Yavuz Özmen bilimseltefsir.com
------

10- Fecr / (89)

  • Şafak...

    Geceyi bitiren tan yerinin ağarma vaktine yemin edilmesi dünyamızdaki fecr vaktini değil evrenin içinde bulunduğu gece Gök'ünün gündüz Gök'üne dönüşeceği zamanı bildirmesi hakkındadır. Bu zaman kıyamet başlangıcıdır.

    Ve on geceye...

    Gece isminin içi boş olan kütleyi oluşturan Kuark'lara (Gök’lere) verildiğini önceki vahiylerde görmüştük. Evren böylesi on tane gece malzemesi ile inşa edildiği için vahiy, on tane gece isimli Kuark’ın varlığını böyle yeminle bildiriyor.

    Ve çift olana ve tek olana...

    Kuark'lardan Gündüz ve Gece olmak üzere çift iken bazıları yalnızca Gece olarak tektir...

    Ve geçip gideceği zaman geceye ant olsun...

    Belirli bir süre için yaratılan Gece'nin varlığı, materyalizmin dediği gibi ezelden ebede kalıcı mutlak varlık olmadığı bilakis geçici olduğudur. Atomlar, buz parçalarının eriyerek küçülmeleri gibi küçülmekteler.

1 : وَالْفَجْرِ

Vel fecri
Şafak (Yeni ay ile gelen şafak)

2 : وَلَيَالٍ عَشْرٍ

Ve leyâlin aşrın
Ve on gece (varlığı meydana getiren on öğe)

3 : وَالشَّفْعِ وَالْوَتْرِ

Veş şef’ı vel vetri
İkili ve bireysel. (kuark çifti ve tek olan kuşatıcı kuark)

4 : وَاللَّيْلِ إِذَا يَسْرِ

Vel leyli izâ yesr
Gece, memnun eder

5 : هَلْ فِي ذَلِكَ قَسَمٌ لِّذِي حِجْرٍ

Hel fî zâlike kasemun li zî hicr
İçinde bir bölümü taştır

6 : أَلَمْ تَرَ كَيْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِعَادٍ

E lem tera : Görmedin-keyfe: nasıl- feale : yaptı-rabbuke bi âd: ad ile-
Görmediniz Rabbin nasıl yaptı

7 : إِرَمَ ذَاتِ الْعِمَادِ

İreme zâtil ımâdi
Sütunlarını çıkardı/attı

8 : الَّتِي لَمْ يُخْلَقْ مِثْلُهَا فِي الْبِلَادِ

Elletî : hangi-lem yuhlak: oluşturmadı- misluhâ fîl bilâd: ülke içinde-
Onu bir ülke içinde oluşturmadı

9 : وَثَمُودَ الَّذِينَ جَابُوا الصَّخْرَ بِالْوَادِ

Ve semûdellezîne câbûs sahra bil vâdi
Kayaları ve çamuru birlikte yürüterek

10 : وَفِرْعَوْنَ ذِي الْأَوْتَادِ

Ve firavne: büyük/iri- zîl evtâdi: kazık-
Büyük olana kazık koydu

11 : الَّذِينَ طَغَوْا فِي الْبِلَادِ

Ellezîne tagav fîl bilâd
kimin ülkesini aştılar

12 : فَأَكْثَرُوا فِيهَا الْفَسَادَ

Fe ekserû fîhâl fesâd
Nerede bozulma varsa

13 : فَصَبَّ عَلَيْهِمْ رَبُّكَ سَوْطَ عَذَابٍ

Fe sabbe: dökülen- aleyhim : onlara-rabbuke- sevta azâb : kırbaç azabı-
Rab onlara kırbaç azabı döktü

14 : إِنَّ رَبَّكَ لَبِالْمِرْصَادِ

İnne rabbeke le bil mirsâd
Eğer rabbiniz gözleseydi

15 : فَأَمَّا الْإِنسَانُ إِذَا مَا ابْتَلَاهُ رَبُّهُ فَأَكْرَمَهُ وَنَعَّمَهُ فَيَقُولُ رَبِّي أَكْرَمَنِ

Fe emmâl insânu : İnsan ortaya çıktığında- izâ mâ : ne zaman-ibtelâhu : acı çekti - rabbuhu fe ekramehu : rabbinin ikramı- ve na’amehu : cömertliği- fe yekûlu : dedi- rabbî ekrameni: rab karşılıksız veren- Ne zaman ki insan kendine yetmediğini anladı o zaman rabbi, tüm insanlığı beslediğini ve karşılıksız verdiğini söyledi

16 : وَأَمَّا إِذَا مَا ابْتَلَاهُ فَقَدَرَ عَلَيْهِ رِزْقَهُ فَيَقُولُ رَبِّي أَهَانَنِ

Ve emmâ izâ mâbtelâhu fe kadera aleyhi rızkahu fe yekûlu rabbî ehâneni
Eğer insan acı içinde kalınca gelirse rabbine

17 : كَلَّا بَل لَّا تُكْرِمُونَ الْيَتِيمَ

Kellâ bel : ancak her ikisi- lâ tukrimûnel : ikram=yukrimu -yetîm: yetim-
Hayır, bilâkis siz yetime ikram etmiyorsunuz.

