Yavuz Özmen bilimseltefsir.com
----

46- Vakıa (56)

  • Atomlar giderek azalan devinimleri ile vakıayı onaylamakta-lar. O, alçaltıcıdır, yükselticidir. O zaman Yer/Elektron şiddetli bir sarsıntıyla sarsılmıştır, elektronların sarsıntısı şiddetli elektrik oluşturur. Dağlar (elektromanyetik alanlar) ufalanarak parça-lanmış, dağılıp toz zerrecikleri haline gelmiştir.

    Ve siz üç sınıfa ayrılmış olursunuz...

    Üç tip atomlarla kurulmuş elementler, bozulan elektromanye-tizma yüzünden dağılarak geriye sadece yine atomlar tek başlarına kalırlar. Madde bütünlüğünü / kovalent bağlanmayı elektromanyetik alan yani dağlar sağlamaktadır.

    İşte ashabı meymene amel defteri sağından verilen cennetlik-ler. Ve ashabı meşeme amel defteri solundan verilen cehennem-likler...

    Amellerin kaydedilmesini sağlayan tek ortam var onun adı Levh-i mahfuzdur. Bu kayıt ortamı amellerin nevine göre sağa veya sola rükû ederek bilgiyi hafızalıyor. İşte onlar amel defterleri sağdan olanlar, naim cennetlerindedirler. Altın ile örülmüş, mücevherlerle süslenmiş tahtlar üzerinde karşılıklı olarak yaslananlar onlardır. Onların etrafında halidun olan gençler dolaşır. Akan pınarlardan doldurulmuş billur kadehler ile içtikleri şaraptan başları ağrımaz ve sarhoş olmazlar. Ve arzu ettikleri meyvelerden. Ve canlarının çektiği kuş etlerinden. Ve harika güzel gözlü huriler, sanki saklanmış inci tanesi gibi, dikensiz sedir ağaçları arasında. Ve meyveleri kat kat dizili muz ağaçları Ve yükseltilmiş döşeklerdedirler. Muhakkak ki Biz, onları yeni bir yaratılış ile inşa ettik, eşlerine düşkün, aynı yaşta...

    Yukarıdaki cümleler cennetliklerin yaşantısından enstantane-ler aktarıyor, dikkat ediniz hepsi sadece atomların dünyasına ait şeyler. Altın mücevherler, yenilemez içilemez sadece dokunulan ve süsten başka bir şeyler değiller. Bunlar bir elementin en alt orbitalındaki atomlardır. Tahtlar, sadece "D" orbitalındaki manyetik alandır, o elektrik motorlarındaki manyetik yastıklar gibi etki sağlıyor ve üstünde atomların durabildiği taht-lar/döşekler oluyorlar.

    Kadehler, İns içinde ruh/benlik olmayan atomlarıdır. İns atomları tıpkı bir kadehe benziyorlar. Bu kadehle içilen şarap ise enerji denizinin suyudur. Modern bilim uzayı incelerken en şaşırdığı şey evrenin neredeyse tamamın alkol olduğunu tespit etmeleridir. Evren ve uzay, cennetler ve cehennemdir. Meyvele-rin tamamı çeşitli renklerdeki fotonlardır. Her renk bir lezzet olarak algılanır. (Kuark'lardan birisi zaman algısı diğer beş Kuark beş duyumuzun sensorudur, aslen birbirlerinden hiçbir farkları yoktur. Televizyon izlerken bir şeyler atıştıran birisi altı duyusunu da aynı andı kullanıyordur.) Huriler ve kılmanlar ise ortada bulunan 32 şer atom barındıran orbitaldaki atomlardır, Bunların duruşu halka şeklindedir ve cennetteki benliğin etrafında pervanedirler.

    Artık hayır! Yıldızların mevkilerine yemin ederim...

    Muhakkak ki O, gerçekten Kerim olan Kur’an’dır ...

    korunmuş olan bir Kitap’tadır ...

    O’na, tahir olanlardan başkası dokunamaz...

    Âlemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir...

