Yavuz Özmen bilimseltefsir.com
---

43- Fatr (35)

  • Hamd Gök’leri ve Yer’i yaratan, ikişer, üçer ve dörder kanatla-ra sahip melekleri, resuller kılan Allah’a aittir. Yaratmada dilediğini arttırır. Muhakkak ki Allah, her şeye kadirdir...

    Hamd, atomu yaratan, Orbitalında iki, üç dört atom bulunan elementleri inşa eden, elementlerin içinde kendisi ile irtibatlı atom bulunduran Allah’adır. Ve eğer seni yalanlıyorlarsa, senden önceki resuller de yalan-lanmıştı. Emirler, Allah’a döndürülür...

    Resullerin yalanlanması ve devamında cümlenin bir parçası emirlerin Allah’a döndürüldüğünü neden haber veriyor? Çünkü resuller atomları haber verdiği için yalanlanıyorlardı. Atomlar ise bir emirden ibaret yapılar olduğu için anlatılanların doğrulu-ğunu ispatlar niteliktedir.

    Ve o Allah ki, rüzgârı gönderir, böylece bulutları hareket ettirir. Sonra da onu ölü beldeye sevk ederiz. Böylelikle arzı, ölümünden sonra onunla diriltiriz...

    Nuşur, yeniden dirilme.

    Rüzgar, elektromanyetik alanın genişleyen halkaları ve bulut, atomların etrafındaki basınçlı alanın hareketli halidir. Hareket sayesinde enerji transferi mümkün kılınıyor. Atomların hareket kazanmaları sağlanıyor, bir elektrik motoru ölü gibi dururken iş üretir hale geliyor.

    Allah, geceyi gündüzün içine, gündüzü gecenin içine sokar. Güneş’i ve Ay’ı emri altına almıştır. Hepsi belirlenmiş bir zamana kadar akar. İşte bu Allah, sizin Rabbinizdir. Mülk, O’nundur...

    Bu vahiy, Gece ve gündüz isimlerinin bir zaman imi olmadığı-nı iyice belirginleştiriyor ve yanı sıra gece ve gündüz Gök'lerinin şekillerini tam açık ediyor. Dönüşü ve geometrik şekli ile topacı andıran Gök, bir ayna üzerinde dönüyor olsa aynadaki simetrik aksi ile birlikte göründüğü gibi dururlar. Bunların dış kenarları bir X harfini andırır, x in bir yanında gece Gök’ diğer yanında gündüz Gök’ü yer alır. Gök’lerin kenarları X in kolları olur, onlar sonsuza doğru uzanıyorlar. Ardışık duran X X X X lerin kapsama alanı içinde diğer Gök'ler var, böylece gündüz gecenin içinde, gece de gündüzün içinde oluyorlar. Vahiyler olayları bundan daha açık nasıl tarif edebilirdi ki? Bunları halâ zaman dilimi sanan alimler(!) var.

    Ey İnsanlar! Sizler, Allah’a muhtaç fakirlersiniz. Ve Allah ki, O; Gani’dir, Hamîd’dir...

    Bir İns atomunun içindeki benliğin sahip olduğu hiçbir şey yok, hareket edebilmesi için bile lazım olan enerji kendisine verilmezse öylece durur. Sen sadece bir uyarıcısın. İçinden bir nezir gelip geçmiş olmayan hiçbir ümmet yoktur...

    Allah’ın Gök’ten suyu indirdiğini görmedin mi? Böylece onunla çeşitli renklerde çıkardık. Ve dağlardan beyaz, kırmızı, çeşitli renklerde ve kara ve kapkara yollar...

    Gök’lerin içindeki su/enerji boşaltıldığında, kendi büyüklüğü-ne bağlı bir foton bir renk olarak tecelli ediyor. Allah her atomu bize bir renk olarak gösteriyor.

    Ve bunun gibi İnsanlardan, hayvanlardan, sığırdan da çeşitli renkte olanlar vardır...

