Yavuz Özmen bilimseltefsir.com
------

7- Tekvir (81)

  • Vahiylerin sıklıkla kıyameti hatırlatmasının ana gayesi varlığın işleyen mekanizmasını anlamamızı sağlamak içindir.

    Atomlar ancak içlerindeki şarj enerji bitene kadar vazifelerini icra edebilirler. Gün gelip enerji seviyeleri belli bir eşik miktarının altına düştüğünde yani ihtiyarlık sebebiyle küçüldüklerinde bağlı olarak eşyada birtakım asal değişiklikler oluşur.

    Örneğin su molekülleri, madde bütünlüğünü sağlayan atomik bağlar zayıflayıp çözüldüğünde oksijen ve hidrojen elementleri kendiliğinden ayrışacak ve sonuçta su yanıcı bir maddeye dönüşüverecektir. Gelecekte bütün sular yanar hale geleceği vahiylerde bildiriliyor.

    Atomların enerji seviyeleri yüksek iken yani genç iken hacimsel açıdan en büyük oldukları durumdur. Zamanla enerjileri azaldıkça (soğudukça) küçülüyorlar.

  • Kısaca atomların yaşlandıkça küçülen varlıklar olduklarını anlıyoruz. Vahiylerin anlattığı bu durumu, Red-Shift (kırmızıya kayma) olayı ispatlamaktadır.

    Kırmızıya kayma, merkezi gösterilemeyen bir büyüme etkisi değil bilakis gözlemcinin küçülmesi sonucunda zuhur ediyor, izlencenin merkezinin olmaması bu durumda mantık kazanabiliyor. Vahiylerin verdiği bu bilgiler sonrasında bilim dünyasının bazı yanılgıları, bize bilgi diye sunduğunu müşahede ediyoruz.

    Güneşin dürülmesi, yıldızların solması, Dağların yürütülmesi, yüklü develerin başıboş salınması, vahşi hayvanlar1n toplanması, denizlerin yanması, atomların enerjilerinin bitmesi sonucunda gerçekleşecek uhrevi olayları bildiren vahiylerdir.

    Allah, demir ve bakır elementlerini, yaptıkları özel işler sebebiyle deve olarak anmaktadır. Burada demir çift hörgüçlü, bakır ise tek hörgüçlü deve olarak anlatılıyor. Diğer iletken elementlerin de valans bantlarında da bir ve iki elektron olduğu için aynı işi kısmen yapabilirler. Bildiğiniz üzere elektrik denilince akla gelen en temel iki element, bakır ve demirdir.

    Elementler bağlarının iş görmez şekilde çözülmesi sonucunda elektrik ve manyetizmanın çalışması da durmuş olacaktır. Elektriğin işlemez hale gelişini bazı hadislerde bildirmektedir.

1 : إِذَا الشَّمْسُ كُوِّرَتْ

İzâş şemsu kuvvirat.
Eğer güneş küre halini alıryorsa...
(Atoma ait güneş uzvu yarım küredir ve enerji toplayıcı özelliğiyle siyahtır, kendi kıyameti ile bir kara deliğe dönüşüyor.)

2 : وَإِذَا النُّجُومُ انكَدَرَتْ

Ve izân nucûmunkederat.
Eğer yıldızların enerjileri tükeniyorsa...

3 : وَإِذَا الْجِبَالُ سُيِّرَتْ

Ve izâl cibâlu suyyirat.
Eğer dağlar-elektronlar yürütülüyorsa...

4 : وَإِذَا الْعِشَارُ عُطِّلَتْ

Ve izâl ışâru uttılet.
Eğer yüklü develer salınıyorsa...(Beyin ölümüyle birbirinden ayrılan insan atomları)

5 : وَإِذَا الْوُحُوشُ حُشِرَتْ

Ve izâl vuhûşu huşirat.
Eğer vahşi hayvanlar toplaşıyorlarsa...

6 : وَإِذَا الْبِحَارُ سُجِّرَتْ

Ve izâl bihâru succirat.
Eğer denizler geriye tek değer olarak kalıyorsa...

7 : وَإِذَا النُّفُوسُ زُوِّجَتْ

Ve izân nufûsu zuvvicet.
Eğer ruhlar birleşiyorsa...

