Yavuz Özmen bilimseltefsir.com
--

106- Hucurat (49)

106 / 49 Hucurat - 1: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تُقَدِّمُوا بَيْنَ يَدَيِ اللَّهِ وَرَسُولِهِ وَاتَّقُوا اللَّهَ إِنَّ اللَّهَ سَمِيعٌ عَلِيمٌ

Ya eyyuhallezine amenu: ey güvende olanlar
la tukaddimu : sen ilerleme
beyne : arasında
yedeyillahi: allahın elleri
ve resulihi : ve elçisi
vettekullah: Allahtan korkun
innallahe semiun alim: Allah işitir bilir

106 / 49 Hucurat - 2: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تَرْفَعُوا أَصْوَاتَكُمْ فَوْقَ صَوْتِ النَّبِيِّ وَلَا تَجْهَرُوا لَهُ بِالْقَوْلِ كَجَهْرِ بَعْضِكُمْ لِبَعْضٍ أَن تَحْبَطَ أَعْمَالُكُمْ وَأَنتُمْ لَا تَشْعُرُونَ

Ya eyyuhallezine amenu: ey güvende olanlar
la terfeu asvatekum : yükseltmeyin seslerinizi
fevka savtin nebiyyi: nebinin sesinin üzerinde
ve la techeru lehu : onunla konuşma
bil kavli ke cehri : sözlerinizi bağırarak
ba’dıkum :sizden bazılarına (sizden birine söyler gibi)
li ba’dın en tahbeta a’malukum: amellerinizi boşa çıkarmayın
ve entum la teş’urun: siz(ikiniz) hissetmiyorsunuz

106 / 49 Hucurat - 3: إِنَّ الَّذِينَ يَغُضُّونَ أَصْوَاتَهُمْ عِندَ رَسُولِ اللَّهِ أُوْلَئِكَ الَّذِينَ امْتَحَنَ اللَّهُ قُلُوبَهُمْ لِلتَّقْوَى لَهُم مَّغْفِرَةٌ وَأَجْرٌ عَظِيمٌ

İnnellezine yeguddune asvatehum: seslerini azaltan kimseler
inde resulillahi: Allah resulü katında
ulaikellezinemtehanallahu: Allah onları imtihan ediyor
kulubehum: kalplerini
lit takva : dinlerini
lehum magfiratun ve ecrun azim: onlara af ve büyük ödül

106 / 49 Hucurat - 4: إِنَّ الَّذِينَ يُنَادُونَكَ مِن وَرَاء الْحُجُرَاتِ أَكْثَرُهُمْ لَا يَعْقِلُونَ

İnnellezine yunaduneke: o kimseler ararlar seni
min verail hucurati : hücrelerin dışından
ekseruhum la ya’kılun: onların çoğu anlamazlar
(Hücreler, içinde odacıklar bulunan şey bizim proton dediğimiz göklerdir. Ruhlar göklerin içinde barınır. Bü yüzden Allah "Göklerdeki insanlar" demektedir. Gök içindeki kişiyi arayanlar onu göklerin dışında ararlar, çünkü göğün içine sadece bir kişi barınmaktadır. Ruhun özelliklerini ve nerede durduğunu bilmeyen diğer insanlar onu aramak için göğün içine giremeyeceklerdir. Arayan insanların çoğu burada anlatılanları anlamazlar. Tüm bu olayları bize anlatan yani gaybı anlatan yegane bilgi kaynağı işte bu vahiy anlatılarını içeren cümlelerdir. Bu cümleler vahiy değillerdir. Bilimden uzak okumalarla anlatıların meramı bilinemeyecektir.)

