Yavuz Özmen bilimseltefsir.com
------

1- Alak (96)

  • Bu ilk bölüm Allah'ın görevlendireceği nebiye atama emri ve vazifelerin tebliğinden ibarettir.

    Oku...

    Cebrail bu telkini verdiğinde elinde bir kitap tutmuyordu! Etrafta üzeri yazılı bir kağıt / parşomen veya benzeri bir şey yoktu. Hz. Muhammed'e evreni göstererek" İkra" dedi. İkra kelimesi bir yazı okuma manasını taşımıyordu, çünkü "tilavet et" demek değil ki onu oku diye tercüme edelim! İkra, manzara-yı/varlığı oku, gördüklerini topla ve dağıt/ilet anlamına geliyordu.

    Vahiy Allah'ın İnsanı, alak'tan halk ettiğini söylüyor, Alak embriyo veya biyolojik bir yapıyı bildirmiyor. Diyelim ki Allah İnsanı zigottan veya nutfe'den ya da herhangi bir yapıdan halk ettiğini söylesin, o zaman o yapıyı kendisinin yaratmamış olması gerekir ki kullandığı materyali beyan etsin. Yaratma eylemi en başta gelişen olaydır, sonraki eylemler yaratma değil inşa etme ile ifade edilir. Bakınız burada insanı "Alaktan yaratma" ifadesi en baştaki olayı işaret eder. Şimdiki yaygın bilinen şekliyle alak, başkaca materyaller kullanılarak meydana gelmiş et parçasına deniliyor. Alak, sonraki bölümlerde detaylıca açıklanacak İns atomunu işaret ediyor. Allah "ey insanlar!" diye hitap ettiğinde, evrenin devasa büyüklüğü içinde oldukça küçük kalan dünya üzerinde yeküne kıyaslandığında değersizleşen beşerlere hitap etmek yerine evrendeki atomların tamamını kuşatan seslenişte bulunuyor. Böylesi bildirimlerin açıklamaları sonraki pasajlarda detaylandırılıyor.

    Halk etme fiili yaratma anlamı taşımadığı halde bu kelime Allah'ın her eyleminde kullanıldığında vahiyler anlaşılmaz olur. Halk etmek, ham maddeyi işlenmiş ürün haline getirmek demektir. Yaratma eylemini Fatr bölümünde ve Kadir bölümünde incelemek daha uygundur.

    Oku, Allah'ın ne kadar cömert olduğunu anla. "Ikra ve rabbukel ekrem" Ve senin Rabbinin sonsuz kerem sahibi olduğunu kıraat et! :Dünya hayatı içindeki her şey ikramdır. İkram karşılığında bir ücret alınmaz, zati Allah'a ödeme yapacak bir meta yoktur ki biz onu verelim. Küsmeden, kızmadan hayatı ve rızkı cümle beşere veren sultan odur.

    Bakınız ağaçlar, hayvanlar, sular, madenler tamamen ücretsizdir. bizim ödediğimiz para, onu bize ulaştırın emeğinin ücretidir. Teşekkür için Elhamdülilillah kafidir.

    O, kaleme öğretti...

    Evreni sadece tesirle yarattığı için fiili iş görme yerine bilgiyi naklederek bun sağlıyor. Kalem, gökler içinde yarıklar oluşturuyor. Yarıklara bilgi doluyur. Evren sadece bilgiden ibaret bir denizdir.

    Sonra İnsana bilmediklerini öğretti ve o da öğrendi...

1: اقْرَأْ بِاسْمِ رَبِّكَ الَّذِي خَلَقَ

Ikra Kıraat et- bismi rabbikellezî- rabbinin adıyla- halak oluşturan
Varlığı oku, oluşturan rabbinin adıyla anlat

