Yavuz Özmen bilimseltefsir.com
----

47- Şuara (26)

  • Ta, Sin, Mim.

    Bunlar, Kitab-ı Mübin’in Âyetleri’dir...

    Kitabı mübin evrenin adıdır. İster İns atomu olsun ister Cinn atomu olsun evrendeki her Âyet/varlık evrenin bir parçasıdır. Ta, Mim Cinn atomları, Sin ise gündüz Gök’ü / Kuarkıdır. Gündüz Gök'leri de Cinn atomu ile aynı yapıya sahiptir yani içleri doludurlar ve tamamen enerjiye dönüşebilirler. Eğer dileseydik inanmayanlara gökten âyet indirirdik. Böylece onların boyunlarını gölgelerdi de ona itaat ederlerdi...

    Ve Rahman’dan hiçbir yeni zikir/atom/âyet gelmez ki, ondan yüz çevirmiş olmasınlar...

    Onlar Yer’i/elektronu görmediler mi? Orada çeşit çeşit çiftlerin hepsinden, nicelerini yetiştirdik...

    Yeryüzüne bu ismin verilmesi Yer’lerin dış yüzü oluşundan-dır. Ayaklarımızın altındaki dünyayı oluşturan elementlerin dış çeperi yani elektronları ayaklarımızla çiğniyor, onların üzerinde geziyoruz. Ayaklarımızın altında Yer olması hasebiyle böyle anılmış.

    Firavun sordu “Âlemlerin Rabbi ne demektir?”

    Musa cevap verdi “Eğer yakın inananlarsanız; O, Gök’lerin, Yer'in ve ikisi arasındakilerin Rabbidir.” dedi...

    Fiziksel olarak her eylem sahibi bir enerji tüketerek hareket edebiliyor. Masanızın üzerinde duran bir kaleme hafifçe dokunun ve onu ittirerek yerini değiştirin. Kalemin bu basit eyleminde dahi bir enerji kaynağı yani siz onu hareket ettirdiniz. Modern fizik atomların hareket halinde olduğunu biliyor. Bizde burada onların bir topaç gibi döndüğünü söylemekteyiz. Dikkat çekmek istediğimiz husus atomların bu enerjiyi nereden aldıklarıdır. Felsefi olarak her varlığın enerji kaynağının Allah olduğunu söylüyoruz, İçlerinde pil veya yakıt deposu yokken atomlar bu ilahi enerjiyi nasıl kazanıyorlar? Allah onları nasıl besliyor?

    Bir varlık kendisini Allah’ın yaratmadığına inanmayabilir, yaratıcısını inkâr edebilir ama iş varlığını sürdürmesi için gereken enerjiye gelince yukarıdaki temsilde anıldığı üzere inkârcı olamaz. Bu yüzden yaratıcı olarak Allah hitaplarında Rab özelliğini öne çıkararak kendini takdim eder.

    Musa “Sizin ve sizden evvelki atalarınızın da Rabbidir. Eğer akıl etmiş olsanız, doğunun ve batının ve ikisi arasındakilerin de Rabbidir ve beni yediren ve içiren, O’dur.” dedi...

1: طسم

Tâ, Sîn, Mîm.
İbrahimin ruhunun rumuzu, racul (enerji ihtiva eden) kuarkların rumuzu ve Muhammed'in rumuzu.
(dikkat edilirse üç racul, üç ruha ait rumuzlar. Bunlar, evrenin enerji denizi içinde pasif ve görünmez iken bir kitapta yer alan ayet yani atomun içinde belirginleşiyor, aktif oluyorlar.)

2: تِلْكَ آيَاتُ الْكِتَابِ الْمُبِينِ

Tilke : buâyâtul: ayetlerkitâbil : kitaptamubîn: gösterilen
Kitapta göseterilen bu ayetler...
(Kitap, bir ins atomunun etrafını kuşatan, onu ihata ederek koruma altına alan Kur'an ve ins atomunun içine yerleşen ta, sin ve mim ile kombin olan bütünlük oluyor. Racul ruhlar ancak bir kitap vesilesiyle bilinir hal alıyorlar, aksi durumda evreni oluşturan cehennem içinde iken tıpkı denizdeki bir damla su gibi belirsizdirler.)

3: لَعَلَّكَ بَاخِعٌ نَّفْسَكَ أَلَّا يَكُونُوا مُؤْمِنِينَ

Lealleke: belki yapabilirsin bâhıun : kurnaz/aldatıcı nefseke: nefsine ellâ yekûnû: olmadılarmu’minîn: sadık
Belki kurnazlık yapabilirsin kendi nefsine, (böyle yapanlar) sadıklardan olmadılar.

