Yavuz Özmen bilimseltefsir.com
--

81- Naziat (79)

1: وَالنَّازِعَاتِ غَرْقًا

Ven naziati: toplayan/çeken - garka: boğulma -
Batarak boğulurken toplayan/çeken.
(Önceki pasajlarda su hakkında anlatılar vardı. Evreni en kısa ve anlaşılır tarifle anlatacak olsak "O tıpkı deniz gibidir. Ve atomlar ise suya gark olmuş/batmış halde balığa berzerlikleriyle aynı onlar gibi yüzmekteler" diyebilirdik.)

2: وَالنَّاشِطَاتِ نَشْطًا

Ven naşitati: eylemciler - neşta: kayarcasına/bitkiyi yumaşaklıkla dikercesine -
Eylemciler, çekmekteler.
(İşte evren denizi içindeki koni şekilli atomlar adeta denize batmış boğuluyorlar. Boğulma sırasında kendi içlerine denizin suyu dolacak. Görecelik kuramı dahilinde aslında atomun içindeki boşluk, dışındaki suyu vakumla çekmektedir.)

3: وَالسَّابِحَاتِ سَبْحًا

Ves sabihati: yüzenler/gemiler - sebha:yüzmekteler -
Yüzücüler/gemiler yüzmekteler.

4: فَالسَّابِقَاتِ سَبْقًا

Fes sabikati: ilerlerken - sebka: yarış -
İlerlerken yarış içindeler.

5: فَالْمُدَبِّرَاتِ أَمْرًا

Fel mudebbirati: yöneticiler/süpervizörlerin - emra: emriyle -
Yönetici/gözeticilerin emriyle.

6: يَوْمَ تَرْجُفُ الرَّاجِفَةُ

Yevme: gün - tercufur: rüzgarla sallanan- racifetu: titreyen -
Rüzgarda sallanarak titrediği gün.

7: تَتْبَعُهَا الرَّادِفَةُ

Tetbeuhar: ardından gelenden - radifetu: hareket almak -
Ardında olanın sarsıntısıyla sallanıp, hareketi aktarmak.

8: قُلُوبٌ يَوْمَئِذٍ وَاجِفَةٌ

Kulubun: kalpler - yevme izin: izin günü - vacifetun: daha hızlı -
İzin günü kalpler hızlanır.

9: أَبْصَارُهَا خَاشِعَةٌ

Ebsaruha: gözleri - haşiatun: aşağı dönmüş -
Gözleri (mütevazi) aşağı dönmüş.

10: يَقُولُونَ أَئِنَّا لَمَرْدُودُونَ فِي الْحَافِرَةِ

Yekulune: derler - e inna le merdudune: dönüş yok - fil hafirati: çatlağın içinden-
Derler ki: Gerçekten çatlağın içinden geri dönüş yok.
(Ruhun ilerlediği yol, göklerle yer arasındaki hortuma benzeyen yol tek yönlü, oradan göğe yükselen ruhuh tekrar geriye doğru elektrona/yer'e dönme şansı yok.)
<