Yavuz Özmen bilimseltefsir.com
--

69- Kehf (18)

1 : الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي أَنزَلَ عَلَى عَبْدِهِ الْكِتَابَ وَلَمْ يَجْعَل لَّهُ عِوَجَا

El hamdu lillahillezi : övgü Allah'adır enzele :ki indirdi ala abdihil : kulu üzerine/üstüne kitabe : kitabı ve lem yec'al : o yapmadı lehu : onu ıveca : çarpık
Övgü Allah'adır ki o, kitab’ı kulu üzerine indirdi. Ve onu çarpık yapmadı.
(Kitap, içinde atom bulunan manyetizma... Diğer bir ifade şekliyle; Atomun etrafını saran manyetizma ile teşekkül eden yapıya verilan ad, kitap'tır. Kur'an'ın etrafını sardığı atom, kuludur. Yani atomlar, kul'dur; Kime kuldur? Atomlar, içindeki ruh'a kulluk edenler. Ve bu Kur'an'da çarpıklık yoktur. Atomun etrafında tebarüz eden Kur'an, deve kuşu yumurtasını andıran şekliyle kusursuz ve mükemmel düzgünlüğe sahiptir.)

2 : قَيِّمًا لِّيُنذِرَ بَأْسًا شَدِيدًا مِن لَّدُنْهُ وَيُبَشِّرَ الْمُؤْمِنِينَ الَّذِينَ يَعْمَلُونَ الصَّالِحَاتِ أَنَّ لَهُمْ أَجْرًا حَسَنًا

Kayyimen : değerli li yunzira : uyarı için be'sen : ? şediden : şiddetli min ledunhu : onun huzudunda ve yubeşşirel mu'mininellezine : güvende olanlara vaaz ediyor ya'melunes salihati : yaptığınız iyi işler enne lehum ecren hasena : muhakkak onlar ücretini alır
---

3 : مَاكِثِينَ فِيهِ أَبَدًا

Ma kisine : yoğunluğu nedir fihi : içinde ebeda : sonsuza dek
Nesnellikleri, içindeyken sonsuza dektir.

4 : وَيُنذِرَ الَّذِينَ قَالُوا اتَّخَذَ اللَّهُ وَلَدًا

Ve yunzirellezine: yemin eden kimseler kalu-t tehazellahu : dediler Allah edinmiş veleda : evlat
Yemin edenler dediler ki -Allah, bir evlat edinmiş.

5 : مَّا لَهُم بِهِ مِنْ عِلْمٍ وَلَا لِآبَائِهِمْ كَبُرَتْ كَلِمَةً تَخْرُجُ مِنْ أَفْوَاهِهِمْ إِن يَقُولُونَ إِلَّا كَذِبًا

Ma lehum bihi : onların sahip oldukları şey min ilmin : bilgiden ve la li abaihim : evebeynlerinin yoktu keburet kelimeten : büyütürken kelimeleri tahrucu : mezun olana kadar min efvahihim : bunların ağızlarından in yekulune illa keziba : yalandan başka şey yoktu
---

6 : فَلَعَلَّكَ بَاخِعٌ نَّفْسَكَ عَلَى آثَارِهِمْ إِن لَّمْ يُؤْمِنُوا بِهَذَا الْحَدِيثِ أَسَفًا

Fe lealle ke : muhtemelen sen bahiun nefseke : korkarsın kendi nefsinden ala asarihim : bunun üzerindeki etkisi in lem yu'minu : güvende olmayanlar bi hazal hadisi esefa : bu sözden ötürü özür diler
Muhtemelen sen nefsin kendi üzerindeki etkisinden korkarsın, güvenlik içinde olmayanlar gibi.
(Nefsin çekim gücü bir yandan da kendi enerjini soğurma eğilimindedir, bu oldukça korkutucu bir durumdur. Her hangi bir element içinde güvende olmayanların sürekli olarak korktukları hadisedir bu.)

7 : إِنَّا جَعَلْنَا مَا عَلَى الْأَرْضِ زِينَةً لَّهَا لِنَبْلُوَهُمْ أَيُّهُمْ أَحْسَنُ عَمَلًا

İnna cealna : gerçekten yaptık ma alal ardı zineten leha : Yer'deki ziynetleri li nebluvehum eyyuhum : asalet için ahsenu amela : iyi işler yapanlar
---
(Ziynetlerin Yer'de yapılması tabiatıyla ruh gökler içinde olduğu müddetçe amelleri bir kazanım/ziynet olarak elektronda tebarüz ediyor.)

8 : وَإِنَّا لَجَاعِلُونَ مَا عَلَيْهَا صَعِيدًا جُرُزًا

Ve inna : gerçekte le cailune : kıldık ma aleyha : o bölgeyi/kısmı saiden curuza : yüksek seviyede
---
(Yüksekte yapılan bölge/kısım gökler olmalı, önceki pasajlarda öyle anlatılıyordu, burada sadece fiil anılıyor.)

9 : أَمْ حَسِبْتَ أَنَّ أَصْحَابَ الْكَهْفِ وَالرَّقِيمِ كَانُوا مِنْ آيَاتِنَا عَجَبًا

Em hasibte : veya hesapladılar enne ashabel kehfi : mağananın sahipleri ver rakimi kanu : ve içindekiler min ayatina : işaretlerden acaba : şaşkınlık veren, muhteşem
---
(Kehf, mağara demek. Anılan mağara ise atomun içinde ruhun barınlası için oluşturulan boşluğa deniyor. Gerçekte tabiattaki olaylar ve varlıkların isimleri ilk beşerler tarafından verilirken atomların dünyasına ait hatırda kalan adlar veriliyor, aletler ve yazı için kullanılan harfler atomlardan esinlenilerek yapılıyondu. Bu minval üzere mağara, bir girdap ile oluşan koni veya ucu incelen in şeklini alıyor. Mağaranın içindekiler, racul dile anılan ruh oluyor. Altı kuark için altı racul vardır diyebiliriz.)

10 : إِذْ أَوَى الْفِتْيَةُ إِلَى الْكَهْفِ فَقَالُوا رَبَّنَا آتِنَا مِن لَّدُنكَ رَحْمَةً وَهَيِّئْ لَنَا مِنْ أَمْرِنَا رَشَدًا

İz eval fityetu : barınan erkekler ilal kehfi : mağarada fe kalu : dediler rabbena atina : rabbimiz verdi min ledunke rahmeten : rahmetinden ve heyyi' lena : ve bizi hazırladı min emrina raşeda : emrinden akıllı olarak