Yavuz Özmen bilimseltefsir.com
------

51- Yunus (10)

1: لر تِلْكَ آيَاتُ الْكِتَابِ الْحَكِيمِ

Elif- Lam- Ra
Mavi renkteti ins atomunun rumuzu, yeşil renkteki ins atomunun rumuzu ve kırmızı renkteki ins atomunun rumuzu
Tilke : Bunlar - ayatul : işaretleri/sembolleri - kitabil : kitabın - hakim : akıllı/ bilgili -
İşte bunlar, Kitab’ın akıl sahibi varlıkların sembolleridir.

2: أَكَانَ لِلنَّاسِ عَجَبًا أَنْ أَوْحَيْنَا إِلَى رَجُلٍ مِّنْهُمْ أَنْ أَنذِرِ النَّاسَ وَبَشِّرِ الَّذِينَ آمَنُواْ أَنَّ لَهُمْ قَدَمَ صِدْقٍ عِندَ رَبِّهِمْ قَالَ الْكَافِرُونَ إِنَّ هَذَا لَسَاحِرٌ مُّبِينٌ

E kane : Öyle - lin nasi aceben : insanlar için harika - en evhayna : veya bazan - ila raculin : erkek için - minhum : onlar ki - en enzirin nase : o insanları uyarmak için - ve beşşirillezîne : ve beşerlerdeki kimseleri - amenû enne: güvende olanlar - lehum kademe sıdkın : onlara bağlı ayaklar/bacakların üst kısmı - inde rabbihim : rabbinin katında - kalel kafirûne : inkar edenler dediler- inne haza : bunlar - le sahırun : sihirle - mubîn: gösteriliyor -
İnsanlar için harika şeylerdir veya erkekler için. Onlar ki güvende olanlardır. İnsanları ve beşerlerdeki (beynindeki) kimseleri ve onlara bağlı ayakları/bacakları uyarmak için. İnkar edenler dediler ki: -Bunlar sihirle gösteriliyor.
(Evrendeki her şeyin yapı taşı olan üç kütleli atomun simgesidir Elif, Lam ve Ra. Modern bilim eriştiği muazzam bilgi seviyesine rağmen hala atomu tek tip/çeşit sanmaktadır. Üç atom, dünya üzerindeki beşeri hayatın belli evrelerinde sırayla hakim durumda olduğunu yine vahiy anlatıları haber veriyor.
Atom, gerçektende gaybdır. Allah "Gaybı yalnız ben bilirim" diyor. Gerçektende insanoğlunun atomun yapısını ve görünümünü bileliblmesi olanaksızdır. Bu laf fazlaca iddialı durabilir. Lakin onların ellerindeki techizatın tamamı atomlardan yapılmıştır. Çarpıştırma deneylerinde yansıyan şua ve parçacıklar, incelenen parçacık hakkında net bilgi vermiyorlar. Hatta sadece orada bir parçacık olğu bilgisini geçemiyen yoruma açık datalardan ibaret kalıyorlar. Kaldı ki atomun yapısı bilinenin aksine müstakil parçacık olmayıp Allah'ın bildiği kadarıyla bir na yapı/varlık denizi içinde göreceli olarak küçük boşluklar/yokluklardan ibaretler. Onları incelerken bozunmalarına sebep olunduğunda hemen ana denizin enerjisi ile dolarak tıpkı denizin içindeki su damlası gibi görünmez/algılanamaz olmaktalar. Cern deneylerinde çarpışma sonrasındaki çok kısa bir zaman dilimi içinde incelenen parçacığın yok olduğu gözlemlenmiştir. Bunun sırrını Cern hiç bir zaman anlayamayacaktır.
Bu üç tane İns atomunu için boş olduğuna dikkat çektikten sonra onların içine racul olan ruh yerleşmekte ve böylelikle bu atomlar "Hakim" bilgili/bilge/akıllı varlıklara dönüşmekteler. Tabiatıyla bu akıl bir atom mesabesinde/cüz-i dir. Öyleki beşerler, beyinlerindeki trilyonlarca atomun sergilediği zekaya sahiplerdir. Zeka, bilgilerden yeni bilgi üretmek olarak tanımlanabilir. Problem çözme de zekanın ürünüdür. Her atom bir bilgi saklayabilir, ancak çok atomun birlikleliğiyle yeni bilgi üretilebilinir. Kısac a zeka, bir çok atomun ortak maharetidir. Tek atom sadece akıl sahibidir. Bunu bilgisayarın saklama ünitesine benzetebiliriz. Zeka sergileyen Cpu, Hdd den aldığı birden fazla bilgiyle yeni sonuçlar elde edebiliyor. Akıl ve zeka kavramları hep karıştırılıyor, insanların kahir ekserisi bu iki kavramın ayırdında değiller.
İnkarcılar atomların bu özelliklerini anlayamamakta ve bu yapının bir tasarım değil sadece sihir-gösteri olduğun söylemekteler.)

