Yavuz Özmen bilimseltefsir.com
---

52- Hud (11)

1 : الَر كِتَابٌ أُحْكِمَتْ آيَاتُهُ ثُمَّ فُصِّلَتْ مِن لَّدُنْ حَكِيمٍ خَبِيرٍ

Elif - Lam- Ra
kitabün : kitabın - uhkimet : muhkem/sağlamlaştırılmış- ayatuhu : ayetleri/işaretleri/ atomları- summe : sonra - fussılet : bütünden ayrılmış - min ledun : bir hareketle esneyebilen - hakîmin : bilgili/akıllı - habîr : bilgisi uyarınca titreşen/bilgisini söyleyen -
Elif - lam- Ra
Bu ayetler/atomlar kitapla sağlamlaştırılmış sonra bütünden ayrılmış bu bölümler bir hareketle esneyebilen, elastiki yapılarıyla bilgilidirler. Bilgileri uyarınca titreşir yani bilgilerini bu şekilde seslendirir, söylerler.
(Üç tane ins -kütleli atomun rumuzudur bunlar. Kütleli olmaları hasebiyle yanmaz, aşındırılamaz, yok edilemez yapılarıyla sağlam ve muhkemdirler. Ruh, bu atomların içinde sbarındığı sürece emniyettedir -cennettedir- İns atomlarının etrafını kuşatan manyetizima için "Kur'an" diyor yaratıcı... Böylece Kur'an üç ayetten ibaret oluyor. Hz. Muhammed, gecede sekiz hatim derken bu ayet rumuzlarının hatırlanma/okunma gerekliliğini vurguluyor.)

2 : أَلاَّ تَعْبُدُواْ إِلاَّ اللّهَ إِنَّنِي لَكُم مِّنْهُ نَذِيرٌ وَبَشِيرٌ

El la : etmeyin - ta’budû: hizmet - illallah : Allahtan başkasına - innenî lekum : benden size (ikinize) - minhu nezîrun : korkulu uyarı - ve beşîr : birleşin -
Allahtan başkasına ibadet/hizmet etmeyin. Benden size korkulu uyarıdır, birleşin!
(Atomların tek başlarına varlıkları ancak uzayda nebulalar oluşturabilir ama birleşerek elementleri ve sonrasında maddeyi oluşturmaları gerekiyor. Atomlar cüz-i akıl sahibi varlıklar olmaları hasebiyle bu telkin sonucunda ne yapmaları gerektiğini öğreniyorlar. Ölüm sonrasıda bizi oluşturan atomlar dağılıp saçıldıklarında birde savunmasız kalacaklar, birleşmek emniyete kavuşmak anlamınıda taşımaktadır.)

3 : وَأَنِ اسْتَغْفِرُواْ رَبَّكُمْ ثُمَّ تُوبُواْ إِلَيْهِ يُمَتِّعْكُم مَّتَاعًا حَسَنًا إِلَى أَجَلٍ مُّسَمًّى وَيُؤْتِ كُلَّ ذِي فَضْلٍ فَضْلَهُ وَإِن تَوَلَّوْاْ فَإِنِّيَ أَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍ كَبِيرٍ

Ve enistagfirû : af dileyin - rabbekum : rabbinizden - summe : sonra - tûbû ileyhi : tövbe edin - yumetti’kum : eğlenin - metaan : meta/mal - hasenen : iyi - ila ecelin : süreniz için - musemmen : belirlenmiş - ve yu’ti kulle zî : gelen kimseler - fadlin : erdemi - fadlehu: sayesinde- ve in tevellev : dönülürse - fe innî ehafu : korkun - aleykum : sizin üzerinize - azabe : acı çekmek - yevmin kebîr : büyük günde -
---

4 : إِلَى اللّهِ مَرْجِعُكُمْ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ

İlallahi : Allaha - merciukum : başvular - ve huve : o öyle- ala kulli şey'in : her şeyin üzerinde- kadîr : kudret -
Başvuru Allah'adır. O her şeyin üzerinde bir kudrettir.