    Ve Biz, ona sizden daha yakınız fakat siz görmezsiniz...

    Manyetizmaya en yakın şey elbette içindeki atomdur. Bir atomun Allah’a uzaklığı 71 veya 72 veya 73 yıldır. Fakat ana gök olan Kadir Gecesi her şeyi içinde barındıran yapı olarak Allah’a her şeyden daha yakındır. Birbirine temas halinde olan atomlara rağmen Allah Kur’an’a daha yakındır.

1: إِذَا وَقَعَتِ الْوَاقِعَةُ

İzâ: eğer vakaatil : gerçekleştivâkıatu: olay
Eğer etki (olayı) başladıysa...
(Etki olayı yeni ayın eski aya etkisiyle gelişen ve manyetik rüzgarlar/girdaplar meyana getiren olaydır. başkaca vahiy rivayetlerinde bahsedileceği üzere evren on iki aydan ibaret bir gündür. üç haram ayın bitişini haber verir. )

2: لَيْسَ لِوَقْعَتِهَا كَاذِبَةٌ

Leyse : değilli : içinvak’ati hâ: etki/imza kâzibetun: yanlış/yalan
Ekti yalan için değil.
(Vahiy rivayetlerindeki anlatılarda sıklıkla geçen yalan/yalancılık analmına gelen kazibet kelimesi irdelendiğinde görülür ki yalan beyan, ancak doğrusu varsa kaimdir. Doğruluğu ispatlanamayacak sözler karşısında birisine yalancı denilemez. Olay varlığı oluşturan en temel yapıtaşları olan atomların dünyasında geçiyor-içinde ruh olan atomlara insan deniliyor, yani vahiy anlatılarında anılan insan işte bu atomların her birinin adı oluyor. Bizim şu anki biyolojik yapılarımıza ve gözü olan canlılar ise beşer diye anılıyor- İnsan -atomları- nın bazıları, manyetik rüzgarlardan etkilenerek ışık veya şua yayınlıyorlar. Üç tip atom aynı manyetik etki altında üç farklı titreşim üretiyor ve böylece ortaya birbirini tutmayan beyanlarda bulunmuş oluyorlar. olayı erneklemek gerekirse farklı renkteki ışık altında arabanızı tanıyamamanız bu yüzdendir. Anlatıda, başladığı haber verilen olayla, atomların her birinin kafasına göre yalan sayılan beyanlarda bulunmalarını sağlayacak bir yanılgı yaratma maksadını gütdülmediğini vurguluyor.)

3: خَافِضَةٌ رَّافِعَةٌ

Hâfidatun: hafifleten râfiatun: kaldıraç
hafifletip kaldırır.
(Başlayan olayla birlikte atomların kendi elektromanyetizmaları/enerji seviyeleri zayıflıyor.)

4: إِذَا رُجَّتِ الْأَرْضُ رَجًّا

İzâ ruccetil : eger titrediyse ardu : yerreccâ: ---
Yer (elektron) titrediyse...
(Manyetik rüzgarlar direkt olarak elektronu ve bağlı olarık onun merkezindeki yer uzvunu titreşimleriyle hareket ettiriyor.)

5: وَبُسَّتِ الْجِبَالُ بَسًّا

Ve bussetil : ve hızlanarak cibâlu : dağlarbessâ: diğerlerini geçerse
Dağ (elektromanyetizma) hızlanarak diğerini geçerse.
(Elektromanyetik indiksiyon oluşurken iletkenlerde emk indükleyen manyetizmanın şiddeti fazla olduğunda yüksek gerilim elde ediliyor. Evrendeki atomların tamamına birden etki edecek yüksek hızda manyetik rüzgarlar sonucunda dağlar sivrililerek yanındakini geçebilir. Rontgen ışınları bu prensiple çalışıyor. Katoda verilen yüksek gerilimle yer etrafındaki dağ-elektromanyetizma alanı- uzatılıp film çekilecek mesafeye etki ediyor. Olay sonucunda evrende büyük bir radyasyon bulutu oluşabilir.)

