Yavuz Özmen bilimseltefsir.com
--

75- Secde (52)

1 : الم

Elif Lam Mim
İns atomları ve ruhu Muhammed.

2 : تَنزِيلُ الْكِتَابِ لَا رَيْبَ فِيهِ مِن رَّبِّ الْعَالَمِينَ

Tenzilul kitabi: kitabı indirdiğimize - la raybe fihi : bu konuda hiç şüphe yok ki - min rabbil alemin : alemlerin rabbinden -
Şüphe yok ki kitabı alemlerin rabbinden indirdik.

3 : أَمْ يَقُولُونَ افْتَرَاهُ بَلْ هُوَ الْحَقُّ مِن رَّبِّكَ لِتُنذِرَ قَوْمًا مَّا أَتَاهُم مِّن نَّذِيرٍ مِّن قَبْلِكَ لَعَلَّهُمْ يَهْتَدُونَ

Em yekulunefterahu:yoksa onu onun icat ettiğini mi söylüyorlar - bel huvel hakku min rabbike : bilakis o rabbinden sağadır - li tunzire kavmen : halkını uyarmak için - ma etahum : onlara yapılan - min nezirin : uyarıdan - min kablike : senden - leallehum yehtedun: onlar böylece yönlenirler -
---

4 : اللَّهُ الَّذِي خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا فِي سِتَّةِ أَيَّامٍ ثُمَّ اسْتَوَى عَلَى الْعَرْشِ مَا لَكُم مِّن دُونِهِ مِن وَلِيٍّ وَلَا شَفِيعٍ أَفَلَا تَتَذَكَّرُونَ

Allahullezi halakas semavati vel arda: Gökleri ve yeri yapan Allah'tır - ve ma beynehuma: ve arasındakileri - fi sitteti eyyamin : altı gün içinde - summesteva alal arş: sonra tahtını/ arşı olgunlaştırdı - ma lekum : hepsinin - min dunihi : önüne geçti / önüne yürüdü- min veliyyin: benden başka - ve la şefii: yoktur şefaatçi - e fe la tetezekkerun: hatırlıyor musun? -
Gökleri ve yeri ve arasındakileri altı günde yapan Allah'tır! Sonra aşağıya ilerleyerek hepsinin önlerini aldı. Benden başka şefaatçi yoktur hatırlıyor musun?
(Arşa istiva etmek ne demektir? Bilinmeyen bir yer ve bilinmeyen bir hareketi kim tarif edebilir? Tabiki hiç kimse. Cümle olduğu gibi bırakılmış ve bu yüzden istemeyerek ible olda tahtına oturan/kurulan bir kişi yapılmış/yerine konulmuştur.
Evreni bir daire içindeki on iki havuç dilimi şeklinde oluşturmaya devam edip dururken yaptığı işe hiç ara vermeksizin devam eden Allah, her hangi bir yere/mekana/tahta çekilip dinlenmemektedir.
On iki adet doğrusal ilerleyen ve bir dairenin çapını andıran ayları oluşturup dururken kendisi bir daire çemberi üzere bir yay üzere aşağıya/tahtına ilerleyerek önlerine çıkmaktadır. Bu olay sadece bir vahiyde ve bu şekilde anlatılmamaktadır -belki de anlatılmış kimse anlamamıytır- Olayı bütünlemek aslında kolaydır. Tüm anlatıları tanımları ve olayları bir sahnede kurguladığınızda ilgili olay yüzde yüz kesinlik ve bir okadar doğrulukta canlanıvermekte, olayı irdeleyebilecek tüm sorulara noksansız cevap vermektedir.)

5 : يُدَبِّرُ الْأَمْرَ مِنَ السَّمَاء إِلَى الْأَرْضِ ثُمَّ يَعْرُجُ إِلَيْهِ فِي يَوْمٍ كَانَ مِقْدَارُهُ أَلْفَ سَنَةٍ مِّمَّا تَعُدُّونَ

Yudebbirul emre mines semai ilal ardı : emir, gökten yere yapılır - summe ya’rucu ileyhi : sonra ona döner - fi yevmin kane : gün içinde - mıkdaruhu elfe senetin : miktarı bin yıl olan - mimma teuddun: saydığın -
Emirler gökten yapılır yer için, sonra ona geri döner, gün içinde... miktarı senin saydığın bin yıl olan.
(Ruh, Allah'ın üflediği ruhun göğün içinde ikamet ettiğini önceki pasajlardan öğrendik. Emri veren ruh, bu emri yere doğru verirken emrin kaynağı gök oluyor . Ve bu emir yer'deki levhi mahfuzlarda hem emir hem iş olarak kaydediliyor. Yapılan kayıtlar gün içinde arşa ulaştığı yerde Allah' tarafından karşılanıyor. Böylece her iş ve oluş aynı gün içinde ona rücu ediyor.
Teknik olarak Allahın günü, evreni çevreleyen çemberin tamam olmasıdır. Çember kavramı Vahiy anlatılarında gece olarak geçiyor. Evreni oluşturan ana çember, her şeyi içinde barındıran "Kadir gecesi" oluyor. Kadir gecesi, on iki ay yani on iki gök konisi içeriyor. Çemberin içinde gelişen atomlar ve fiilrer, çemberin karşı kenarına yani arşa vardığında orada Allah'a kavuşmuş oluyor.)

