Yavuz Özmen bilimseltefsir.com
--

66- Ahkaf (46)

1 : حم

Ha Mim

2 : تَنْزِيلُ الْكِتَابِ مِنَ اللَّهِ الْعَزِيزِ الْحَكِيمِ

Tenzilul kitabi : indirilen kitap minallahil azizil hakim : sevgili ve bilge Allah'tandır.
İndirilen kitap, sevgili ve bilge olan Allah'tandır.
(Tefsirlerde "Allah tarafından" idye çevrilmesi yanlıştır. Allah'ın zatından kitap olmasını yanlış veya ters bulan müfessirler cümlenin anlamını bükerek böylelikle kendilerince mantıklı hale getirmişler.)

3 : مَا خَلَقْنَا السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا إِلَّا بِالْحَقِّ وَأَجَلٍ مُّسَمًّى وَالَّذِينَ كَفَرُوا عَمَّا أُنذِرُوا مُعْرِضُونَ

Ma halaknas semavati vel arda : Göklerde ve yerdekileri yaptık ve ma beyne huma : ve aralarındakileri de illa bil hakkı : sağa dönüşleriyle ve ecelin musemma : sürelerini belirledik vellezine keferu amma : neyi inkar ediyorlar unziru : uyardık mu’ridun : sergiledik
Göklerde ve yerde ve aralarında ne varsa sağa hareket ile yaptık, sürelerini belirledik. İnkarcılar neyi inkar ediyorlar, uyardık sergilerik.
(Göklerde ve yerde olan fonksiyonlar ve etkiler var, bunlar sağa dönüşten ibaret, hareketten müteşekkil, bizim varlık saydığımız etkileşimlerdir. her bir etkinin, fonksiyonun bir adı vardır. Sonra birde bunların aralarında olan varlıklar, kayıtlar var. Yİne hareketlerin sönümü sebebiyle bunların bir süreleri var, bitiminde içinde barınan ruh ve onun ameli olan oğul Allah'a kavuşacak/karışacaktır.)

4 : قُلْ أَرَأَيْتُم مَّا تَدْعُونَ مِن دُونِ اللَّهِ أَرُونِي مَاذَا خَلَقُوا مِنَ الْأَرْضِ أَمْ لَهُمْ شِرْكٌ فِي السَّمَاوَاتِ اِئْتُونِي بِكِتَابٍ مِّن قَبْلِ هَذَا أَوْ أَثَارَةٍ مِّنْ عِلْمٍ إِن كُنتُمْ صَادِقِينَ

Kul : deki e raeytum : bakmıyormusunuz ma ted’une : davet ettiğiniz min dunillahi : Allah'tan gayrı eruni : göster bana maza halaku : ne yapabilmiş minel ardı : yer'den em lehum şirkun : veya bunlar fis semavati : göklerden ituni bi kitabin : kitap getir min kabli haza : bundan önce böyle bir ev esaratin : veya etkisini min ilmin : bilginden in kuntum sadikin : dürüstseniz ---

5 : وَمَنْ أَضَلُّ مِمَّن يَدْعُو مِن دُونِ اللَّهِ مَن لَّا يَسْتَجِيبُ لَهُ إِلَى يَومِ الْقِيَامَةِ وَهُمْ عَن دُعَائِهِمْ غَافِلُونَ

Ve men edallu : kim delalettedir mimmen yed’u : kimler çağırır min dunillahi : allahtan gayri men la yestecibu lehu : kim cevap vermez ona ila yevmil kıyameti : kıyamet gününde ve hum an duaihim gafilun : onların dualarından habersiz
Allah’tan başkasını çağıranlar delalettedir. Kıyamet gününde çağırdıkları cevap vermez onlara, onların dualarından habersizdir.

6 : وَإِذَا حُشِرَ النَّاسُ كَانُوا لَهُمْ أَعْدَاء وَكَانُوا بِعِبَادَتِهِمْ كَافِرِينَ

Ve iza huşiran : eğer haşrolan nasu kanu : naslar varsa lehum a’daen : onlara düşman ve kanu : vardır bi ibadetihim kafirin : ibadet eden kafirler ---

7 : وَإِذَا تُتْلَى عَلَيْهِمْ آيَاتُنَا بَيِّنَاتٍ قَالَ الَّذِينَ كَفَرُوا لِلْحَقِّ لَمَّا جَاءهُمْ هَذَا سِحْرٌ مُّبِينٌ