6: فَكَانَتْ هَبَاء مُّنبَثًّا

Fe kânet : öyleydihebâen : boşunamunbessâ: kimi geçtin
Kimseleri geçmen boşuna.

7: وَكُنتُمْ أَزْوَاجًا ثَلَاثَةً

Ve kuntum : ve sizezvâcen : çift ollursunuzselâseten: üç ayrı
ve siz o zaman üç çift oluşturursunuz.
(Manyetik rüzgarın gücüyle protonlar dağıldığında ortaya içlerindeki üç çift kuark etrafa dağılıyor. )

8: فَأَصْحَابُ الْمَيْمَنَةِ مَا أَصْحَابُ الْمَيْمَنَةِ

Fe ashâbul: sahipleri meymeneti: sağ kol /sancak tarafının mâ ashâbul meymenet : sağ kol /sancak tarafının sahibi nedir?
Sağtarafın sahipleri, nedir sağ tarafın sahipleri?

9: وَأَصْحَابُ الْمَشْأَمَةِ مَا أَصْحَابُ الْمَشْأَمَةِ

Ve ashâbul : ve sahipleri meş'emeti : kötümserliğin/uğursuzluğunmâ ashâbul meş’emet : karamsarlığın/uğursuzluğun sahibi nedir?
kötümserliğin, karamsarlığın sahipleri... Nedir kötümserliğin uğursuzluğun sahibi?

10: وَالسَّابِقُونَ السَّابِقُونَ

Ves sâbikûnes : ve öncekilersâbikûn: eskiler
ve öncekiler, eskiler.

: 11: أُوْلَئِكَ الْمُقَرَّبُونَ

Ulâikel : onlar nedirmukarrabûn: yakın olanlar/melekler
yakında olanlar, melekler nedir?

12: فِي جَنَّاتِ النَّعِيمِ

Fî cennâtin : cennetin içinde naîm: mutlu
vennette mutludurlar.

13: ثُلَّةٌ مِّنَ الْأَوَّلِينَ

Sulletun : grup/dizi minel evvelîn: önceki iki dizi
önceki iki grup/diziler

14: وَقَلِيلٌ مِّنَ الْآخِرِينَ

Ve kalîlun: ve biraz da minel âhirîn: sonrakilerden
son diziden de birazı (cennettedir)

15: عَلَى سُرُرٍ مَّوْضُونَةٍ

Alâ sururin : tahtlarının/yataklarının üzerindemevdûnetin: mücevherle süslenmiş
Mücevherle süslenmiş sık dokulu yataklar üstündeler.

16: مُتَّكِئِينَ عَلَيْهَا مُتَقَابِلِينَ

Muttekiîne : yatıyor/yatanaleyhâ: tartışmalı alan mutekâbilîn: zıt
zıt tarafta yatanlar ise
(---)

17: يَطُوفُ عَلَيْهِمْ وِلْدَانٌ مُّخَلَّدُونَ

Yetûfu : yürüyenaleyhim: onlarınvildânun : iki oğlumuhalledûn: ---
---

18: بِأَكْوَابٍ وَأَبَارِيقَ وَكَأْسٍ مِّن مَّعِينٍ

Bi ekvâbin : bardak ile ve ebârîka : sürahi/ibrikve ke’sin : ve sudolu bardak min maîn: ezel şeyden
bardak ve sürahi ile, belli bir şeyle dolu bardak

19: لَا يُصَدَّعُونَ عَنْهَا وَلَا يُنزِفُونَ

Lâ yusaddeûne: hayır çatlıyor anhâ : onlar ve lâ yunzifûn: kanamıyorlar
Hayır, onlar çatlıyor ama kanamıyorlar.
(---)

20: وَفَاكِهَةٍ مِّمَّا يَتَخَيَّرُونَ

Ve fâkihetin :kış meyvesinimimmâ : hangilerini yetehayyerûn: seçtiler
Kış mevyelerinden hangilerini seçtiler.
(---)

Devam ediyor...