106 / 49 Hucurat - 5: وَلَوْ أَنَّهُمْ صَبَرُوا حَتَّى تَخْرُجَ إِلَيْهِمْ لَكَانَ خَيْرًا لَّهُمْ وَاللَّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

Ve lev ennehum saberu: eğer onlar sabırlı olsaydılar
hatta tahruce ileyhim: hatta onlara gitseydiler
le kane hayran lehum:onlar için hayırlı/iyi olurdu
vallahu gafurun rahim: Allah bağışlayan merhamet edendir

106 / 49 Hucurat - 6: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِن جَاءكُمْ فَاسِقٌ بِنَبَأٍ فَتَبَيَّنُوا أَن تُصِيبُوا قَوْمًا بِجَهَالَةٍ فَتُصْبِحُوا عَلَى مَا فَعَلْتُمْ نَادِمِينَ

Ya eyyuhallezine amenu: ey güvende olanlar
in caekum fasikun : size gelseydi ahlaksız
bi nebein : haberiyle
fe tebeyyenu : öğrendiler
en tusibu kavmen : halklarına bulaştırdılar
bi cehaletin : cahillikleriyle/cahilce
fe tusbihu ala ma fealtum nadimin : onlar yaptıklarına pişman oldular

106 / 49 Hucurat - 7: وَاعْلَمُوا أَنَّ فِيكُمْ رَسُولَ اللَّهِ لَوْ يُطِيعُكُمْ فِي كَثِيرٍ مِّنَ الْأَمْرِ لَعَنِتُّمْ وَلَكِنَّ اللَّهَ حَبَّبَ إِلَيْكُمُ الْإِيمَانَ وَزَيَّنَهُ فِي قُلُوبِكُمْ وَكَرَّهَ إِلَيْكُمُ الْكُفْرَ وَالْفُسُوقَ وَالْعِصْيَانَ أُوْلَئِكَ هُمُ الرَّاشِدُونَ

Va’lemu enne fikum resulallah: bilin ki Allah'ın elçisi aranızdan biridir
lev yutiukum: eğer itaat ederseniz
fi kesirin : çoğunuz
minel emri : emirden
le anittum: ?
ve lakinnallahe habbebe ileykumul imane: lakin Allah dostları sizin imanlı
ve zeyyenehu fi kulubikum: ve kalplerinde ziynet olanlarınızdır
ve kerrahe ileykumul kufre : çirkinlikleriyle size inkar
vel fusuka vel isyan: ve günah ve isyan
ulaike humur raşidun: eden bunlar yetkin olanlar

106 / 49 Hucurat - 8: فَضْلًا مِّنَ اللَّهِ وَنِعْمَةً وَاللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ

Fadlen minallahi: ayrıca Allah'tandır
ve ni’meten: nimetler
vallahu alimun hakim: ve Allah bilendir bilgedir

106 / 49 Hucurat - 9: وَإِن طَائِفَتَانِ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ اقْتَتَلُوا فَأَصْلِحُوا بَيْنَهُمَا فَإِن بَغَتْ إِحْدَاهُمَا عَلَى الْأُخْرَى فَقَاتِلُوا الَّتِي تَبْغِي حَتَّى تَفِيءَ إِلَى أَمْرِ اللَّهِ فَإِن فَاءتْ فَأَصْلِحُوا بَيْنَهُمَا بِالْعَدْلِ وَأَقْسِطُوا إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ الْمُقْسِطِينَ

Ve in taifetani : iki taife var (İçinde ruh olan Elif ve Lam rumzuyla anılan atomların her biri bir taifedir/millettir. Bunların mensupları birbirinin kardeşi/ihvandır. İhvan/kardeş aynı anadan olanlara deniyor. Yani din/polarma kardeşliği olamıyor, annelerinin aynı atom olamsı gerekiyor.)
minel mu’mininektetelu : güvende olup kavga eden
fe aslihu beyne huma: aralarında uzlaşma sağladılar
fe in begat ihdahuma : onlardan biri ansızın öbür tarafa
alal uhra fe katilulleti tebgi :savaş açmayı istedi
hatta tefie ila emrillahi: hatta Allah'ın emriyle
fe in faet fe aslihu beynehuma bil adli ve aksitu: barışmalarını aralarında adalet ve doğrulukla
innallahe yuhıbbul muksitin: Allah doğruları sever