3: إِنَّ رَبَّكُمُ اللّهُ الَّذِي خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ فِي سِتَّةِ أَيَّامٍ ثُمَّ اسْتَوَى عَلَى الْعَرْشِ يُدَبِّرُ الأَمْرَ مَا مِن شَفِيعٍ إِلاَّ مِن بَعْدِ إِذْنِهِ ذَلِكُمُ اللّهُ رَبُّكُمْ فَاعْبُدُوهُ أَفَلاَ تَذَكَّرُونَ

İnne rabbekumullahullezî : Rabbiniz ki o ilahınızdır - halakas semavati : gökleri halg etti - vel arda : ve yeri - fî sitteti eyyamin : altı gün içinde - summ-e-steva alal arşi : sonra arşa/tahta/aşağıya yönlendi - yudebbirul emr : yöneten, emreden - ma min şefîin : Şefaat - illa min ba'di iznihî : izni sonrasında- zalikum-u-llahu rabbukum : yani ilah, rabbinizdir - fa'budûhu: ona tapındınız - e fe la tezekkerûn : hatırlamıyormusunuz -
Rabbiniz ki o, (sizin) ilahınızdır. Gökleri ve yeri (kuarkları ve elektronu) altı günde halg etti. Sonra arşa/tahtına/aşağı yöne yöneldi. Yöneten/emreden odur. Şefaat izni sonrasındadır. Yani ilahınız rabbinizdir. ona tapındınız, hatırlamıyormusunuz?
(Bin yılı aşkın yapılagelen tefsirlerede rab ve Allah (ilah) kavramları birbiriyle hep eş anlamlı sanılmış durmuş. Önceki pasajlarda değindiğimiz üzere bu iki kavram ayrı anlama sahiptir. Teknik olarak ilah, sonsuz çekim gücü ve rab ise besleyen/enerji kaynağı anlamında anılıyor. Onlara yüklenmiş harici anlamlarla her ikisi de varlık olarak tahayyül edilmekte dir. Hatta çoğu tefsirlerde "tahtına oturdu" gibi sakıncalı ifadeler kullanılmaktadır. Atomları yarattıktan sonra arşa/tahtına kurulması/oturması demek o tahtı başkasının yarattığı anlamına gelmekle birlikte, Yaratıcıya sınırlandırılmış bir cismaniyet atfeden ikinci bir asal hatayı daha barındırmaktadır. Sonlu ve sonsuz/devam eden uzanım kavramlarını iyice açmak lazımdır ki insanlar Allah'ı ve Rabblerini bir kişi/cismaniyet sahibi varlık olarak düşünmeyi terk etsinler. Atomların baş tarafındaki boşluk/hiçlik her atom için sürükleyici ilahtır. Atomlar bu hiçliğe yönelir, ona tapınır ve bu hiçlik onlara şefaat eder. Fakat burada önemli bir ayrıntıya dikkat çeliyor. En baştaki mutlak hiçlik hariç tüm ilahlar gücünü Rabb'den alır. Cümlenin başında "Rabbiniz, ilahınızdır!" dedikten sonra gerekli izahat yapılıyor ve cümlenin sonuda "yani ilah rabbinizdir!" deniyor. Rabb sahip olduğu çekim gücüyle yaratılmış her yaratık için enerji/çekim/sevgi kaynağı oluyor. E=MC2 formülü uyarınca harekete sebep olan enerjinin tamamı Rabb'in çekim gücünden ibarettir.Onun çekim gücü diğer rab çizgilerine ve ins atomlarına, boya tabancasının doğrusal hareket eden hava akımına kapılan boya gibi hareket kazanırlar. Bu olaya tapınma denmiş. Hareketi kazandıktan sonra bunu hatırlayamayan atomlara "Ona tapınmıştınız, unuttunuz mu?" diye soruluyor, tabi ki soru hatırlatma babındadır. İns atomları doğrusal hareketleri sebebiyle geçmişi hatırlayamamakadırlar. Racul ruhlar hatırlama kabiliyetini ancak bir ins atomunu içine girdikten sonra kazanacaklardır. Çünkü orada bir sarmal oluşturacak şekle bürünecek ve plak izi gibi önceki izleri kendisi okuma/ hatırlama imkanına kavuşacaklardır.)

