أَجَلُهَا وَاللَّهُ خَبِيرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ

Ve len yuahhırallahu : Allah geciktirmez
nefsen iza cae eceluha: eğer eceli gelmişse nefsin
vallahu habirun bi ma ta’melun: Allah haberdardır yaptıklarınızdan