106 / 49 Hucurat - 10: إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ إِخْوَةٌ فَأَصْلِحُوا بَيْنَ أَخَوَيْكُمْ وَاتَّقُوا اللَّهَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ

İnnemal mu’minune ihvetun : güvende olanlar kardeştir
fe aslihu beyne ehaveykum : kardeşler arasında barış olmalıdır
vettekullahe leallekum turhamun:Allah'tan korkun ki merhamet etsin

106 / 49 Hucurat - 11: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا يَسْخَرْ قَومٌ مِّن قَوْمٍ عَسَى أَن يَكُونُوا خَيْرًا مِّنْهُمْ وَلَا نِسَاء مِّن نِّسَاء عَسَى أَن يَكُنَّ خَيْرًا مِّنْهُنَّ وَلَا تَلْمِزُوا أَنفُسَكُمْ وَلَا تَنَابَزُوا بِالْأَلْقَابِ بِئْسَ الاِسْمُ الْفُسُوقُ بَعْدَ الْإِيمَانِ وَمَن لَّمْ يَتُبْ فَأُوْلَئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ

Ya eyyuhallezine amenu : ey güvende olanlar
la yeshar kavmun : halklarla alay edilmesin
min kavmin asa: halklardan umulur
en yekunu hayran minhum : onlardan daha iyi olun
ve la nisaun min nisain asa : bir boş ins atomu, boş ins atomundan hayırlı değildir
en yekunne hayran minhunne: onlar birbirlerinden iyi olur
ve la telmizu enfusekum : siz dokunmayın
ve la tenabezu bil elkab: onları lakapla çağırmayın
bi’sel ismul fusuku ba’del iman: kötü isimler imansızlıktandır
ve men lem yetub: tevbe etmeyenler
fe ulaike humuz zalimun: zalimlerdir

106 / 49 Hucurat - 12: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اجْتَنِبُوا كَثِيرًا مِّنَ الظَّنِّ إِنَّ بَعْضَ الظَّنِّ إِثْمٌ وَلَا تَجَسَّسُوا وَلَا يَغْتَب بَّعْضُكُم بَعْضًا أَيُحِبُّ أَحَدُكُمْ أَن يَأْكُلَ لَحْمَ أَخِيهِ مَيْتًا فَكَرِهْتُمُوهُ وَاتَّقُوا اللَّهَ إِنَّ اللَّهَ تَوَّابٌ رَّحِيمٌ

Ya eyyyuhallezine amenu-: ey güvende olanlar
-uctenibu kesiran minez zanni: şüpheden kaçının
inne ba’daz zanni ismun: bazı şüpheler günahtır
ve la tecessesu : ve casusluk etmek
ve la yagteb ba’dukum : birbirinize kızmayın
ba’da e yuhıbbu ehadukum : birbirinizi sevin
en ye’kule lahme ahihi meyten fe kerihtumuhu: düşünün hiç ölen kardeşinizin etini yer mi?
vettekullahe: Allahtan korkun
innallahe tevvabun rahimun: Allah tevbeleri kabul edendir merhametlidir

106 / 49 Hucurat - 13: يَا أَيُّهَا النَّاسُ إِنَّا خَلَقْنَاكُم مِّن ذَكَرٍ وَأُنثَى وَجَعَلْنَاكُمْ شُعُوبًا وَقَبَائِلَ لِتَعَارَفُوا إِنَّ أَكْرَمَكُمْ عِندَ اللَّهِ أَتْقَاكُمْ إِنَّ اللَّهَ عَلِيمٌ خَبِيرٌ

Ya eyyuhan nasu : ey nas/ey insanlar
inna halaknakum min zekerin ve unsa :sizi bir erkek ve bir dişiden yaptık
ve cealnakum şuuben : sizi milletler halinde yaptık
ve kabaile : ve kabileler
li tearafu: tanımanız için/tanışasınız diye
inne ekramekum : ikram sizedir
indallahi etkakum: Allah'ta kalın diye
innallahe alimun habir: Allah bilendir haberdardır