    İçinde ruh bulunan İns atomu İnsandır. Bir alt orbitaldaki İns atomu enam/hayvan diye anılıyor ayrıca sığır veya öküze benzetilen şey elementin üstteki iki atomunun boynuza benzer görünümüdür. Atomların büyüklükleri renklerini belirlediğin-den ötürü enamlar farklı renklerde olabiliyor. Ve sana kitaptan vahyettik. Elleriniz arasındakiler hak olanı tasdik edicidir...

    Kitap, manyetizma içindeki âyetlere/atoma deniliyor. Bu durumda kitaptan vahyedilenler ise maddeyi oluşturan âyetler/atomlar oluyor. Ellerimiz arasındaki delil (ki bu hava bile olsa) her an temas halinde olduğumuz maddedir. O halde madde, Âyetlerin ve kitabın tasdikçisidir. Sonra kullarımızdan seçtiklerimizi kitaba varis kıldık. Onlar-dan bir kısmı Allah’ın izniyle hayırlarda yarışanlar adn cennetlerine girerler. Orada altından bilezikler ve inciler takarlar. Ve orada onların elbiseleri ipektir.

    Cennet denilen yer bir elementtir, bir çift benliğe aittir, müsta-kildir, mahremdir. Elementteki diğer atomların çok az kütle çekim kuvvetleri ve bağlı olarak çok az elektromanyetizmanın varlığını ipek elbise diyerek anlatılıyor. İns atomunun etrafında-ki manyetik alan kıyamet öncesi iyice azaltılmıştı. Element bütünlüğü için gerekli eser miktardaki manyetizma ince ipek elbiseye benzetilmiş. Kütle çekim olmayınca nefs ve boynundaki halka, işlevsiz halde bir bilezik gibi varlığını korumaya devam ediyor.

    Ki O, bizi fazlından kalınacak bir yurda yerleştirdi. Orada bize bir yorgunluk dokunmaz ve orada bize bir bıkkınlık ve usanç dokunmaz... Benliğin içinde istediği kadar yaşayacağı element içine yerleş-tirilmesi ile başlayan cennet hayatında biyolojik yapı olmadığı için, yorgunluk, hastalık, uyku, bıkkınlık olamıyor.

    Muhakkak ki Allah, Gök'leri ve yeri, zail olurlar diye tutuyor. Gerçekten ikisi de zail olurlarsa, ondan sonra, o ikisini O’ndan başka tutacak yoktur... Öyleyse onlar, evvelkilerin sünnetinden başkasını mı gözlü-yorlar? Halbuki Allah’ın sünnetinde asla bir tebdil bulamazsın... Önceki nebiler gönderildikleri ümmetler o devrin hâkim atomları ile inşa edilmişlerdi. yani Hz. İsa ve Hz. Musa devrinin ümmetleri birbirlerinden farklı olmayacaklar. Farklı devirlerin farklı büyüklükteki atomların hacimsel farklılığı algılanamaz ve yapısal açıdan herhangi bir farlılık doğurmaz. Atomlar farklı olsa bile gözlemler aynı olacaktır.

    Ve eğer Allah İnsanları, kazandıkları şeyler sebebiyle sorgula-saydı, onun üstünde dabbe bırakmazdı. Ve lâkin belirlenmiş bir zamana kadar onları tehir eder...

    Dabbe, etrafında manyetizması olmayan Yer uzvudur.

