Yavuz Özmen bilimseltefsir.com
------

30- Karia (101)

  • Karia…
    Karia nedir?
    onun ne olduğunu sana bildiren nedir?...

    Bir önceki Kureyş bölümünde atomların bir araya gelerek elementler oluşturulması anlatılmıştı, hemen akabinde ki bu bölümde ise onların tekrar dağılacakları zaman haber veriliyor. Karia sözcüğü saç dökülmesi anlamına geliyor. Atomların yaşlanması vesilesi ile elektromanyetik alanları kaybolunca geriye habl denilen ip kalıyor, çok sayıda atomun ipleri bir arada düşünüldüğünde saça benzediği görülür. Sonra birbirlerine bağlanma kabiliyetlerinin zayıflaması ve giderek kaybolması ile önce madde bütünlüğü bozuluyor sonra elementler dağılıyor, sonra atom dağılıyor, elektron ve proton birbirinden kopuyor. Bu durumda saç dökülmesiyle anlatılıyor. Çünkü yer uzvu bir mızrağa benziyor, zamanla uzanıyor ve ip (hubl/Allah'ın ipi) ne dönüşüyor, nihâyetinde kopuyor. Böylelikle geriye galaksilerin ilk evresindeki gibi yalnız hidrojenlerden ibaret kalan bulutsular (nebulalar) meydana geliyorlar. İns atomları şilte yatak içindedirler...

    Kaybolan kütle çekim yüzünden uçuşan dağılmış elementler-den geriye sadece helyum elementi ve hidrojen atomları kalıyor. Bir benlik kendi manyetik alanı içinde korunaklı vaziyette yaşıyor. Dağların renkli yün benzetmesini ise dünyadaki coğrafik oluşumlar olan dağların uçuşması gibi saçma denilecek bir şeyi haber vermiyor elbette; Üç boy hidrojenin elektronları etrafındaki elektromanyetik alanların dağ olarak anılması sebebiyle böyle anlatılıyor. Üç ana rengi oluşturan yapı, üç farklı büyüklükteki hidrojenlerdir. Trityum, döteryum ve protium ismi verilen üç hidrojen için vahiylerde, Ra, Lam ve Elif isimleri anılmaktadır. Yalnız kalan ve uçuşan hidrojenler renkli yün gibi gözükeceği anlaşılıyor ve vahiy bunu aynen haber veriyor.

    O gün günahlar ve sevapların ağır basanı hangisi ise bir yön kazanan atomlar kendiliğinden ayrışıp kümeleşiyor ve olmaları gereken yere doğru ilerliyorlar. Tartısı hafif gelmek demek ameller karşılığında tutulan kayıtların ağırlık ihtiva etmesi vesilesi ile gerçekleşen bir fizik olayıdır. Tartısı yani ağırlığı az olanı saracak olan haviye (cehennem) dir. Kısaca fizik alemde her şey fizikseldir.

1: الْقَارِعَةُ

El kâriatu.
Karia
(kopma, dehşet)

2: مَا الْقَارِعَةُ

Mâl kâriatu
Kâria nedir?
(kopma ve Dehşet anlamıyla aynı olayı anlatıyor. Bir kopma sonrasında içine düşülecek dehşetli durum)


3: وَمَا أَدْرَاكَ مَا الْقَارِعَةُ

Ve mâ edrâke: herkes bilir - mâl kâriatu: karia nedir-
Kâria’nın ne olduğunu sana bildiren nedir?
(Bildirim yok fakat görülen bir uçurum ve ateş denizi var, o gerekeni söylüyor)

4: يَوْمَ يَكُونُ النَّاسُ كَالْفَرَاشِ الْمَبْثُوثِ

Yevme : gün- yekûnun: olunca - nâsu: naslar - kel ferâşil : yatak - mebsûs: şilte-
O gün (Protondan kopulduğu an) insanlar şilte
(kendi amelleri/kazanımları olan) yataklardadırlar.
(Atomun etrafını kuşatan manyetik alan, yatak şilte gibi anlatılmış. Yer uzvu etrafında gelişen manyetik alan, insan atomununsalih amel denilen kazanımlarıyla oluşuyor, bir dağ gibi gelişiyor. Gerçekten de manyetik yataklar üzerinde di insan atomu. Bu aynı manyetik trenlerin manyetik alan üstünde duruşlarına benziyor.)


5: وَتَكُونُ الْجِبَالُ كَالْعِهْنِ الْمَنفُوشِ

Ve tekûnul : tekamül eden - cibâlu : bu dağlar- kel ıhnil: yün gibi - menfûş: kabarık -
(Elektron dediğimiz bu) Dağlar, kabartılmış yün gibidir.


6: فَأَمَّا مَن ثَقُلَتْ مَوَازِينُهُ

Fe emmâ: geldi - men sekulet: itibaren ağır - mevâzînuhu: terazi-
Terazi ağır geldiyse...
(salih amelleri kendi hacminden çok ise)


7: فَهُوَ فِي عِيشَةٍ رَّاضِيَةٍ

Fe huve: O - fî îşetin: içinde yaşadığı - râdiyetin: memnun -
İçinde yaşadığı ortamdan memnundur.


8: وَأَمَّا مَنْ خَفَّتْ مَوَازِينُهُ

Ve emmâ : geldi - men haffet:itibaren hafif - mevâzînuhu: terazi-
Terazi hafif geldiyse...
(salih amelleri kendi hacminden az ise)


9: فَأُمُّهُ هَاوِيَةٌ

Fe ummuhu: anne (oğlunu/elektronu kaybederse - hâviyetun: uçurum/ateş -
elektron, yani bu anlatılan yün gibi dağ, atomdan yani annesinden koparsa adeta bir uçuruma (cehennem ateşine) düşer.


10: وَمَا أَدْرَاكَ مَا هِيَهْ

Ve mâ edrâke : ne olduğunu herkes idrak eder - mâ hiyeh: giysisiz kalmak -
Herkes (cehennem içinde) giysisiz kalmanın ne demek olduğunu bilir.
(müzzemmil ve müddessir pasajlarında değinilmişti koruyucu giysilere)

11: نَارٌ حَامِيَةٌ

Nârun : cehennem ateşi- hâmiyetun: koruyucu giysi -
Cehennem ateşinden koruyucu giysisi