5 : أَلا إِنَّهُمْ يَثْنُونَ صُدُورَهُمْ لِيَسْتَخْفُواْ مِنْهُ أَلا حِينَ يَسْتَغْشُونَ ثِيَابَهُمْ يَعْلَمُ مَا يُسِرُّونَ وَمَا يُعْلِنُونَ إِنَّهُ عَلِيمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ

E la innehum : bunlar değilmiler- yesnûne : övenler - sudûrahum : göğüslerinden çıkanı/ neşredileni- li yestahfû minhu: bundan utanmak - e la hîne yestagşûne : ağlamıyorlar mı - siyabehum : kıyafet - ya'lemu : biliyorum - ma yusirrûne : istedikleri nedir - ve ma yu'linûn : ve duyurdukları nedir - innehu alîmun : gerçekten onlar biliyorlar - bi zatis sudûr: göğüsleriyle - ---

6 : وَمَا مِن دَآبَّةٍ فِي الأَرْضِ إِلاَّ عَلَى اللّهِ رِزْقُهَا وَيَعْلَمُ مُسْتَقَرَّهَا وَمُسْتَوْدَعَهَا كُلٌّ فِي كِتَابٍ مُّبِينٍ

Ve ma min dabbetin : da-abbet - fîl ardı : yerin içinde- illa alallahi rızkuha : rızkı allaha aittir - ve ya'lemu mustekarraha : kararlıdır- ve mustevdeaha kullun : hepsi depolanmış - fî kitabin mubîn : görünen kitabın içinde-
Yer'in içindeki daabbe'nin rızkı Allahtandır, o rızk kararlıdır, hepsi için depolanmıştır, görünen kitabın içinde.
(Daabbe: Elektronun varlığı ve akış hareketine dair bir bildirim; Buna göre onun rızkı Allah'tandır. Gereken enerji kitabın içinde depolanmış haldedir. Protonun içindeki üç kütleli ve üç kütlesiz kuarkın enerji durumları hakkında bildirimdir. Gündüz kuarkı ve gece isimli kuark tıpkı kum saatinin iki tüpü gibidir. Kum olan taraf eerjinin depolandığı gündüz kuarkı, boş olan ve enerjinin akacağı tüp ise gece isimli kuarka benziyor. Protonun içindeki hareketlilik, elektronda daabbe/ canlılık ve hareket oluşturuyor. Fizik dünya atomların elektron isimli uzvuyla muhatahtır. Elektronlar yüzeyi oluşturur, proton içte kalır. Yüzeyi Yer/elektron oluşturduğu için her maddenin ve her gök cisminin yüzeyi yer ismini almıştır.)

7 : وَهُوَ الَّذِي خَلَق السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ فِي سِتَّةِ أَيَّامٍ وَكَانَ عَرْشُهُ عَلَى الْمَاء لِيَبْلُوَكُمْ أَيُّكُمْ أَحْسَنُ عَمَلاً وَلَئِن قُلْتَ إِنَّكُم مَّبْعُوثُونَ مِن بَعْدِ الْمَوْتِ لَيَقُولَنَّ الَّذِينَ كَفَرُواْ إِنْ هَذَا إِلاَّ سِحْرٌ مُّبِينٌ

Ve huvellezî : onları - halakas : halg etti/yaptı - semavati : gökleri - vel arda : ve yeri - fî sitteti eyyamin : altı gün içerisinde - ve kane : ve öyle- arşuhu : tahtı - alal : üzerinde- mai : suyun- li yebluve kum eyyukum ahsenu amela : herkesin iyi amellerini gerçekleştirebilmeleri için - > ve le in kulte : dediğimde - innekum meb’ûsûne : mebus/vekilsin - min ba’dil mevti : ölüm sonrasından itibaren - le yekûlennellezîne keferû : inkar edenlere söyledikleri - in haza illa sihrun mubîn: bu görünen, bir sihirdir. -
Güzel ameller/çalışmalar sergileyebilmeniz için gökleri ve yeri altı gün içerisinde (günde anlamında değil) yaptı (yarattı değil) sen bir vekilsin bunu iletmen için dediğimde, ölümden sonrasından itibaren inkar edenler "bu gösterilen bir sihirdir" dediler.

Devamı var...