106 / 49 Hucurat - 14: قَالَتِ الْأَعْرَابُ آمَنَّا قُل لَّمْ تُؤْمِنُوا وَلَكِن قُولُوا أَسْلَمْنَا وَلَمَّا يَدْخُلِ الْإِيمَانُ فِي قُلُوبِكُمْ وَإِن تُطِيعُوا اللَّهَ وَرَسُولَهُ لَا يَلِتْكُم مِّنْ أَعْمَالِكُمْ شَيْئًا إِنَّ اللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

Kaletil a’rabu amenna: dedi arab güvenlidir! Arap, atomu kuşatan manyetizmanın verdiği negatif görüntüye deniyor. Onun odağında duran ins atomu, ruh için çok güvenli bir ortam sağlıyor. orijinal ismi ile Kur'an olan manyetizmanın korumasındaki atoma başka şey dokunamıyor.

kul lem tu’minu : dedi "inanmadık"
ve lakin kulu eslemna : ama teslim olduk
ve lemma yedhulil imanu : inanç girdiği zaman
fi kulubikum, : kalplerimizin içine
ve in tutiullahe ve resulehu : Allah'a ve elçisine itaat
la yelitkum : ?
min a’malikum şey’a: eylemlerinizden/işlerinizden şeyler
innallahe gafurun rahim: Allah bağışlayan merhamet edendir

106 / 49 Hucurat - 15: إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ الَّذِينَ آمَنُوا بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ ثُمَّ لَمْ يَرْتَابُوا وَجَاهَدُوا بِأَمْوَالِهِمْ وَأَنفُسِهِمْ فِي سَبِيلِ اللَّهِ أُوْلَئِكَ هُمُ الصَّادِقُونَ

İnnemal mu’minunellezine amenu billahi : ancak inanan kimseler Allah ile güvendedir
ve resulihi : ve elçisiyle
summe lem yertabu : sonra korku yoktur
ve cahedu bi emvalihim ve enfusihim :ve cihad/mücadele ettiler malları ve nefsleriyle
fi sebilillah: Allah'ın yolunda
ulaike humus sadikun: bunlar samimi olanlardı

106 / 49 Hucurat - 16: قُلْ أَتُعَلِّمُونَ اللَّهَ بِدِينِكُمْ وَاللَّهُ يَعْلَمُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ وَاللَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ

Kul e tuallimunallahe bi dinikum :de ki "Allah'ı dininizle mi bilirsiniz?"
vallahu ya’lemu ma fis semavati ve ma fil ard: göklerin içinde ve yerin içinde olanları Allah bilir
vallahu bi kulli şey’in alim: Allah her şeyi bilendir

106 / 49 Hucurat - 17: يَمُنُّونَ عَلَيْكَ أَنْ أَسْلَمُوا قُل لَّا تَمُنُّوا عَلَيَّ إِسْلَامَكُم بَلِ اللَّهُ يَمُنُّ عَلَيْكُمْ أَنْ هَدَاكُمْ لِلْإِيمَانِ إِن كُنتُمْ صَادِقِينَ

Yemunnune aleyke en eslemu : teslim olmayı umut et
kul la temunnu aleyye islamekum:de ki
belillahu yemunnu aleykum : Ancak Allah size sağınızdan gelir
en hedakum: sizi -sağa- yönlendirmek için
lil imani in kuntum sadikin: imanınız/güvenliğiniz için, doğru yönde olasınız diye

106 / 49 Hucurat - 18: إِنَّ اللَّهَ يَعْلَمُ غَيْبَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَاللَّهُ بَصِيرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ

İnnallahe ya’lemu gaybes semavati vel ard: muhakkak ki Allah göklerin ve yerin bilgisine sahiptir
vallahu basirun bima ta’melun: ve Allah sonu gören ve yaptıklarınız bilendir