6 : ذَلِكَ عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ الْعَزِيزُ الرَّحِيمُ

Zalike alimul gaybi: odur ki, bilinmeyen alemlerin - veş şehadetil azizur rahim: aziz ve rahim şahididir -
İşte bu bilinmeyen/görünmeyen alemlerin tek şahidi, aziz ve rahim olan Allah'tır.

7 : الَّذِي أَحْسَنَ كُلَّ شَيْءٍ خَلَقَهُ وَبَدَأَ خَلْقَ الْإِنسَانِ مِن طِينٍ

Ellezi ahsene: iyi işler ki - kulle şey’in halakahu: yaptığı her şeyi - ve bedee halkal insani : insanı yapmakla başladı - min tin: tin'den -
İyi iş olarak yaptığı her şeyi, insanı yaparak başladı, tin/suların çekildiği boşlukla/toprakla.
(Allah İnsanı yaptı ve tüm iyi işleri bu insanla yaptı. İnsanı da tin diye andığı olguyla yaptı. Tin, enerji denizi olan evrenin içinde enerjisiz/suların boşaltıldıği alan açmakla elde ettiği adına toprak dediğinden yaptı. Bu toprak içine yine bir enerji/su olan ruh girdiğinde bir çamur oluşuyor. İnsanın çamurdan ibaret oluşu böyledir. İnsan, halg edilmiştir/yapılmıştır. Yaratılan sadece ins atomlarıdır. İns atomları toprak statüsündedir. Bunu Yer/elektron ile karıştırmamak gerekiyor. Vahiy anlatılarındaki nüanslar ve basit görünen farklı anlatımlarda eşsiz bilgiler gizlidir. Mesela Yer kelimesi ile dünya kelimeleri ayrı anlamdadır ve vahiy anlatılarında ayrı olayları anlatırken yerinde kullanılırlar. Bu önemli fakat ince ayrıntıyı atlayan mütekkellim ulema tarafından "Ard" telimesi dünya olarak tercüme idilmiş ve dünya düzdür hükmüne varılmıştır, gerçekte düz olan yer yani levhi mahfuz levhalarının üst üste biriktiği elektronun ortasındaki kazık kastedilmektedir. Nuh olayıanlatılarında buna/Yer'e "Su kazığı" denilerek tamda bu tarif etmeye çalıştıklarımız sadece iki kelimeyle özetleniveriyor.)

8 : ثُمَّ جَعَلَ نَسْلَهُ مِن سُلَالَةٍ مِّن مَّاء مَّهِينٍ

Summe: sonra - ceale neslehu: nesilleri oluştu - min sulaletin : cinsinden - min main mehin: az miktar sudan -
Sonra nesilleri oluştu, cinsi olan az miktar sudan.

9 : ثُمَّ سَوَّاهُ وَنَفَخَ فِيهِ مِن رُّوحِهِ وَجَعَلَ لَكُمُ السَّمْعَ وَالْأَبْصَارَ وَالْأَفْئِدَةَ قَلِيلًا مَّا تَشْكُرُونَ

Summe sevvahu: sonra diğerlerine - ve nefeha: üflendi - fihi min ruhihi: içine ruhundan - ve ceale lekumus : hepsi böyle oluştu - sem’avel ebsara: işiten gözler - vel ef’idete: ve kalpler - kalilen ma teşkurun: ne az şükrediyorsunuz -
Sonra diğerlerine de ruhundan üfledi. Hepiniz böyle oluştunuz, diğer anlamıyla her insan diğerinin birebir kopyasıdır. Çünkü aynı ümmet yani aynı atomdan yapılmış, aynı ruh üflenmiştir. İşiten gözleriniz ve kalpleriniz var. Ne az şükrediyorsunuz.
(Gök içinde oluşturulan boşluğa ruh üflenerek insan yapılmıştı, sonra nesillerin oluşumu anlatıldı ve hepsine aynı şekilde üflenerek aynı insandan çok sayıda yapıldığı anlatılıyor burada. İnsan yani hidrojen atomlarının işiten gözü var. Görme işinin gerçekte ışığı işitmek olduğunu önceki pasajlarada görmüştük. Işığı işitmek, şairane bir ifade olsundiye söylenmiyor, gerçekte teknik olarak böyle işliyor sistem. Beşerlerin gözlerinde, ışığı işiten ışık konileri var. Birde insan/hidrojen atomunun içindeki kuarklar, kalbe benziyor. Ya ve Sin isimli kuarklar için 'Yasin Kur'an'ın kalbidir' denmesi bu yüzdendir. Dikkat ediniz; Vahiy anlatılarında kalp göz anılırken iç organlardan hiç birinin ismi geçmez, çünkü vahiy anlatıları sadece atomların dünyasını haber vermektedir. Neden derseniz, dünyamızı değiştiğimizde kör ve yalnız başımıza bu alemin içine düşüvereceğiz.)

10 : وَقَالُوا أَئِذَا ضَلَلْنَا فِي الْأَرْضِ أَئِنَّا لَفِي خَلْقٍ جَدِيدٍ بَلْ هُم بِلِقَاء رَبِّهِمْ كَافِرُونَ

Ve kalu e iza dalelna:dediler eğer biz kandırıldıksa - fil ardı :yer içinde - e inna le fi halkın cedid:benim için yeni bir icat yap - bel hum bi likai rabbihim kafirun: ancak bunlar toplanıp rablerini inkar ettiler -
---