Yavuz Özmen bilimseltefsir.com
--

79- Mearic (70)

1 : سَأَلَ سَائِلٌ بِعَذَابٍ وَاقِعٍ

Seele: ona sordu - sailun: sıvıyı - bi azabin vakıın: ateş/cehennem/enerjiyle gerçekliktir -

Sıvıyı/suyu sordu; Enerjiyle oluşan gerçekliktir.

(Çok yerde su'dan bahseder vahiy anlatıları. Kimi yerde -Sizi sudan yaptık! der, kimi yerde -Suyu indirdik! derde nedense bir türlü "suyu yarattım" demez. İlginçtir bu soruyu hiç kimse sormuyor. Ama birilerinin sorması gerekli! Yukarıda, sanki "Neden sormuyorsunuz!" dercesine öznesiz olarak "Sıvıyı/suyu sordu!" diye bir cümle kurulmuş. Acaba suyu bir başkası mı yarattı?
Elbette Hayır!
Daha doğrusu su yaratılmış şey değil. O, ruh/enerji çizgilerinden oluşan yapıya sahiptir. Bu çizgiler birbirine tutunmadıkları için akışkan gibi davranıp, sonsuz bir deniz meydana getiriyorlar. Yani denizi oluşturan şey sayısız Ehad'dır. Şey dedik, çünkü o, varlık olarak anılamıyor. "Varlık" adı üstünde olduğu üzere var edilendir. Oysa su, ruhun bizatihi kendisidir. Bu yüzden o, gerçekliktir!)

2 : لِّلْكَافِرينَ لَيْسَ لَهُ دَافِعٌ

Lil kafirine: inkar edenler için - leyse: değil - lehu: unun - dafiun: müdafa-savunma/def etme
---

3 : مِّنَ اللَّهِ ذِي الْمَعَارِجِ

Minallahi: Allah'tan - zil mearic: iki toplama/yükseliş kapısı -
Bu iki toplanma/yükseliş, Allah'tandır.

4 : تَعْرُجُ الْمَلَائِكَةُ وَالرُّوحُ إِلَيْهِ فِي يَوْمٍ كَانَ مِقْدَارُهُ خَمْسِينَ أَلْفَ سَنَةٍ

Ta'rucul melaiketu: melekler ona döner - ver ruhu: ve ruh - ileyhi : ona - fi yevmin: bir gün içinde - kane mikdaruhu: miktarı olan - hamsine elfe senetin: elli bin sene -
Melekler ve ruh, miktarı elli bin yıl olan bir günde ona döner.
(Ruhun bir çember çizdiğini, çemberin çapını oluşturulan ayların düz ilerleyisinin önünü kesmesi olayına arşa istiva etmek demek olduğuna değinmiştik. İşte bu çap uzunluğunun elli bin yıl olduğu bildiriliyor. Buna göre evrendeki atomların elli bin yıl ömürleri olduğu ortaya çıkıyor. Bağlı olarak her elli bin yıl il eon iki ayın ilişkisinden bir çok bilgi daha çıkarabiliriz.)

5 : فَاصْبِرْ صَبْرًا جَمِيلًا

Fasbir: öyleyse sabredin - sabran cemila: Sabrın güzel-
---

6 : إِنَّهُمْ يَرَوْنَهُ بَعِيدًا

İnnehum: bunlar - yeravnehu: görüyorlar - baida: uzak -
Bunlar (elli bin günü) uzak görüyor...

7 : وَنَرَاهُ قَرِيبًا

Ve nerahu: ve onu görüyoruz - kariba: yakın -
Biz onu yakın görüyoruz

8 : يَوْمَ تَكُونُ السَّمَاء كَالْمُهْلِ

Yevme: gün - tekunus semau: gökler olacak - kel muhli: erimiş maden -
O gün gökler (kuarklar) erimiş maden gibi olacak.

9 : وَتَكُونُ الْجِبَالُ كَالْعِهْنِ

Ve tekunul: ve olacak - cibalu: dağlar - kel ıhni: renkli yünler gibi -
Dağlar (elektronlar) renkli yün gibi olacak.

10 : وَلَا يَسْأَلُ حَمِيمٌ حَمِيمًا

Ve la yes’elu: Sormuyor - hamimun: ısınmış su - hamima: kaynar suları -
Sormuyor, ısınmış kaynar suları.