4: إِلَيْهِ مَرْجِعُكُمْ جَمِيعًا وَعْدَ اللّهِ حَقًّا إِنَّهُ يَبْدَأُ الْخَلْقَ ثُمَّ يُعِيدُهُ لِيَجْزِيَ الَّذِينَ آمَنُواْ وَعَمِلُواْ الصَّالِحَاتِ بِالْقِسْطِ وَالَّذِينَ كَفَرُواْ لَهُمْ شَرَابٌ مِّنْ حَمِيمٍ وَعَذَابٌ أَلِيمٌ بِمَا كَانُواْ يَكْفُرُونَ

İleyhi merciukum cemîa : hepiniz ona başvurursunuz/referansınız odur- va'dallahi hakka : gerçekten Allah'ın vaadidir - innehu yebdeul halka : halg etmesi/birleştirmesi öyle başlıyor - summe yuîduhu : sonra tekrar eder - li yecziy-e-llezîne : her kişi/parça için - amenû : güvende olanlar - ve amilûs salihati : ve salih amel işleyenler - bil kıstı : payına düştüğü kadar - vellezîne keferû : kim ki inkar eder - lehum şerabun: onlara şurup/içecek - min hamîmin : sıcak - ve azabun elîmun : ve ağrılı/acılı azap - bima kanû yekfurûn : inkar edenlerin hepsi -
Hepiniz kaynak olarak ona başvuruyorsunuz, referansınız odur. Bu Allah'ın sözüdür. Onun halg etmesi/birleştirmesi/oluşturması/meydana getirmesi böyle başlıyor. Sonra her kişi/parça için aynı şekilde tekrar ediyor. Güvende olanlar, payına düştüğü kadarını düzenleyen imar edenlerdir. Kim ki inkar eder, ona sıcak içecek içirilecek, ağrılı azap görecek; İnkar edenlerin değer hepsi de.
(Önceki pasajda subhan kelimesi hakkında bilgi vermiştik. Hızla giden, ve herşeyi ardında bırakan diye anlamından bahsetmiştik. Ruh çizgisi hiçliğin çekim güçü sayesinde sonu olmayan bir düşüş yaşamak gibi hızla ilerlemekte, sürekli uzanmaktadır. O diğer ruh çizgilerini oluşturacak çekim gücüne işte bu hızı ve hareketi sayesinde sahiptir. Yine boya tabancasının ağzından hızla çıkan havanın boyayı kendi peşinden aynı şekilde çekerek kendi gibi bir çizgi oluşturduğuna benzetmiştik. Rab çizgisinin oluşturduğu çizgiler tıpkı boya tabancasındaki hava çizgisi ile boya çizgisinin birbirine dik oluşu gibi diktir. birden fazla sayıda ve sürekli tekrar eden oluşumun tümü birden soğuk havalarda camda gelişen buz çizgilerini andırır, hatta tam anlamıyla gelişim böyledir. Gelişen bu olayları sırf aklına yatmadığı/ anlayamadığı veya basit gördüğü için inkar edenlere cehennemin sıcaklığında içecekler içirilerek azap edilecek bildirimi, atomların içine dolan ruh çizgilerinin taşıdığı enerji/hareket vesilesiyle azap veriyor deniyor, azabın şiddetini tabiatıyla hareketin hızı belirliyor. Normalde atoma üflenen ruh yavaş ve incitmeden atoma doluyor, bu bildirim başkaca vahiyde "Sessizce deliklere akanlara..." denilerek yöne özellikle bilgi mahiyetinde anılmaktadır. Burada bilim dünyasının enerjinina muhtevası hakkında bilgi sahibi olmadığını vurgulamak durumundayız. Isı, enerji, manyetizma, elektirk gibi kavramların tanımı yoktur. "İletkenden akım geçtiğinde -ki iletkendeki elektrik akım değil itkidir- manyetik alan oluşur!" ifadesi belirsiz bir şeyin oluşunu haber veren gözlemdir, bir tanımlama ve bilgi içermemektedir. Böylesi onlarca örneğin yanısıra çift yarık deneyinin anlamı, evrenin arka plandaki fon ışımasının anlamı, red-shift gibi izlencelerin yorumlanışının gerçekle ilgisi yoktur. Hem bu yorumlar aksaklık apaçık meyanda iken,; öyle ki doopler etkisiyle red-shift hakkında açıklama yapmak demek kilo ile kumaş boyunu ölçmeye çalışmaya benzemektedir.)

