Yavuz Özmen bilimseltefsir.com
--

107- Tahrim (66)

107 / 66 Tahrim - 1: يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ لِمَ تُحَرِّمُ مَا أَحَلَّ اللَّهُ لَكَ تَبْتَغِي مَرْضَاتَ أَزْوَاجِكَ وَاللَّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

Ya eyyuhan nebiyyu: ey nebi üç atom ve onlarda barınan üç nebi var
lime tuharrimu : niçin kendini sakındırıyorsun
ma ehallallahu leke: Allah'ın sana izin verdiklerinden
tebtegi : arıyor/istiyor
mardate : hastalık
ezvacike: eşinde
vallahu gafurun rahim: Allah bağışlayan merhamet edendir

107 / 66 Tahrim - 2: قَدْ فَرَضَ اللَّهُ لَكُمْ تَحِلَّةَ أَيْمَانِكُمْ وَاللَّهُ مَوْلَاكُمْ وَهُوَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ

Kad faradallahu lekum : Allah size dayattı
tehillete eymanikum: inandığınızı yerine getirmeyi
vallahu mevlakum: Allah koruyucunuzdur
ve huvel alimul hakim: O bilendir hakimdir

107 / 66 Tahrim - 3: وَإِذْ أَسَرَّ النَّبِيُّ إِلَى بَعْضِ أَزْوَاجِهِ حَدِيثًا فَلَمَّا نَبَّأَتْ بِهِ وَأَظْهَرَهُ اللَّهُ عَلَيْهِ عَرَّفَ بَعْضَهُ وَأَعْرَضَ عَن بَعْضٍ فَلَمَّا نَبَّأَهَا بِهِ قَالَتْ مَنْ أَنبَأَكَ هَذَا قَالَ نَبَّأَنِيَ الْعَلِيمُ الْخَبِيرُ

Ve iz eserran nebiyyu: nebi'yi esir ettiğiniz vakit
ila ba’dı : bazı
ezvacihi: eşleriyle
hadisa: yeni olan/olay
fe lemma nebbeet bihi : zamanı/vaktinde haberini
ve azherahullahu : Allah açığa çıkardı/gösterdi
aleyhi arrafe ba’dahu : onu bazı örf/görenek
ve a’rada an ba’dın:ve bazılarına tanıtmak
fe lemma nebbeeha bihi kalet : vaktinde onun haberini dediler
men enbeeke haza: bunu sana kim haber verir
kale nebbeeniyel alimul habir: dedi haberleri alim ve uzman olan

107 / 66 Tahrim - 4: إِن تَتُوبَا إِلَى اللَّهِ فَقَدْ صَغَتْ قُلُوبُكُمَا وَإِن تَظَاهَرَا عَلَيْهِ فَإِنَّ اللَّهَ هُوَ مَوْلَاهُ وَجِبْرِيلُ وَصَالِحُ الْمُؤْمِنِينَ وَالْمَلَائِكَةُ بَعْدَ ذَلِكَ ظَهِيرٌ

İn tetuba ilallahi : siz-ikiniz-tövbe etseniz
fe kad sagat : ?
kulubukuma: kalplerinizde
ve in tezahera aleyhi : gösteriş ona
fe innallahe huve mevlahu : o Allah ki o onun efendisidir
ve cibrilu : ve cebrail'in
ve salihul mu’minin: ve salih müminlerin
vel melaiketu ba’de zalike zahir: ve sonrasında o gözüken meleklerdir

107 / 66 Tahrim - 5: عَسَى رَبُّهُ إِن طَلَّقَكُنَّ أَن يُبْدِلَهُ أَزْوَاجًا خَيْرًا مِّنكُنَّ مُسْلِمَاتٍ مُّؤْمِنَاتٍ قَانِتَاتٍ تَائِبَاتٍ عَابِدَاتٍ سَائِحَاتٍ ثَيِّبَاتٍ وَأَبْكَارًا