2: خَلَقَ الْإِنسَانَ مِنْ عَلَقٍ

Halakal Oluşturdu- insâne insanı- min alak alaktan
İnsan atomunu bir alaktan oluşturdu. Allah atomun bütün yapısına "İnsan" diyor! Alak: Evren denizi içinde hava kabarcığı gibi bir boşluğa konulan bir parça suyun adı oluyor. Enerji, su diye anılıyor, gerçekten de enerji akışkanlığıyla ve diğer davranışlarıyla tıpkı su gibi davranıyor. Evrendeki beşeri yaşam ve onu destekleyen dünyevi ortam olmaksızın yapılan anlatılardır bunlar. Daha ilk cümlelerde atomdan bahsetmemiz, vahyi böyle yorumladığımızdan değildir elbet. Uzun çalışmalar sonrasında artık vahiylerin hepsinin birden çizdiği portrelerden ötürü insan kelimesinin anlamını direkt verdik. Sonraki vahiylerde görülecek tabi ki, önce evren denizi yarılarak enerji denizinin kavurucu etkisi içinde küçük bir boşluk/gölge oluşturuluyor sonra bu boşluk içine insan ruhu yerleştiriliyor. İnsan ruhunu teşkil eden şey de bir tür enerji, bu enerji türüne de cinn mevzu anıldığında başka detaylarıyla yine değinebiliriz.

3: اقْرَأْ وَرَبُّكَ الْأَكْرَمُ

Ikra ve rabbukel ekrem.
Ve senin Rabbinin sonsuz kerem sahibi olduğunu kıraat et!

4:الَّذِي عَلَّمَ بِالْقَلَمِ

Ellezî alleme bil kalem.
Ki O, kalem ile ilmetti.

5: عَلَّمَ الْإِنسَانَ مَا لَمْ يَعْلَمْ

Allemel insâne mâ lem ya’lem.
İnsana bilmediklerini öğretti.

6: كَلَّا إِنَّ الْإِنسَانَ لَيَطْغَى

Kellâ innel insâne le yatgâ.
insan iki gölgededir
Bu iç içe gölgeler protonun içi ve protonun içindeki kurarkların içi.

7: أَن رَّآهُ اسْتَغْنَى

En raâhustagnâ.
kendini sarsınca görünür olur

8: إِنَّ إِلَى رَبِّكَ الرُّجْعَى

İnne ilâ rabbiker ruc’â.
Muhakkak ki dönüş Rabbinedir.
atomlar enerjidir, enerjinin kaynağı rab'dir, sonuda enerji enerjiye kavuşur.

9: أَرَأَيْتَ الَّذِي يَنْهَى

Eraeytellezî yenhâ.
Nehyedeni düşündün mü?

10: عَبْدًا إِذَا صَلَّى

Abden izâ sallâ.
kul/köle olarak çalışanları.

11: أَرَأَيْتَ إِن كَانَ عَلَى الْهُدَى

Eraeyte in kâne alâl hudâ.
Sen düşündün mü? Eğer o hidayet üzere ise.

12: أَوْ أَمَرَ بِالتَّقْوَى

Ev emera bit takvâ.
Veya takvayı emretti ise.

13: أَرَأَيْتَ إِن كَذَّبَ وَتَوَلَّى

Eraeyte in kezzebe ve tevellâ.
Sen düşündün mü, eğer yalanladı/yüz çevirdi ise?

14: أَلَمْ يَعْلَمْ بِأَنَّ اللَّهَ يَرَى

Elem ya’lem bi ennellâhe yerâ.
Allah gördüğünü mü biliyor?

15: كَلَّا لَئِن لَّمْ يَنتَهِ لَنَسْفَعًا بِالنَّاصِيَةِ

Kellâ le in lem yentehi le nesfean bin nâsıyeti.
Hayır, eğer gerçekten o vazgeçmezse, mutlaka Biz, onu kavururuz.

16: نَاصِيَةٍ كَاذِبَةٍ خَاطِئَةٍ

Nâsiyetin Perçem- kâzibetin Yalancı- hâtıetin Yanlış.

17: فَلْيَدْعُ نَادِيَه

Felyed’u nâdiyehu.
Haydi, topluluğunu terketsin

18: سَنَدْعُ الزَّبَانِيَةَ

Se ned’uz zebâniyete.
Biz yakında zebanileri çağıracağız.

19: كَلَّا لَا تُطِعْهُ وَاسْجُدْ وَاقْتَرِبْ

Kellâ, lâ tutı’hu vescud vakterib.
Secde edince yaklaşmış oldu.