1: الْحَمْدُ لِلَّهِ فَاطِرِ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ جَاعِلِ الْمَلَائِكَةِ رُسُلًا أُولِي أَجْنِحَةٍ مَّثْنَى وَثُلَاثَ وَرُبَاعَ يَزِيدُ فِي الْخَلْقِ مَا يَشَاء إِنَّ اللَّهَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ

El hamdu : Teşekkürler li-llâhi fâtırıs semâvâti : gökleri yaratan Allahavel ardı : ve yer'icâilil melâiketi : melekleri çıkarın/oluşturanrusulen ulî : ilkin habercileri ecnihatinmesnâ : iki kanat/yastıkve sulâse : ve üçlüve rubâa: ve dördüncü (katını) yezîdu fîl halkı : oluştururken arttırır mâ yeşâu innallâhe : Allah ne istiyorsa alâ kulli şey’in kadîr: her şeyin üzerine, ona kudreti vardır
Teşekkürler, Gökleri ve yer'i yaratan ve melekleri oluşturan Allah'a...İlkin habercilerin iki yaştığını. oluşturdu, sonra üçüncü ve dündüncü katını oluştururken arttırır. Allah ne istiyorsa, onun üzerinde kudreti vardır.
(Astronomik verende gözlenenin aksine tekil olmasına karşın çoğul anılan gökler ve çoğul olan gezegen/gökcismi sayısına kanşın tekil anılan yer kelimelerinin başkaca varlıkları işaret ettiğini henüz beş yaşındaki yönlendirilmemiş dimağa sahip çocuklar fark edebilirken binlerce yıldır önemli olmasına rağmen ftursuzca sadeve okunup geçilen detaydır gökler ve yer. Hadi bu yanlış anlamayı devam ettirsek bile yinede gökler ve yerin yaratılmasına neden hamd edelim ki diye soran olmamış. Besinlerle yaşamlarını sürdünen beşerler (bizler ve hayvanlar/gözü olan canlılar) ancak karnımız doyduğunda hamd etmekteyiz. Hele bırakın eğitimli insanları cahil insan ve hayvanat, gökleri ve yeri verdi diye neden hamd etsin ki? Anlaşılacağı üzere iş anlaşıldığından çok farklı duruyor. Gökler/proton ve yer/elektron tam da anıldığı üzere sayılarına istinaden çoğul ve tekil anılmaktalar. Ruhumuz, göklerin içinde/altı göz odalarda barınmaktadır. Düşündüğü eylemleri fizik dünyada işe çevirebilmek için de ona bir elektron verilmiştir. Eğer gökler yaratılmasaydı ruh, düşünme eylemi gerçekleştiremeden ve elektron olmadığı için de iş icra edemez halde öyle pasif bekleme durumunda olacaktı. Bu durumda cümle tam da teşekkürü icap ettirecek minneti dillendirirken atomun önemli hususiyetlerini anlatıyor. Modern bilimin bildiğinin aksine atomların cüz-i akılları var. o akla hitap ederek evrendeki yapılar yine atomlara inşa ettiriliyor. Akıl sahibi yani içinde ruh olan atomlara "İnsan" deniyor. Zeka ise çoklu/paralel işleyen ve yine çok sayıdaki insanın bir beyindeki örüntüsüyle neşet ediyor.)

2: مَا يَفْتَحِ اللَّهُ لِلنَّاسِ مِن رَّحْمَةٍ فَلَا مُمْسِكَ لَهَا وَمَا يُمْسِكْ فَلَا مُرْسِلَ لَهُ مِن بَعْدِهِ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ

Mâ yeftehillâhu : açtığı lin nâsi : insanlar içinmin rahmetin : rahmetiyle fe lâ mumsike lehâ: onu tutmamış ve mâ yumsik : ve (onu)ne tutar/tutuyorfe lâ mursile : göndermemişlehu min ba’dihî: ondan sonra ve huvel azîzul hakîm: ve o azizdir, hakimdir
Rahmetiyle insanlar için (uzayda) yer açtı. Onu titmamış, onu ne tutuyor? Ondan sonra gönderilen yoktur. O aziz ve hakimdir.
(Kadir gecesi yani evrenin içi hiç boşluk olmaksızın dolu halde tıpkı bir deniz gibidir. İçinde hiç boşluk olmaması demek içinde olması düşünülen varlıklara yer yoktur anlamına gelir. Evren yani kadir gecesi içinde yarıklar açılarak yani yaratma eylemiyle insanlara barınacakları küçük yerler veya alanlar açıyor. Sonrasında onu tutmayıp özgür bırakıyor, ve soruyor onu tutan nedir? İnsan bu özgürlüğünü iyi değerlendirmeli... Ondan sonra yani Muhammed isimli ruhtan sonra başka ruh yollamamıştır.)