Asa rabbuhu: umarım rabbin
in tallakakunne en yubdilehu: boşadıklarınızın yerine alacak
ezvacen hayran : hayırlı eş
min kunne : olanlardan
muslimatin: teslim olmuşlardan
mu’minatin: güvenli (İns atomlarının aklı yoktur, inanan olamazlar)
kanitatin: itaatkar
taibatin : tövbekar
abidatin: kulluk edecek
saihatin: gezgin içindeki raculü gezdiren ins atomudur
seyyibatin : kocası olmayan içi dolu ins atomları hariç
ve ebkara: ve bakire olanlardan

107 / 66 Tahrim - 6: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا قُوا أَنفُسَكُمْ وَأَهْلِيكُمْ نَارًا وَقُودُهَا النَّاسُ وَالْحِجَارَةُ عَلَيْهَا مَلَائِكَةٌ غِلَاظٌ شِدَادٌ لَا يَعْصُونَ اللَّهَ مَا أَمَرَهُمْ وَيَفْعَلُونَ مَا يُؤْمَرُونَ

Ya eyyuhallezine amenu : ey güvende olanlar
ku enfusekum ve ehlikum : kendinizi ve ailenizi koruyun
naran vakuduhan nasu vel hicaratu : yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten
aleyha melaiketun gılazun şidadun : meleklerin üstünde/üzerinde sert ve şiddetli
la ya’sunallahe ma emerahum : Allah'ın emirlerine itaatsizlik etmezler
ve yef’alune ma yu’merune: onlar verilen eminleri yapıyorlar

107 / 66 Tahrim - 7: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ كَفَرُوا لَا تَعْتَذِرُوا الْيَوْمَ إِنَّمَا تُجْزَوْنَ مَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

Ya eyyuhallezine keferu : ey inkar edenler
la ta’tezirul yevme: özür günü değildir
innema tuczevne: ancak cezalandırılacaksınız
ma kuntum ta’melun: yaptıklarından ötürü

107 / 66 Tahrim - 8: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا تُوبُوا إِلَى اللَّهِ تَوْبَةً نَّصُوحًا عَسَى رَبُّكُمْ أَن يُكَفِّرَ عَنكُمْ سَيِّئَاتِكُمْ وَيُدْخِلَكُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ يَوْمَ لَا يُخْزِي اللَّهُ النَّبِيَّ وَالَّذِينَ آمَنُوا مَعَهُ نُورُهُمْ يَسْعَى بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَبِأَيْمَانِهِمْ يَقُولُونَ رَبَّنَا أَتْمِمْ لَنَا نُورَنَا وَاغْفِرْ لَنَا إِنَّكَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ

Ya eyyuhallezine amenu : ey güvende olanlar
tubu ilallahi tevbeten nasuhan: Allah'a tevbe edin içtenlikle
asa rabbukum : umarım rabbin
en yukeffira ankum seyyiatikum : inkar edenlerin günahlarını
ve yudhilekum cennatin tecri : girersiniz tecrit edilmiş/müstükil cennete
min tahtihal enharu: altınızda/altında nehirler akan
yevme la yuhzillahun nebiyye : o gün Allah nebileri utandırmaz (Nebi, ins atomlarının içindeki ruhların hepsine birden verilen isimdir. Ta, Ha ve Mim olmak üzere üç nebi oluyor. Bunlar İbrahim Musa ve Muhammed'dir. Nebi, insan olma sırası gelen ins atomlarının hepsine birden giren ruhun adı olarak anılıyor. Biz şu an Mim/Muhammed nebi ruhunu taşımaktayız.)
vellezine amenu meahu nuruhum : o kimseler ışıkları/nurlarıyla güvendedirler
yes'a beyne eydihim ve bi eymanihim : ellerinin arasında arıyorlar inançlarını
yekulune rabbena etmim lena nurana vagfir lena:rabbimiz bizi affet ve nurumuzu tamamla derler
inneke ala kulli şey'in kadir: sen her şeye kadirsin

