Yavuz Özmen bilimseltefsir.com
---

60- Mümin (40)

1 : حم

Ha Mim
Ha ve Mim rumuzuyla anılan iki racul, iki ruh
(Musa'nın ruhunun rumuzu ve Muhammed ruhunun rumuzu. Burada İbrahim'e ait olan Ta rumuzu neten anılmadı da sadece Musa ve Muhammed anıldı? Çünkü Muhammed isimli ruh, geçmişte İbrahime ait olan Elif rumuzlu ins atomunun içine yerleşiyor. Böylelikle evrenin haram aylarında mevcutta sadece Ha ve Mim ruhları hayattadır.)

2 : تَنزِيلُ الْكِتَابِ مِنَ اللَّهِ الْعَزِيزِ الْعَلِيمِ

Tenzilul : indirildi - kitabi : kitap - minallahil : Allah'tan - azizil : sevgiyle - alim : bilgiyle -
Kitap, sevgi ve bilgiyle Allah'tan indirildi.
(Terciüme ve tefsirlerde taraından indirildi diye yanlış çevriliyor. Cümlenin bildirimi direkt olarak Allak'ın kendinden indirildiğini söylüyor. En baştaki sebep Allah'ın yaptığı, oluşturduğu her şey kendinden yarattıkları ise mutlak boşluk/hiçlik/ilah tır. Evren, ruh/zaman çizgilerinin camda gelişen buzlanma gibi dallanmasıyla oluşmuş enerjiden mütevellit bir denizdir. Varlıklar, bu enerji denizinin içinde açılan enerji barındırmayan yarıklar/boşluklardır. Yaratma fiili yarmaktan gelmektedir, arapçası fatr dır. Yine yapılmış tüm tefsirlerde yaratma fiili halg ve ca'l fiilleriyle ayanı anlamdaymış gibi çevrilmişlerdir. Bir akıllı insan çıkıp dememiş ki -Ey alim(!) bu kelimelerin anlamı aynı idi ise Allah neden tek kelime kullanmadı? )

3 : غَافِرِ الذَّنبِ وَقَابِلِ التَّوْبِ شَدِيدِ الْعِقَابِ ذِي الطَّوْلِ لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ إِلَيْهِ الْمَصِيرُ

Gafiriz : bağışlayan - zenbi : uzantıyı /kuyruğu kesmek - ve kabilit : tanışan görüşen - tevbi : en üstte /kaynak/tevbe - şedidil : şiddetli - ikabi : aşağıdakini toplamak/vücuda zarar vermek/ceza - zit tavli : uzunluk/üstü alttan ayırmak - la ilahe illa huve : ondan başka ilah yoktur - ileyhil masir : bir kaynaktan gelmek/bağırsak/kader -
uzantıyı/ kuyruğu kesebilen, bağışlayandır. Üsttekiyle görüşendir. Ceza olarak aşağıdakini -uzantıyı toplayarak vücuda zarar veren, üsttekini alttakinden ayırandır. Ondan başka ilah yoktur.. O kaynaktır.
(BAşkaca vahiy anlatılarında üstte göğün uzatılarak yer'i oluşturduğu bildiriliyor. Dondurma külahına benzettiğimiz uzatılmış koninin alt tarafının boyu için 71- 72-73 yıl diyen hadis hatırlandığında bunun olukça uzun olduğunu anlıyoruz. Bu uzantı için atomun günahı deniliyor. Uzantı, ceza kabilinden kesilebileceği gibi tamamen ayrılabileceği ve bu durumda atomun vücudunun zarar görmüş olacağı anlatılıyor. )

4 : مَا يُجَادِلُ فِي آيَاتِ اللَّهِ إِلَّا الَّذِينَ كَفَرُوا فَلَا يَغْرُرْكَ تَقَلُّبُهُمْ فِي الْبِلَادِ

Ma yucadilu : savunduğu şey - fi ayatillahi : allah'ın ayetlerinde(içinde) - illallezine keferiu : ancak inanmayanlar - fe la yagrurke : senin dürtülerin değil - tekallubuhum : bunlar dalgadır - fil bilad : belde içinde -
---

5 : كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ وَالْأَحْزَابُ مِن بَعْدِهِمْ وَهَمَّتْ كُلُّ أُمَّةٍ بِرَسُولِهِمْ لِيَأْخُذُوهُ وَجَادَلُوا بِالْبَاطِلِ لِيُدْحِضُوا بِهِ الْحَقَّ فَأَخَذْتُهُمْ فَكَيْفَ كَانَ عِقَابِ