8 : وَإِذَا الْمَوْؤُودَةُ سُئِلَتْ

Ve izâl mev’ûdetu suilet.
Ve eğer sorulursa...

9 : بِأَيِّ ذَنبٍ قُتِلَتْ

Bi eyyi zenbin kutilet.
Herhangi bir suçu olmadığı halde öldürülenler,

10 : وَإِذَا الصُّحُفُ نُشِرَتْ

Ve izâs suhufu nuşirat.
Ve eğer kaydedilenler ifşa edilmeye başladıysa...

11 : وَإِذَا السَّمَاء كُشِطَتْ

Ve izâs semâu kuşitat.
Eğer gökler-kuarklar sıyrılıyorlarsa...
(Kuarklar protonun içinde hapsedilmiş haldeler, onları bir arada tutan kuvvetler yok oluyor , ve...)

12 : وَإِذَا الْجَحِيمُ سُعِّرَتْ

Ve izâl cahîmu su’ırat.
Eğer cehennem büyüyorsa...
(Üzerindeki enerji stoğunu açığa salan atomlar, cehennemi arttırmış olur.)

13 : وَإِذَا الْجَنَّةُ أُزْلِفَتْ

Ve izâl cennetu uzlifet.
Eğer cennet (cehenneme) iyice yaklaştıysa.

14 : عَلِمَتْ نَفْسٌ مَّا أَحْضَرَتْ

Alimet nefsun mâ ahdarat.
Ne getirdiğinizi öğreneceksiniz.

15 : فَلَا أُقْسِمُ بِالْخُنَّسِ

Fe lâ uksimu bil hunnes.
Artık yemininiz faydasızdır

16 : الْجَوَارِ الْكُنَّسِ

El cevâril kunnes
Yahudi (adıyla anılan) atom grubu

17 : وَاللَّيْلِ إِذَا عَسْعَسَ

Vel leyli izâ as’as
Ve gece isimli gökleri eğer mülk edinir

18 :وَالصُّبْحِ إِذَا تَنَفَّسَ

Ves subhı izâ teneffes
Nefesleriyle ağartırlar (karanlığı)

19 : إِنَّهُ لَقَوْلُ رَسُولٍ كَرِيمٍ

İnnehu le kavlu resûlin kerimin.
Bu demektir ki haberci kerimdir

20 :ذِي قُوَّةٍ عِندَ ذِي الْعَرْشِ مَكِينٍ

Zî kuvvetin inde zîl arşi mekîn
İki gücü, bu ikisindendir; Arştan ve çalışmaktan .

21 : مُطَاعٍ ثَمَّ أَمِينٍ

Mutâın semme emîn
Orada emin olandır.

22 : وَمَا صَاحِبُكُم بِمَجْنُونٍ

Ve mâ sâhıbukum bi mecnûn
Ve sizin arkadaşınız mecnun

23 : وَلَقَدْ رَآهُ بِالْأُفُقِ الْمُبِينِ

Ve lekad raâhu bil ufukıl mubîn
Tarif edileni ufukta gördü.

24 : وَمَا هُوَ عَلَى الْغَيْبِ بِضَنِينٍ

Ve mâ huve alâl gaybi: görünmeyen bi danîn: pinti
Ve o, görünmeyen/gayb olan hakkında cimrilik etmez

25 : وَمَا هُوَ بِقَوْلِ شَيْطَانٍ رَجِيمٍ

Ve mâ huve bi kavli şeytânin racîm
Şeytanin racim ne demektir.

26 : فَأَيْنَ تَذْهَبُونَ

Fe eyne tezhebûn
Siz, nereye gidiyorsunuz?

27 : إِنْ هُوَ إِلَّا ذِكْرٌ لِّلْعَالَمِينَ

İn huve illâ zikrun lil âlemîn
Bu iki alem sadece bir zikirdir! (ya ve sin isimli kuarkları kast ederek)

28 : لِمَن شَاء مِنكُمْ أَن يَسْتَقِيمَ

Li men şâe minkum en yestekîm
Doğrulttmak için istek irade gösterirsen

29 : وَمَا تَشَاؤُونَ إِلَّا أَن يَشَاء اللَّهُ رَبُّ الْعَالَمِينَ

Ve mâ teşâûne illâ en yeşâallâhu rabbul âlemîn
Alemlerin rabbinin dilemesi olmadıkça siz dileyemezsiniz.