Yavuz Özmen bilimseltefsir.com
------

10/89 Fecr

  • Şafak
    Evren on iki ay konisiyle oluşuyor. Her ay konisi, birer gece isimli karanlık koniden ibaretler. Her koninin kenarı diğer koniyi kestiğinde Fecr/şafak oluşuyor ama gece sona ermiyor, sadece o ay bitmiş oluyor. Kısaca Kur'an kitabında anlatılan şafak, dünyada gelişen gündüz başlangını anlatmıyor.

    Ve on geceye...

    Gece isminin içi boş olan kütleyi oluşturan Kuark'lara (Gök’lere) verildiğini önceki vahiylerde görmüştük. Evren böylesi on tane gece malzemesi ile inşa edildiği için vahiy, on tane gece isimli Kuark’ın varlığını bildiriyor.

    Ve çift olana ve tek olana...

    Kuark'lardan Gündüz ve Gece olmak üzere çift iken bazıları yalnızca Gece olarak tektir...

    Ve geçip gideceği zaman geceye...

    Evreni oluşturan gece (kadir gecesi) ile atomları oluşturan gecelerin birbirine karışmaması için aynı pasajda bir ondan bir bundan bahsediliyor olmalı. Bu cümle tekrardan evreni oluşturan geceye atıf yapıyor.

fecr 1 : وَالْفَجْرِ

Vel fecri
Şafak
Bu şafak dünyaya ait kavram olarak anılmıyor. İlerleyen cümlelerde şafak sökmesine rağmen anlatıların halen dana gece içinde geçmesi bunu onaylıyor. Evreni meydana getiren on iki ayın (tevbe 32) her birisi, önceki ay içinden geçtiğinde bir şafak oluşuyor. Burada anılan, yeni ay ile gelen şafaktır.

fecr 2 : وَلَيَالٍ عَشْرٍ

Ve leyâlin aşrın
Ve on gece

fecr 3 : وَالشَّفْعِ وَالْوَتْرِ

Veş şef’ı vel vetri
ve çift tel

fecr 4 : وَاللَّيْلِ إِذَا يَسْرِ

Vel leyli izâ yesr
Gece, eğer kolay/memnun

fecr 5 : هَلْ فِي ذَلِكَ قَسَمٌ لِّذِي حِجْرٍ

Hel fî zâlike kasemun li zî hicr
Şu bölüm içindeki, bir taş mı?

fecr 6 : أَلَمْ تَرَ كَيْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِعَادٍ

E lem tera : Görmedin
keyfe: nasıl
feale : yaptı
rabbuke bi âd: döndürmekle
Görmediniz Rabbin döndürmekle nasıl yaptı -onu-

fecr 7 : إِرَمَ ذَاتِ الْعِمَادِ

İreme zâtil ımâdi
Sütunlarını çıkardı/attı

fecr 8 : الَّتِي لَمْ يُخْلَقْ مِثْلُهَا فِي الْبِلَادِ

Elletî : hangi-lem yuhlak: oluşturmadı- misluhâ fîl bilâd: ülke içinde-
Onu bir ülke içinde oluşturmadı

fecr 9 : وَثَمُودَ الَّذِينَ جَابُوا الصَّخْرَ بِالْوَادِ

Ve semûdellezîne câbûs sahra bil vâdi
Kayaları ve çamuru birlikte yürüterek

fecr 10 : وَفِرْعَوْنَ ذِي الْأَوْتَادِ

Ve firavne: büyük/iri
zîl evtâdi: kazık
Büyük olana kazık koydu

fecr 11 : الَّذِينَ طَغَوْا فِي الْبِلَادِ

Ellezîne tagav fîl bilâd
kimin ülkesini aştılar

fecr 12 : فَأَكْثَرُوا فِيهَا الْفَسَادَ

Fe ekserû fîhâl fesâd
Nerede bozulma varsa

fecr 13 : فَصَبَّ عَلَيْهِمْ رَبُّكَ سَوْطَ عَذَابٍ

Fe sabbe: dökülen- aleyhim : onlara-rabbuke- sevta azâb : kırbaç azabı-
Rab onlara kırbaç azabı döktü

fecr 14 : إِنَّ رَبَّكَ لَبِالْمِرْصَادِ

İnne rabbeke le bil mirsâd
Gerçekten rabbiniz gözlemler/tuzak, pusu kurar

fecr 15 : فَأَمَّا الْإِنسَانُ إِذَا مَا ابْتَلَاهُ رَبُّهُ فَأَكْرَمَهُ وَنَعَّمَهُ فَيَقُولُ رَبِّي أَكْرَمَنِ

Fe emmâl insânu : İnsan ortaya çıktığında
izâ mâ : ne zaman ibtelâhu : acı çekti
rabbuhu fe ekramehu : rabbinin ikramı ve na’amehu : cömertliği- fe yekûlu : dedi- rabbî ekrameni: rab karşılıksız veren
Ne zaman ki insan kendine yetmediğini anladı o zaman rabbi, tüm insanlığı beslediğini ve karşılıksız verdiğini söyledi

fecr 16 : وَأَمَّا إِذَا مَا ابْتَلَاهُ فَقَدَرَ عَلَيْهِ رِزْقَهُ فَيَقُولُ رَبِّي أَهَانَنِ