4: إِن نَّشَأْ نُنَزِّلْ عَلَيْهِم مِّن السَّمَاء آيَةً فَظَلَّتْ أَعْنَاقُهُمْ لَهَا خَاضِعِينَ

İn neşe’ : ortaya çıkarsa nunezzil: aşağıya inince aleyhim : onlarmin es semâi ayeten: gökten itibaren ayet fe zallet a’nâkuhum: boyunlarının gölgesinde kalmak lehâ hâdıîn: onlar ki taç giyen gelin
Gökten aşağı inerek (yerde) bir ayet olarak ortaya çıkar, taç giyen gelinlerin boyunlarının gölgesinde.
(Yukarıda olan gökler yani protonun içindeki ruh, aşağıya indiğinde göğün yer ucunun etrafında ortaya çıkıyor, buna oğul deniyor. Oğul, yukarıda boşalan baş/boşun bölgesinin gölgesinde kalıyor. Boşalan baş bölgesinde bir taç - güneş- oluşuyor. İns atomları dişi kimlikleriyle taçlanmış geline benzetiliyor.)

5: وَمَا يَأْتِيهِم مِّن ذِكْرٍ مِّنَ الرَّحْمَنِ مُحْدَثٍ إِلَّا كَانُوا عَنْهُ مُعْرِضِينَ

Ve mâ ye’tîhim : ve onlara gelen min zikrin: erkekle miner rahmâni : rahmete erişiyormuhdesin: anlatanlar illâ kânû : onlardıanhu : onun hakkında mu’ridîn: iki sergi
Onlara gelen erkek sayesinde rahmete eriştiler. Bu iki varlığın sergilediği/gerçekleştirdiği olayı -ins ve racul/cinn'i- anlatanlar onlardı.

6: فَقَدْ كَذَّبُوا فَسَيَأْتِيهِمْ أَنبَاء مَا كَانُوا بِهِ يَسْتَهْزِئُون

Fe kad : kaybettilerkezzebû : yalan söyledilerfe se ye’tîhim: onları getirecek enbâu : haberlermâ kânû : onlardaki neydi bihî yestehziûn: alaycılıkları
---

7: أَوَلَمْ يَرَوْا إِلَى الْأَرْضِ كَمْ أَنبَتْنَا فِيهَا مِن كُلِّ زَوْجٍ كَرِيمٍ

E ve lem yerav: görmediler ilâl ardı : yerdekem enbetnâ: kaç tane büyüdük fîhâ : onda-onun içinde min kulli : hepsinde zevcin kerîm: edepli çift
görmediler mi yerde, kaç tanesinin içinde, bütün yerlerde -elektronlarda- hepsinde edepli çiftler halinde büyüttük.
(Her protonun bir yer ucu var, dondurma külahının tutacak yeri gibi olan bu sivri yer etrafında geliştirilen, oluşturulan manyetik alan, ta protonun içinden aşağıya doğru akan ruh/racul ile oluşan oğul... Adem, iki hidrojenden oluşmaktadır, çifttir, haliyle iki elektronu vardır. Periyorik tabloda karşılığı helyum olan adem, her elementin lideri olarak o elementin omurgasını oluşturuyor. Etrafında toplanan mümin tekil atomlar ademe göre 90 derece dik konuşlanarak halka oluştururlar. İlk halkada 2n2 kuralına göre 8, ikinci halkada-orbitalda- 18 ve üçüncü halkada 32 atom bulunabilir. böyle simetrik duruşla 3 orbital daha oluşması mümükündür. Atom sayılarına ve orbitallardaki duruşlarına göre element farklılıkları meydana getiriliyor. Adem, kendisine vahyedilen rüzende konuşlandırır mümünleri. Yani kendisi dahi bilmez yaptığı elementin adıını ve ne işe yaradığını. Elemnte dıştan bakıldığında orbitalları medyen vadisien kadar dolu ise tıpkı bir aydınlatma avizesine benzer. Zaten insanların meydana getirdikleri eserlerin hepsinde atom ve elementlere dair hatırlanan bir şekle benzetir, benzediğinde güzel durur. İbda modele güzel denilemez; Güzellik, iki nesne arasındaki uyumla mücessemdir.)

8: إِنَّ فِي ذَلِكَ لَآيَةً وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ

İnne fî zâlike : onun içindekile âyeten: ayet için ve mâ kâne: değildi ekseruhum : onların çoğu mu’minîn: sadık
Onun içindeki ayetlerin çoğu sadıklardan değildiler.
(Elementi oluşturan tekil atomlar -insanlar- ademin etrafında toplandıklarında kimi inandığı için katılıyorken kimileri de dışarıda tek kaldıklarında firavunların saldırısı veya manyetik rüzgarların yıkımından korunma amaçlı elemente sığınmıştılar. Mümin/sadık olmayan insanların -atomların- işine gelmediği bir anda elementi terk etmelleri mümkündü. Bu durumda yerine bir mümin bulunamazsa o köy/element helak edilme tehlikesiyle karşı karşıyaydı. Bu olaylar bir çok vahiy anlatısında aralıklarla geçiyor. ).

9: وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ الْعَزِيزُ الرَّحِيمُ

Ve innerabbeke: gerçi rabbin le huvel azîzur rahîm: en merhametli olandır
---

Devam ediyor...