3: يَا أَيُّهَا النَّاسُ اذْكُرُوا نِعْمَتَ اللَّهِ عَلَيْكُمْ هَلْ مِنْ خَالِقٍ غَيْرُ اللَّهِ يَرْزُقُكُم مِّنَ السَّمَاء وَالْأَرْضِ لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ فَأَنَّى تُؤْفَكُونَ

Yâ eyyuhân nâs : Ey insan (demeti) uzkurû: hatırlayın/unutmayın ni’metallâhi aleykum :Allahın size verdiği nimetleri hel min hâlikın : halg eden varmı gayrullâhi : allahtan başka yerzukukum : koruyan mines semâi vel ard : gökleri ve yeri lâ ilâhe illâ huve : ondan başka ilah yoktur fe ennâ tu’fekûn: Utandırılırsın/utan
Ey İnsan demeti, Allah'ın size verdiği nimetleri Allahtan başka halg/yapan varmı? Gökleri ve yeri koruyan var mı? : Ondan başka ilah yoktur! Utanın.
(Tek başına bir insan sadece akledebilir, akıl ve zeka kelimelerini aynı anlamda ele alanlar için örnek vermeliyiz; Programlanmış, önceden telkin edilmiş bilgilerin işletilmesi akıl fonksiyounudur. Mushaf kitabındaki Hz. Muhammed'ten rivayetle yer alan vahiy anlatıları insan atomları için böylesi telkinlerle doludur. Çünkü tek başına atomlar zeka sergileyemiyor ve dolayısı ile var olan bilgiden yeni ve farklı bilgi üretemiyor. Kısaca vahiy anlatıları atomlara atfen telkinler/öğretilerdir. Bizimle ne alakası var derseniz, geçindikten sonrası için bizi bekleyen zor ve vahşi bir hayat var. Gidecegimiz yerde yaşayacağımız yeni hayatta zekamız olmayacağı için savunmasız kalacağız. Ruhun barındığı atomlar yüce varlıklardır, ve bize tahsis edilmişlerdir. Bu tahsisat nimettir. Nacm 19 ve 20 cümlelerinde anılan lat menat ve uzza ilah özellikleri taşırlar, atom içindeki ruhun ilk tanıdığı/gördüğü bunlar olduğu için bunları ilah edinecektir, buradaki "La ilahe illallah/Allah tan başka ilah yoktur" şeklindeki önemli uyarıyla ilah konusunda Allah'a yönlendiriliyoruz.)

4: وَإِن يُكَذِّبُوكَ فَقَدْ كُذِّبَتْ رُسُلٌ مِّن قَبْلِكَ وَإِلَى اللَّهِ تُرْجَعُ الأمُورُ

Ve in yukezzibûke: gerçi yalan söyledin fe kad : kayboldukuzzibet rusulun : yalancı resuller min kablike: senin yanında ve ilâllâhi turceul umûr: ve işler, dönüşler allahadır
---

5: يَا أَيُّهَا النَّاسُ إِنَّ وَعْدَ اللَّهِ حَقٌّ فَلَا تَغُرَّنَّكُمُ الْحَيَاةُ الدُّنْيَا وَلَا يَغُرَّنَّكُم بِاللَّهِ الْغَرُورُ

Yâ eyyuhân nâsu : Ey insan demetiinne va’dallâhi hakkun : Allah'ın vaadleri doğrudur fe lâ tegurrannekumul hayâtud dunyâ:dünya hayatınızı açığa çıkarmadı ve lâ ye gurrannekum billâhil garûr: Allah'a karşı olan gururunuzu açığa vurmadı
---

Devam ediyor...