5: هُوَ الَّذِي جَعَلَ الشَّمْسَ ضِيَاء وَالْقَمَرَ نُورًا وَقَدَّرَهُ مَنَازِلَ لِتَعْلَمُواْ عَدَدَ السِّنِينَ وَالْحِسَابَ مَا خَلَقَ اللّهُ ذَلِكَ إِلاَّ بِالْحَقِّ يُفَصِّلُ الآيَاتِ لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ

Huvellezî : kim onu öyle - ceale-ş : yaptı - şemse dıyaen : güneşin ziyasını - vel kamere nûren: ve ayın nurunu - ve kadderehu menazile: -ve evleri yetenekli kıldı li ta'lemû adedes sinîne : yaşının adedini öğrenmek için - vel hisab : ve hesabını - ma halakallahu : Allah ne halg etti - zalike illa : o ancak - bil hakk: sağda - yufassılul ayati : ayrılmış/bölümdeki ayet - li kavmin : uluslar için - ya'lemûn : bilenler -
Güneşin ışığını, ayın parlaklığını kim yaptı? Ve evleri yetenekli kim kıldı? Yaşının adedini ve hasabını... Sağa ayrılmış ayeti, bilen uluslar için halg etti Allah.
(Güneşin ziyası nedir? Necm bölümünde yıldızların içinin boş olduğu bildirilmişti. Boşluk, sonsuz çekim gücü demek, bunun teknik olarak ismi nükleer kuvvettir, belirtisi radyoaktivitedir. Ukbadaki adı ilahtır. Yüksek çekim gücü sebebiyle tüm atımlar ona yönelirler. Bu anlamda güneş gerçekte ışık yaymamakta bilakis uzaydaki bütün enerjiyi soğurmakta/emmektedir. Güneş sistemimizdeki güneş aslında diğer yıldızlar -necm- gibi bir yıldızdır, ismini bu olaydan almıştır. Pek ala madem tüm enenjiyi soğruyor o halde güneşten bize gelen ışık nereden geliyor? Tabi ki güneşten/ onun yüzeyindeki hidrojen/helyum katmanından geliyor. Çekirdeğin çekim gücü etkisiyle merkezde tek bir noktada toplanmaya çalışılan muazzam enerji, güneşin dış katmanı/manto daki helyumları doyurarak onların kopmasına sebep oluyor. Kopmayı müteakip iki hidrojene dönüşen içi enerji dolu bu atomlar ağırlaştıkları için çekirdeğe doğru batmaya başlarlar. Batma neticesinde orta katmana erişen hidrojenler bu radaki yüksek basıç altında ezilerek hacmen küçülür ve bu sırada foton salarak enerjilerini azaltırlar ve tekrar birleşerek helyuma dönüşürler. Foton salarak enerjisi azalan atomlar hafiledikleri için tekrar yüzeye çıkarlar ve uzaydan emilen enerjiyle tekrar karşılaşırlar. Uzaydan emilen ısı/enerji asla güneş çekirdeğine ulaşmaz.
Ayın nuru fotonların atomdan fırlıtıldığı yüzeyin parlaklığıdır. Anlaşılacağı üzere ışığı yayan -bu yansıtma yoluyla da olsa yine kaynak gibi davranan- ay'dır. Bilindiği üzere dünyanın uydusu foton üretmeyip sadece az miktar yansıtma yapmaktadır. Gerçekte ay ve güneş atomun iki uzvu/özelliğidir.)

6: إِنَّ فِي اخْتِلاَفِ اللَّيْلِ وَالنَّهَارِ وَمَا خَلَقَ اللّهُ فِي السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ لآيَاتٍ لِّقَوْمٍ يَتَّقُونَ

İnne fî_i-htilafil leyli : gecenin ihtilafı - ven nehari : gündüze - ve ma halakallahu : olacak şekilde Allah halg etti.- fîs semavati vel ardı : göklerin içindekini ve yeri - le ayatin: ayetlere- li kavmin yettekûn: uluslar eğlensin/meşgul olmaları için -
Geceyi gündüze ihtilaf edecek şekilde ayetin içinde halg etti. Uluslar eğlensin/meşgul olsunlar diye göklerin içindekini ve yeri birer ayet yaptı.
(Protonun içindeki altı tane kuark/gök çiftler halinde durmaktalar. Her çift kuarkın bir tekinin adı "gece" ve diğer tekinin adı "gündüz" dür. Bunların duruşları birbirlerine zıt/simetrik şekildedir, zıtlık ihtilaf olarak ifade ediliyor. Çünkü sadece duruşları değil hareketleri, polarmaları ve hatta enerji seviyeleri de zuttır. Gündüz göğünün pozitif potansiyeline karşın gece göğünün seviyesi negatiftir.)