Kezzebet : yalan söylediler - kablehum : önceleri - kavmu nuhın : nuh kavli - vel ahzabu : ve taraflar - min ba’dıhım : bunlardan sonrakinden itibaren - ve hemmet : yanılsama/şaşkınlık - kullu ummetin : ümmetin tamamı - bi resiulihim : onların resulü - li ye’huziuhu : onu almak için - ve cadeliu : savundu - bil batılı : yalanla - li yudhıdiu : çürütmek için - bihil hakka : sağını - fe ehaztuhum : onları aldım - fe keyfe : nasıldı - kane ıkab : cezaydı -
---

6 : وَكَذَلِكَ حَقَّتْ كَلِمَتُ رَبِّكَ عَلَى الَّذِينَ كَفَرُوا أَنَّهُمْ أَصْحَابُ النَّارِ

Ve kezalike : iyle değilmi - hakkat : doğrular - kelimetu rabbike : rabbinin konuştuğu - alallezine keferiu: inkar edenler hakkında - ennehum ashabun nar : cehennemin sahipleri -
---

7 : الَّذِينَ يَحْمِلُونَ الْعَرْشَ وَمَنْ حَوْلَهُ يُسَبِّحُونَ بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَيُؤْمِنُونَ بِهِ وَيَسْتَغْفِرُونَ لِلَّذِينَ آمَنُوا رَبَّنَا وَسِعْتَ كُلَّ شَيْءٍ رَّحْمَةً وَعِلْمًا فَاغْفِرْ لِلَّذِينَ تَابُوا وَاتَّبَعُوا سَبِيلَكَ وَقِهِمْ عَذَابَ الْجَحِيمِ

Ellezine yahmiliunel arşa : Arşı kimler taşır/getirir - ve men havlehu : etrafında - yusebbihiune : yüzerlerken - bi hamdi rabbihim : rabbine hamd ile - ve yu’miniune : güvende olarak - bihi ve yestagfiriune : ondan af istiyorlar - lillezine ameniu : inanan kimseler için - rabbena vesi’te : rabbimiz genişletti - kulle şey’in rahmeten : merhameti her şeyedir - ve ilmen fagfir lillezine : tevbe edenler bağışların - tabiu vettebeiu sebileke : yolunu takip et - ve kıhim azabel cahim : bunlar cehennem azabı -
---

8 : رَبَّنَا وَأَدْخِلْهُمْ جَنَّاتِ عَدْنٍ الَّتِي وَعَدتَّهُم وَمَن صَلَحَ مِنْ آبَائِهِمْ وَأَزْوَاجِهِمْ وَذُرِّيَّاتِهِمْ إِنَّكَ أَنتَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ

Rabbena : rabbimiz - ve edhilhum : bunları eklemeyi - cennati adninilleti : adnin cennetine - vaadtehum : söz verdiklerim - ve men salaha : bu barış/uzlaşı/onarım/düzelme- min abaihim : atalarından - ve ezvacihim : eşleri/çifleri - ve zurriyyatihim : bunların atomlarını birleştirmek - inneke : - entel azizul hakim : sen sevgili bilgesin -
Rabbimiz bunları adn cennetine eklemeyi söz verdi. Bu bir uzlaşıdir, ataları ve eşleriyle atomik birleşmedir. Sen aziz ve hakimsin.
(Allah ilk olarak insanı -insan atomunu- yarattı. evrendeki her element ve maddeyi onula oluşturdu. İnsan atomunun aklına hitap ederek adem denen eşli atomun -elementlerde D orbitalını oluşturan helyum- etrafında -adn cennetinde- üzüm salkımı gibi birleştirdi.
Sen aziz ve hakimsin! İnsanlar, Allah'ın halifeleri olarak onun azizliğini ve bilgeliğini yansıtırlar.)

9 : وَقِهِمُ السَّيِّئَاتِ وَمَن تَقِ السَّيِّئَاتِ يَوْمَئِذٍ فَقَدْ رَحِمْتَهُ وَذَلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ

Ve kıhim us seyyiat : ve onların kötülükleri - ve men tekıs seyyiati : ve kötülüklerinden itibaren - yevme izin : izin gününde - fe kad rahimtehu : merkametini kaybetti - ve zalike huvel : ve işte bu - fevzul : kazanmanın yolu - azim : büyük-
---

10 : إِنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا يُنَادَوْنَ لَمَقْتُ اللَّهِ أَكْبَرُ مِن مَّقْتِكُمْ أَنفُسَكُمْ إِذْ تُدْعَوْنَ إِلَى الْإِيمَانِ فَتَكْفُرُونَ

İnnellezine keferiu : inkar edenler! - yunadevne : nida ederler - le maktullahi ekberu : küçümserler allahın büyüklüğünü - min maktikum :küçüksemekten - enfusekum : nefisleriniz - iz tud’avne : çağırdıkların - ilal imani : inandığın - fe tekfuriun : inkar edersin -
---