Yavuz Özmen bilimseltefsir.com
--

110- Cuma (62)

110 / 62 CUMA - 1: يُسَبِّحُ لِلَّهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ الْمَلِكِ الْقُدُّوسِ الْعَزِيزِ الْحَكِيمِ

Yusebbihu lillahi : Allah'a yüzerler
ma fis semavati ve ma fil ardıl: göklerin içinde ve yerin içinde olanların (Yeryüzünde ve gökte olanlar diye anlaşılmaması için edatların yazılması gerekiyordu)
melikil kuddusil : kutsal kralı
azizil hakim: sevgili/saygın ve güçlüdür

110 / 62 CUMA - 2: هُوَ الَّذِي بَعَثَ فِي الْأُمِّيِّينَ رَسُولًا مِّنْهُمْ يَتْلُو عَلَيْهِمْ آيَاتِهِ وَيُزَكِّيهِمْ وَيُعَلِّمُهُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَإِن كَانُوا مِن قَبْلُ لَفِي ضَلَالٍ مُّبِينٍ

Huvellezi bease : o ki dirildi
fil ummiyyine resulen : annede elçi olarak Annenin içinde/ins atomu içinde
minhum yetlu aleyhim ayatihi : onlar doğdu onlardan ayetler olarak tebaa kökünden yetlu: bir şeyden doğmak anlamında

ve yuzekkihim : ve onu destekledi Ahiret hayatında doğmak, oluşmak anlamıyla kullanılıyor. göklerin oluşmaya başladığı nokta da doğduğu yer olarak anılıyor. Atom içinde doğan racul atomdan ayrılmıyor ve rahim içinde kalarak onu destekliyor. Hem bundan önceeki raculler -İbrahim ve Musa- atom içine üfleniyordu, Muhammed ruhu ise kıblenin dönmesiyle orada oluştu

ve yuallimuhumul kitabe vel hikmete:ona kitabı ve fizik öğretti Ahiret hayatından fizik aleme doğan racul -Muhammed- ruhuna öğretilen kendisinin bir kitap oluşu ve diğer kitaplarla arasında fiziğin işlemekte olduğuydu.

ve in kanu : öyle oldu
min kablu le : öncesinde
fi dalalin mubin: içindeki helak edilenler gösterildi

110 / 62 CUMA - 3: وَآخَرِينَ مِنْهُمْ لَمَّا يَلْحَقُوا بِهِمْ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ

Ve aharine minhum : sonrasında gelenler, diğerleri aharine: ahir/sonrası
lemma yelhaku bi him: o zaman onu takip edecekler Sonraki insan atomlarının hepsinin içinde Muhammed isimli ruh var!
ve huvel azizul hakim: o sevgili/saygın ve güçlüdür

110 / 62 CUMA - 4: ذَلِكَ فَضْلُ اللَّهِ يُؤْتِيهِ مَن يَشَاء وَاللَّهُ ذُو الْفَضْلِ الْعَظِيمِ

Zalike fadlullahi : Ki o Allah erdemlidir
yu’tihi men yeşau: istediği kimseye verir
vallahu zul fadlil azim: Allah'ın erdemi büyüktür

110 / 62 CUMA - 5: مَثَلُ الَّذِينَ حُمِّلُوا التَّوْرَاةَ ثُمَّ لَمْ يَحْمِلُوهَا كَمَثَلِ الْحِمَارِ يَحْمِلُ أَسْفَارًا بِئْسَ مَثَلُ الْقَوْمِ الَّذِينَ كَذَّبُوا بِآيَاتِ اللَّهِ وَاللَّهُ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِمِينَ

Meselullezine hummilut tevrate : tıpkı tevratı taşıyanlar gibi tevrat kağıda yazılı bir kitap olmayıp bilakis atomların manyetizmayla birlikte oluşturdukları bütündür, ve bu racul ruhun yüküdür, çünkü onu o hareket ettirir. Taşıma eylemini tevratla amel etme diye çevirmek büyük hata olur.
summe lem yahmiluha ke meselil hımari : sonra onlar niye taşıdılar eşek gibi?
yahmilu esfara: yük diye kitapları
bi’se meselul kavmillezine : kötü umutsuz halk gibi
kezzebu bi ayatillah: Allah'ın ayetleriyle yalan söyleyenler Cümlede ayeti yalanlamaktan bahsedilmiyor! Ayet içindeki racul ruh, yalanının ifşa etmek, neşretmek, yayınlamak için ins atomuna/ayetine gereksinim duyar, Biren cinn olan raculler/ruhlar, ins atomuyla konuşur, titremi yayabilirler. Burada yalan söyleyen ruhun, yalanını söylerken Allah'ın ayeti olan ins atomuyla yalan söylediğini anlatıyor. Öz olarak Allah'ın saf temiz ayetini, yalan için kullanmış oluyorlar. Allah bunu çok kerih görüyor ve en şiddetli azabı yalancılara veriyor.
vallahu la yehdil kavmez zalimin: ve Allah, rehberlik etmez ezici -zalim- halklara

