Yavuz Özmen bilimseltefsir.com
------

20- Felak (113)

  • “Ben Felâk'ın (yarıkların) Rabbine sığınırım” De!

    Vahiylerin bildirdiği iki esrarlı durum var, ilki burada anılan “Felak” ve ikincisi ise “Fatr” kelimesinin işaret ettiği şeylerdir.

    İkisi de çatlamak anlamına gelseler bile bu çatlayışlar arasında önemli ayrıntılar gizlidir.

    Fatr kelimesi daha çok bir etki ile yarılma eylemini aktarırken, Felk mastarından sıfat-ı müşebbehe yani edilgen ve devamlılık arz eden durum ifade edilir. Buna göre söz konusu çatlak tohumun çatlayıp pörtleyerek başlayıp genişleyen bir varlık belirtilir.

    Felak kelimesi ise çatlayıp pörtleyerek başlayan bir varlık ve onu başlatan Rab’den bahsediliyor. Benzetme, evrenin başlangı-cının gerçek oluş şeklini anlatıyor. Bu, modern bilimin hayalle-rinin ötesinde bir başlangıçtır. Aynı zamanda modern bilimin teorilerindeki mantık hatalarını da içermiyor. Evrenin tüm enerjisini başlangıçtaki bir noktaya doldurmak hiçte bilimsel değildir, yine başlangıçta olduğuna inanılan astronomik değerlerdeki yüksek sıcaklık değerleri mantık dışıdır.

    Evrenin tüm enerjisinin tek celsede büyük bir birikim olarak tek noktadan deşarj olmadığı bilakis ani bir başlayıştan sonra sürekli devam eden bir enerji aktarımından bahsediliyor.

    Küçük bir tohumdan kocaman ağaçların tüm ağırlık ve hacmi-nin hepsinin birden çıkmayıp, başlayıştan sonra sürekli devam eden büyümeyi ifade eden türde kelimeler seçiliyor. Modern bilimin kabulleri de koydukları isim de evreninin tamamının birden oluştuğu şeklidir. Gerçekte yalnızca bu fizik kurallarının geçerli olduğu evrende asla mümkün olmayacak bir durumdur. Çünkü genişledikçe soğuduğu kabul edilen sistemi, hayalen geri işletilerek tek noktaya varıncaya kadar evren küçültüyor; Geri gidildikçe artan ısı yüzünden evrenin bu kez genleşmesi gerekecektir, yani belli bir sıcaklık değerinden sonra küçülme duracağı için bu teori olası değildir. Üstelik oldukça uçuk büyüklükte ısı değerleri zaten mantık dışıdır. Hidrojenin yok olacağı ısı değerin birkaç bin derecedir. Big Bang teorilerinde ilk üç saniyedeki ısı miktarları, afakî şekilde milyarlarca derecelerle telaffuz edilerek anlatıyor.

    Rab kelimesinin tüm varlıkların enerji kaynağını işaret ettiğini başka vahiylerde görmüştük. Böylece ortaya çıkan var oluş teorisinin başladıktan sonra aralıksız desteklendiği anlaşılıyor. Vahiylerdeki tohum benzetmesi ile evrenin başlangıcı açıklaması oldukça mantıklı ve fizik yasalarını tam uyumludur. Yani evren tek celsede yaratılıp kendi başına bırakılmamıştır. Eğer böyle olsaydı Allah'a ihtiyaç olmazdı. Vahiy rivayetlerinde denir ki "Eğer sizi bırakırsak yok olursunuz!" Yarattıklarının şerrinden...

    Yaratılmış her atomun bir nefsi var. Bu nefsin fonksiyonu çekim kuvvetidir. Modern bilim bu nefsin etkilerini Gravity / kütleçekim ve nükleer kuvvet olarak isimlendiriyor. Müfessirler, bu cümleyi tefsir ederlerken dünya yüzündeki vahşi hayvanları, börtü böcekleri anlattığını sanmakta, ekolojik yapı içinde oldukça faydalı olan varlıkları şerli olmakla itham etmekteler. Elbet bilimden uzak kalan birisi tıpkı ilkel İnsanın yaptığı gibi tabiatı izleyerek evreni anlamlandırmaya çalışır.

    Ve karanlığın şerrinden...

    Vahiyler, şer olarak yalnızca atomların nefs’ini işaret ederek bildiriyor. Ğasik kelimesinin şiddetli soğukluk anlamı, atomun içindeki boşluğu tam izah ediyor. Enerji denizi içindeki boşluk, enerji olmayan alan anlamına gelir. İçinde hiç enerji olmayan bu alan için mutlak sıfır yani eksi 272 kelvin derece konuşulur, bunun anlamı şiddetli soğuk ile ifade edildiğinde 1400 yıl öncesi için muazzam netlikte bilimsel bir anlatıya dönüşür.

    Atomların içindeki şiddetli soğukluk yani boşluğa etraftan karanlık enerji denizinden akın ederek dolacak ısı yani enerji için de aynı ğassak / ğasıgın kelimesinin akarak dolmak anlamı olması hayranlık uyandırıyor. Bahsettiğimiz ana yapı için Gece denilmektedir. Burada şer kelimesi ile yapılan açıklamalar, kontrol edilemeyen durumu izah içindir. Suya daldırılan boş bir bardağa su dolmasının engellenememesi benzer anlamda şer kelimesi ile izah edilmektedir.

1: قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ

Kul : Deki- eûzu : sığınırım - bi rabbil : rabbine- felak: yarıp ayıran-
De ki: “Yaran (yaratma eylemi bütünü yarmaya deniyor. yarılma ile oluşan sayılabilir sınırlı aralıklar artık varlık olarak anılıyor ve "İns" adı veriliyor.) rabbime sığınırım”

2: مِن شَرِّ مَا خَلَقَ

Min şerri : şerrinden - mâ halak: halg ettiklerinin -
Yarattıklarının şerrinden.

3: وَمِن شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ

Ve min şerri: şerrinden - gâsikın: karanlık- izâ : ki o - vekab: güneşi yok-
Güneşi (kontrollü çekim etkisi) olmayan karanlığın şerrinden

4: وَمِن شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِ

Ve min şerrin : şerrinden - neffâsâti: nefslerin- fî -l ukadi: şözleşmede -
Evren içinde (kalem tarafından) yarılan varlıkların içindeki boşluğun dolma iştiyakı yani nefs bir çekim etkisine sahip, bu kuvveti jet motorun önündeki çekim alanına benzetiyor ve bu çekim alanına da güneş deniliyor. Mevlana mesnevisinde, atomun parçalanması durumunda bir çok güneşin etrafa saçılacağından bahsediyor. Her protonun içinde üç güneş bulunuyor. Bu kuvvetin kontrol edilmesi çok zordur, o yüzden şer diye tanımlanıyor.

5: وَمِن شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ

Ve min şerri : şerrinden - hâsidin: kıskancın- izâ: eğer - hased: kıskanması- .
Kıskançların kıskanma şerrinden. (Atomların kıskançlığı diye anlatı, normal insanlara nükleer kuvveti anlatmanın en münasip şekli olmalı. Kıskanmak, yalnız benim olsun diye bir anlayışın dürtüsüdür. Atomlar enerji ile dolmak isterler, bu istek çok güçlüdür eyle ki yine enerji dolu olan diğer atomları yutacak/ yok edecek kadar kuvvetlidir.)