Yavuz Özmen bilimseltefsir.com
--

74- Müminun (23)

1 : قَدْ أَفْلَحَ الْمُؤْمِنُونَ

Kad eflehal :mesafeyi katetti - mu’minun: güvende olanlar -
mesafeyi katetmeyi başardı, müminler/güvende olanlar.
(İsa adıyla anılan atomun babasız gelişen elektronu/oğlu, göğe yükselirken mesafesi 71 veya 72 veya 73yıl olan hortum boyunca ilerleyerek göklere ulaşır ve orada Muhammet isimli ruh olarak ikamet eder. Oraya varır varmaz gökler etrafında Kur'an'ın koruması içinde güvendedir.)

2 : الَّذِينَ هُمْ فِي صَلَاتِهِمْ خَاشِعُونَ

Ellezine hum: o kimseler ki - fi salati him: dik duruş içinde olanlar, bağlantı halinde olanlar, irtibatta olanlar - haşiun: mütevazi -
---

3 : وَالَّذِينَ هُمْ عَنِ اللَّغْوِ مُعْرِضُونَ

Vellezine hum: ve onlar ki - anil lagvi: boş sözleri - > mu’ridun: görünür/açığa çıkar -
---

4 : وَالَّذِينَ هُمْ لِلزَّكَاةِ فَاعِلُونَ

Vellezine hum: onlar ki - liz zekati failun: zekatın aktörleridir - B (Zekat, atomların bedenleriyle icra ettikleri paylaşımın adı oluyor. Paylaşılda oran yoktur. İki atomun enerji seviyelerindeki farklılık ortadan kalkarak yükleri eşitlenene kadar çok olandan at olana transferle gerçekleşir. Bü yüzden zekat bizatihi aktörleri tarafından işlenen eylemdir. Bİr lemente dahil edilen yeni bir atomun durumu da aynıdır. Katılan atomun enerjisi diğerlerinden daha doğrusu elementin ağırlıklı ortalamaya sahip enerji seviyesinden az ise, her fert payına düşen miktar kadar enerjiyi aktararak yeni katılan atom güçlendirilir.)

5 : وَالَّذِينَ هُمْ لِفُرُوجِهِمْ حَافِظُونَ

Vellezine hum: onlar ki - li furucihim: iik şey arasındaki yarık, tenasül uzvu, aralık - hafizun: saklamak, korumak -
---

6 : إِلَّا عَلَى أَزْوَاجِهِمْ أوْ مَا مَلَكَتْ أَيْمَانُهُمْ فَإِنَّهُمْ غَيْرُ مَلُومِينَ

İlla ala ezvacihim: ancak onların eşleri için - ev ma meleket: veya meleklere - eymanuhum: inançları - fe innehum gayru melumin: bunlar suçlulardan değiller -
---

7 : فَمَنِ ابْتَغَى وَرَاء ذَلِكَ فَأُوْلَئِكَ هُمُ الْعَادُونَ

Fe menibtega: arzulandı - verae zalikev: arkasında - fe ulaike humul adun: bunlar geri dönenlerdir -
---

8 : وَالَّذِينَ هُمْ لِأَمَانَاتِهِمْ وَعَهْدِهِمْ رَاعُونَ

Vellezine hum:bunlar o kimseler ki - li emanatihim: eminetinde olanlar için - ve ahdihim: ve anlaşmalarına - raun: ? -
---

9 : وَالَّذِينَ هُمْ عَلَى صَلَوَاتِهِمْ يُحَافِظُونَ

Vellezine hum:ve onlar ki - ala salavatihim yuhafızun:salavatlarını üzerlerinde tutarlar -
Salavatlarını üzerlerinde tutanlar...
(Salavatı üzerinde tutmak namaz anlamına asla gelemez. Atomun üzerinde oluşan Kur'an'ın varlığı, içteki adamın kuvvetini korumasıyla daimdir.)

10 : أُوْلَئِكَ هُمُ الْوَارِثُونَ

Ulaike: Bunlar - humul varisun: mirasçılar -
Onlar mirasçıdırlar.