Ve iza tutla aleyhim ayatuna < b>: ve eğer üzerlerine okunursa işaretlerimiz beyyinatin : kanıtlarımızı kalellezine keferu : inkar edenler söyledi lil hakkı lemma caehum : onlara sağdan gelen haza sihrun mubin : bu apaçık sihirdir
Eğer onların üzerine işaretlerimi okunsa, kanıtlarımız hakkında inkarcıların söylediği ; Onlara sağdan gelen apaçık sihirdir! dediler.
Atomlar sağa dönen hareket ile varlık haline alıyorlar. Yani varlık, harekettir! Bu saptamayı modern bilim de yapmakta ve Einstein'in enerjinin hızın karesi ve kütle formülü ile ifade edilmektedir. İşte ilgi hareketin dairesel oluşu ile ortaya çıkan yön/polarma/din hakkında sürekli "Hak" kelimesinin kullanılması ve "Hak din" ifadelerinin anlattığı şey, atomların hareketinin sağa dönüş ile sabit olduğudur. Sola dönen atomlara inkarcı denilmekte ve "kafir" diye adlandırılmaktadırlar. Firavun kavramı buna benzemekle birlikte onların ayırıcı özellikleri, içlerindeki ruhtur. BU ruh Allah tarafından direkt üflenmese bile yinede Allahtandır. Fakat onları mümin atomlardan ayıran belirgin özellik öz güveleri, güçleri ve sahip olduklarının Allah'tan değil kendinden olduğunu sanmalarıdır. )

8 : أَمْ يَقُولُونَ افْتَرَاهُ قُلْ إِنِ افْتَرَيْتُهُ فَلَا تَمْلِكُونَ لِي مِنَ اللَّهِ شَيْئًا هُوَ أَعْلَمُ بِمَا تُفِيضُونَ فِيهِ كَفَى بِهِ شَهِيدًا بَيْنِي وَبَيْنَكُمْ وَهُوَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ

Em yekulunefterahu : veya devamlı iftira derler kul inifteraytuhu : de ki eğer iftira ise fe la temlikune : ona sahip olmazdın li minallahi şey’a : benim allahtan başka şeyim yok huve a’lemu :o biliyor bi ma tufidune fihi : içinde genişlemesine kefa bihi : yeterlidir şehiden beyni : tanık olur ve beynekum : aranızda ve huvel gafurur rahim : o merhametle bağışlayandır ---

9 : قُلْ مَا كُنتُ بِدْعًا مِّنْ الرُّسُلِ وَمَا أَدْرِي مَا يُفْعَلُ بِي وَلَا بِكُمْ إِنْ أَتَّبِعُ إِلَّا مَا يُوحَى إِلَيَّ وَمَا أَنَا إِلَّا نَذِيرٌ مُّبِينٌ

Kul ma kuntu bid’an : deki siz yenilik peşindemisinizi miner rusuli : resullerden ve ma edri : ne biliyorsunuz ma yuf’alu bi : nasıl yaptığını ve la bikum in ettebiu : sizi takip etmeyeceğim illa ma yuha ileyye : bana vahyedilenden hariç ve ma ene illa nezirun mubin : bana gösterileni haber veriyorum
De ki; "Siz yenilik peşinde misiniz? Resullerin bildiklerinden ne biliyorsunuz? Bana vahyedilenden hariç sizi takip etmeyeceğim, Ben bana gösterileni size haber veriyorum!
(Gösterileni yani vahyi anlatmak, haber vermek: Resuller, fizik yapıları itibarıyla bir helyum elementidirler. Bünyelerinde iki hidrojen yani iki insan var, ve vahiy alabilmek için iki elemanlı yapı gerekiyor. Hidrojenlerden birine vahyedilen görüntüyü diğer hidojen algılayabiliyor. Biyolojik yapılardaki beynimiz de böyle çalışıyor. Bİr lobda oluşan düşünce, karşı lop tarafından görülüp işleme konuluyor, dile komuta ile söze veya ele komuta ile yazıya dönüşüyor. Peygamber aldığı vahyi, etrafındaki hidrojenlere/insanlara anlatıyor. )

10 : قُلْ أَرَأَيْتُمْ إِن كَانَ مِنْ عِندِ اللَّهِ وَكَفَرْتُم بِهِ وَشَهِدَ شَاهِدٌ مِّن بَنِي إِسْرَائِيلَ عَلَى مِثْلِهِ فَآمَنَ وَاسْتَكْبَرْتُمْ إِنَّ اللَّهَ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِمِينَ

Kul e raeytum in kane : deki eğer görebiliyorsanız min indillahi : Allah'tan ve kefertum bihi : ve inkar ediyorsun ve şehide şahidun : ve şahit olduğun şahitleri min beni israile : israiloğullarından ala mislihi : onu kadar fe amene : inandın vestekbertum : gururlusun innallahe : gerçekten Allah la yehdil kavmez : yenlendirmeyen/rehberlik etmeyen halklara zalimin : ezicidir
---

Yavuz Özmen bilimseltefsir.com