110 / 62 CUMA - 6: قُلْ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ هَادُوا إِن زَعَمْتُمْ أَنَّكُمْ أَوْلِيَاء لِلَّهِ مِن دُونِ النَّاسِ فَتَمَنَّوُا الْمَوْتَ إِن كُنتُمْ صَادِقِينَ

Kul : deki
ya eyyuhallezine hadu: ey yahudiler
in zeamtum ennekum : siz zannederseniz
evliyau lillahi : Allah'ın koruyucuları
fe temennevul mevte: bu yüzden ölmeyi dilediler
in kuntum sadikin: dürüst iseniz

110 / 62 CUMA - 7: وَلَا يَتَمَنَّوْنَهُ أَبَدًا بِمَا قَدَّمَتْ أَيْدِيهِمْ وَاللَّهُ عَلِيمٌ بِالظَّالِمِينَ

Ve la yetemennevnehu ebeden: hiç dua etmeyin
bi ma kaddemet eydihim: size sağlanan ellerinizle
vallahu alimun biz zalimin: Allah zalimleri/ezicileri bilir

110 / 62 CUMA - 8: قُلْ إِنَّ الْمَوْتَ الَّذِي تَفِرُّونَ مِنْهُ فَإِنَّهُ مُلَاقِيكُمْ ثُمَّ تُرَدُّونَ إِلَى عَالِمِ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

Kul innel mevtellezi tefirrune minhu : ölen kimselere de ki ondan kaçsanızda
fe innehu mulakikum : -onunla-buluşursunuz
summe turaddune :sonra cevap veriyorsun
ila alimil gaybi veş şehadeti : gayb/sadece Allah'ın bildikleri üzerine tanıklık ediyorsun
fe yunebbiukum : siz kehanette bulunuyorsunuz
bi ma kuntum ta’melun: sizler yaptıklarınızı da dahil ederek

110 / 62 CUMA - 9: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِذَا نُودِي لِلصَّلَاةِ مِن يَوْمِ الْجُمُعَةِ فَاسْعَوْا إِلَى ذِكْرِ اللَّهِ وَذَرُوا الْبَيْعَ ذَلِكُمْ خَيْرٌ لَّكُمْ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ

Ya eyyuhallezine amenu : ey güvende olanlar
iza nudiye lis salati : eğer salat için ?
min yevmil cumuati : cuma gününden
fes’av: ?
ila zikrillahi : Allah zikri için Zikir, erkek demek
ve zerul bey’a: ve sattılar
zalikum hayrun lekum :sizin hayrınıza
in kuntum ta’lemun: bilseydin

110 / 62 CUMA - 10: فَإِذَا قُضِيَتِ الصَّلَاةُ فَانتَشِرُوا فِي الْأَرْضِ وَابْتَغُوا مِن فَضْلِ اللَّهِ وَاذْكُرُوا اللَّهَ كَثِيرًا لَّعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ

Fe iza kudiyetıs salatu: eğer salatı/desteği tamamladınızsa
fenteşiru fil ardı : böylece yerin içinde neşredildi/yayıldı
vebtegu min fadlillahi : Allah'tan lütuf arayan
vezkurullahe kesiran leallekum tuflihun: Allah'ı hatırlayın ki çok şey başarasınız

110 / 62 CUMA - 11: وَإِذَا رَأَوْا تِجَارَةً أَوْ لَهْوًا انفَضُّوا إِلَيْهَا وَتَرَكُوكَ قَائِمًا قُلْ مَا عِندَ اللَّهِ خَيْرٌ مِّنَ اللَّهْوِ وَمِنَ التِّجَارَةِ وَاللَّهُ خَيْرُ الرَّازِقِينَ

Ve iza raev ticaraten : eğer görürlerse bir ticaret
ev lehveninfaddu ileyha : onlar ayrıldılar
ve terakuke kaima: ayakta terk ettiler
kul ma indallahi hayrun : de ki Allah indinde iyi olan nedir?
minel lehvi ve minet ticarati: eğlenceden ve ticaretten
vallahu hayrur razıkin: Allah en hayırlı -rızk- dağıtıcıdır