18 : وَلَا تَحَاضُّونَ عَلَى طَعَامِ الْمِسْكِينِ

Ve lâ tehâddûne: teşvik etmek- alâ taâmil: gıda üzerine- miskîn: hareketsiz-
Açlık ve tembellik konusunda birbirinizi teşvik etmeyin

19 : وَتَأْكُلُونَ التُّرَاثَ أَكْلًا لَّمًّا

Ve te’kulûnet: senin yediğin- turâse : miras- eklen lemmen: yiyecek-
Yediğiniz miras idi, bitince ne yiyeceksiniz

20 : وَتُحِبُّونَ الْمَالَ حُبًّا جَمًّا

Ve tuhıbbûnel: aşk- mâle: para/varlık- hubben cemmen: sevmek-
Aşk ve enerjiyi sevin

21 : كَلَّا إِذَا دُكَّتِ الْأَرْضُ دَكًّا دَكًّا

Kellâ izâ : eğer her ikisi- dukketil- ardu: yer/elektron- dekken dekkâ: Karıştırmak/harmanlamak
Eğer her ikisi harmanlanmışsa

22 : وَجَاء رَبُّكَ وَالْمَلَكُ صَفًّا صَفًّا

Ve câe rabbuke: Rabbin geldi- vel meleku : ve melekleri (melek, fonksiyon/kurallar)- saffen saffâ : bir tarifin detaylı açıklaması-
Rab ve kurallı davranışlar manzumesi açıklandı

23 : وَجِيءَ يَوْمَئِذٍ بِجَهَنَّمَ يَوْمَئِذٍ يَتَذَكَّرُ الْإِنسَانُ وَأَنَّى لَهُ الذِّكْرَى

Ve cîe yevme izin : getirildiği günbi cehenneme : cehennem yevme izin : o gün yetezekkerul : hatırlar insânu : insan atomları ve ennâ lehuz: sahibi olduğunu zikrâ: yıldönümü
Evrenin 12 aydan oluşan döngüsü var, (ilgili pasajda açıklanıyor) İnsan adıyla anılan atomlar ancak döngü yeniden başladığında eski izleri hissettiğinde hatırlama kabiliyeti sergileyebiliyor.

24 : يَقُولُ يَا لَيْتَنِي قَدَّمْتُ لِحَيَاتِي

Yekûlu yâ leytenî : keşke diyor kaddemtu li hayâtî: hatırlamakta olduğum hayatımı
Keşke (yıldönümüyle) hatırladığım hayatımı...

25 : فَيَوْمَئِذٍ لَّا يُعَذِّبُ عَذَابَهُ أَحَدٌ

Fe yevme izin: o gün- lâ yuazzibu: işkence değil- azâbehû ehadun: Ehad/boyut/zaman ın cezası
O gün işkence olsun diye değil, boyutun vereceği azabın etkisi var. (Ehad sayı bir'i demek olmayıp, evreni inşa eden, onu camdaki buzlanma çizgileri gibi dolduran zaman çizgilerine muhatap olmak yani cehennemde azap görmek anlatılıyor)

26 : وَلَا يُوثِقُ وَثَاقَهُ أَحَدٌ

Ve lâ yûsiku: güven vermez- vesâkahû ehadun : tek boyut bağlanmaz
Tek boyut(zaman)a tutunulmaz

27 : يَا أَيَّتُهَا النَّفْسُ الْمُطْمَئِنَّةُ

Yâ eyyetuhân nefsul mutmainnetu: güvende olmak
Ey kendini güvende gören nefs!

28 : ارْجِعِي إِلَى رَبِّكِ رَاضِيَةً مَّرْضِيَّةً

İrciî ilâ rabbiki b>: rabbine dönmüş- râdıyeten mardıyyeten b>: doygun ve memnun
Rabbine dön ki doyasın ve memnun kalasın

29 : فَادْخُلِي فِي عِبَادِي

Fedhulî: gir - fî ibâdî: kullarımın içine
Ruha hitap ederek: Gir kullarımın içine! (Buradaki kul, boş atoma deniliyor, "İns diye anılıyor bu boş atom, onun içi cennet oluyor, ruh bu atomun içinde barınıyor, cehennemin ateşinden korunuyor. Başkaca pasajlarda orasının serinliği ve eminliğinden bahsediliyor)

30 : وَادْخُلِي جَنَّتِي

Vedhulî cennetî
Ve cennetime gir.