107 / 66 Tahrim - 9: يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ جَاهِدِ الْكُفَّارَ وَالْمُنَافِقِينَ وَاغْلُظْ عَلَيْهِمْ وَمَأْوَاهُمْ جَهَنَّمُ وَبِئْسَ الْمَصِيرُ

Ya eyyuhan nebiyyu: ey nebi
cahidil kuffara : inkar edenlerle cihad et
vel munafikine: ve iki yüzlülerle
vagluz aleyhim: ve katılaşmış olanlarla
ve me’vahum cehennem: onların barınakları cehennemdir
ve bi’sel masir: ve ne kötü kaderdir

107 / 66 Tahrim - 10: ضَرَبَ اللَّهُ مَثَلًا لِّلَّذِينَ كَفَرُوا اِمْرَأَةَ نُوحٍ وَاِمْرَأَةَ لُوطٍ كَانَتَا تَحْتَ عَبْدَيْنِ مِنْ عِبَادِنَا صَالِحَيْنِ فَخَانَتَاهُمَا فَلَمْ يُغْنِيَا عَنْهُمَا مِنَ اللَّهِ شَيْئًا وَقِيلَ ادْخُلَا النَّارَ مَعَ الدَّاخِلِينَ

Daraballahu: Allah vurdu (Vurmak, bir iletişim sırasında atomlara uygulanan fiziksel tesir. Öyle ki bizdeki dokunma, işitme ve hatta görme duyularının hepsi atomlara darb edilmesiyle o atomda oluşan steteskobik etkiyle algılamaktan ibarettir.)
meselen lillezine keferumraete nuhın : inkar eden kimselere gibi Nuh'un karısına
vemraete lut:ve Lut'un karısına
kaneta tahte abdeyni : ikisi vardı kulların aşağısında
min ibadina salihayni : ibadetleriyle iyi işler yapan
fe hanetahuma : ikisi de
fe lem yugniya anhuma : onları terk etmediler
minallahi şey’en ve kiledhulen : Allah'tan bir şeyler söylendi
nara mead dahılin: ateşe dahil olun/girin diye

107 / 66 Tahrim - 11: وَضَرَبَ اللَّهُ مَثَلًا لِّلَّذِينَ آمَنُوا اِمْرَأَةَ فِرْعَوْنَ إِذْ قَالَتْ رَبِّ ابْنِ لِي عِندَكَ بَيْتًا فِي الْجَنَّةِ وَنَجِّنِي مِن فِرْعَوْنَ وَعَمَلِهِ وَنَجِّنِي مِنَ الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ

Ve daraballahu : Allah vurdu
meselen lillezine amenu : güvende olan kimselere vurduğu gibi
umraete fir’avn: firavuna (Büyük atoma. hacmen büyük yaş olarak en küçük atom Ra'dır. Ona ruh üflenmedi. O kendisi "büyük ev/firavun" olmasına rağmen bir nebiye beyt/ev olmadı.)
iz kalet rabbibni li indeke beyten fil cenneti : rabbi dedi senin cennette evin var
ve neccini min fir’avne ve amelihi : seni firavundan ve yaptıklarından kurtaraca
ve neccini minel kavmiz zalimin: ve seni ezici halktan koruyacak

107 / 66 Tahrim - 12: وَمَرْيَمَ ابْنَتَ عِمْرَانَ الَّتِي أَحْصَنَتْ فَرْجَهَا فَنَفَخْنَا فِيهِ مِن رُّوحِنَا وَصَدَّقَتْ بِكَلِمَاتِ رَبِّهَا وَكُتُبِهِ وَكَانَتْ مِنَ الْقَانِتِينَ

Ve meryemebnete ımranelleti: ve İmran kızı Meryem'e
ahsanet ferceha : onun ferci'ni güçlendirdik (Ferc, iki şey arasındaki boşluk/ kapı/aralık/yarık/avret yeri)
fe nefahna fihi min ruhına : ona ruhumuzdan üfledik
ve saddekat bi kelimati rabbiha : rabbini kelimelerle onayladı
ve kutubihi : ve yazdıklarıyla
ve kanet minel kanitin: ve ikisi de öyle oldu