Ve emmâ izâ mâbtelâhu fe kadera aleyhi rızkahu fe yekûlu rabbî ehâneni
Eğer insan acı içinde kalınca gelirse rabbine

fecr 17 : كَلَّا بَل لَّا تُكْرِمُونَ الْيَتِيمَ

Kellâ bel : ancak her ikisi- lâ tukrimûnel : ikram=yukrimu -yetîm: yetim-
Hayır, bilâkis siz yetime ikram etmiyorsunuz.

fecr 18 : وَلَا تَحَاضُّونَ عَلَى طَعَامِ الْمِسْكِينِ

Ve lâ tehâddûne: teşvik etmek- alâ taâmil: gıda üzerine- miskîn: hareketsiz-
Açlık ve tembellik konusunda birbirinizi teşvik etmeyin

fecr 19 : وَتَأْكُلُونَ التُّرَاثَ أَكْلًا لَّمًّا

Ve te’kulûnet: senin yediğin- turâse : miras- eklen lemmen: yiyecek-
Yediğiniz miras idi, bitince ne yiyeceksiniz

fecr 20 : وَتُحِبُّونَ الْمَالَ حُبًّا جَمًّا

Ve tuhıbbûnel: aşk- mâle: para/varlık- hubben cemmen: sevmek-
Aşk ve enerjiyi sevin

fecr 21 : كَلَّا إِذَا دُكَّتِ الْأَرْضُ دَكًّا دَكًّا

Kellâ izâ : eğer her ikisi- dukketil- ardu: yer/elektron- dekken dekkâ: Karıştırmak/harmanlamak
Eğer her ikisi harmanlanmışsa

fecr 22 : وَجَاء رَبُّكَ وَالْمَلَكُ صَفًّا صَفًّا

Ve câe rabbuke: Rabbin geldi- vel meleku : ve melekleri (melek, fonksiyon/kurallar)- saffen saffâ : bir tarifin detaylı açıklaması-
Rab ve kurallı davranışlar manzumesi açıklandı

fecr 23 : وَجِيءَ يَوْمَئِذٍ بِجَهَنَّمَ يَوْمَئِذٍ يَتَذَكَّرُ الْإِنسَانُ وَأَنَّى لَهُ الذِّكْرَى

Ve cîe yevme izin : getirildiği günbi cehenneme : cehennem yevme izin : o gün yetezekkerul : hatırlar insânu : insan atomları ve ennâ lehuz: sahibi olduğunu zikrâ: yıldönümü
Evrenin 12 aydan oluşan döngüsü var, (ilgili pasajda açıklanıyor) İnsan adıyla anılan atomlar ancak döngü yeniden başladığında eski izleri hissettiğinde hatırlama kabiliyeti sergileyebiliyor.

fecr 24 : يَقُولُ يَا لَيْتَنِي قَدَّمْتُ لِحَيَاتِي

Yekûlu yâ leytenî : keşke diyor kaddemtu li hayâtî: hatırlamakta olduğum hayatımı
Keşke (yıldönümüyle) hatırladığım hayatımı...

fecr 25 : فَيَوْمَئِذٍ لَّا يُعَذِّبُ عَذَابَهُ أَحَدٌ

Fe yevme izin: o gün- lâ yuazzibu: işkence değil- azâbehû ehadun: Ehad/boyut/zaman ın cezası
O gün işkence olsun diye değil, boyutun vereceği azabın etkisi var. (Ehad sayı bir'i demek olmayıp, evreni inşa eden, onu camdaki buzlanma çizgileri gibi dolduran zaman çizgilerine muhatap olmak yani cehennemde azap görmek anlatılıyor)

fecr 26 : وَلَا يُوثِقُ وَثَاقَهُ أَحَدٌ

Ve lâ yûsiku: güven vermez- vesâkahû ehadun : tek boyut bağlanmaz
Tek boyut(zaman)a tutunulmaz

fecr 27 : يَا أَيَّتُهَا النَّفْسُ الْمُطْمَئِنَّةُ

Yâ eyyetuhân nefsul mutmainnetu: güvende olmak
Ey kendini güvende gören nefs!

fecr 28 : ارْجِعِي إِلَى رَبِّكِ رَاضِيَةً مَّرْضِيَّةً

İrciî ilâ rabbiki b>: rabbine dönmüş- râdıyeten mardıyyeten b>: doygun ve memnun
Rabbine dön ki doyasın ve memnun kalasın

fecr 29 : فَادْخُلِي فِي عِبَادِي

Fedhulî: gir - fî ibâdî: kullarımın içine
Ruha hitap ederek: Gir kullarımın içine! (Buradaki kul, boş atoma deniliyor, "İns diye anılıyor bu boş atom, onun içi cennet oluyor, ruh bu atomun içinde barınıyor, cehennemin ateşinden korunuyor. Başkaca pasajlarda orasının serinliği ve eminliğinden bahsediliyor)

fecr 30 : وَادْخُلِي جَنَّتِي

Vedhulî cennetî
Ve cennetime gir.