Yavuz Özmen bilimseltefsir.com
--

82- İnfitar (82)

1: إِذَا السَّمَاء انفَطَرَتْ

İzas: eğer - semaun: göklerin - fetarat: ayrılırsa -
Eğer (senin) göklerin birbirinden ayrılrsa.

2: وَإِذَا الْكَوَاكِبُ انتَثَرَتْ

Ve izal: ve eğer - kevakibun: gezegenler - teserat: saçılır dağılırsa -
Ve eğer gezegenler dağılıp saçılıyorsa.

3: وَإِذَا الْبِحَارُ فُجِّرَتْ

Ve izal: ve eğer - biharu: deniz - fuccirat: şafak -
Ve denize şafak sökerse.
(Evren, birbirini kesen on iki ay konisinden oluşuyor. Her ay konisi diğerini keserken onda şafak söker gibi fark edilen auralar oluşturuyor. Bu vakitlere rastlayan atomlar, yukarıda anıydığı üzere dağılıyor, saçılıyorlar.)

4: وَإِذَا الْقُبُورُ بُعْثِرَتْ

Ve izal: ve eğer - kuburu: mezar - bu’sirat: dağılmış/tarumar olmuşsa -
Ve mezarlar dağılmış tarumar olmuşsa.

5: عَلِمَتْ نَفْسٌ مَّا قَدَّمَتْ وَأَخَّرَتْ

Alimet: öğrendim - nefsun: aynı yazışı- ma kaddemet: ne sağlıyor - ve ahharat: geciken -
Öğrendim ki geciken, ardından gelen aynısı yapıyor/yazıyor.
(Her ay konisinin otz derece ardından oluşturulan aynı kendi gibi yeni bir ay, kendisini kestiğinde büyük manyetik rüzgarlar oluşturuyor. Bu rüzgarlar bir yandan mevcuttaki atomları tarumar ederken diğer yandan da yeni girdaplar yani yeni ins atomları yapmaya başlıyor.)

6: يَا أَيُّهَا الْإِنسَانُ مَا غَرَّكَ بِرَبِّكَ الْكَرِيمِ

Ya eyyuhal insanu: ya eyinsan - ma garrake: (yeni oluşan) adam nedir - bi rabbikel kerim: rabbinin keremiyle -
Ey insan! Rabbinin keremiyle bu oluşan nedir?

7: الَّذِي خَلَقَكَ فَسَوَّاكَ فَعَدَلَكَ

Ellezi halakake: seni kim yaptı - fe sevvake: rüzgarla - fe adeleke: onunla yok edecek -
Seni rüzgarla kim yaptıysa yine onunla yok edecek.

8: فِي أَيِّ صُورَةٍ مَّا شَاء رَكَّبَكَ

Fi eyyi suratin: ne suret içinde - ma şae : istedi/dilediyse - rakkebeke: ona bindirdi seni -
Seni ne suret içinde dilediyse, seni ona bindirdi.
(Suret, ins atomu oluyor çünkü o muhkem ayet. Onun içine giren ruh, ins atomunun şeklini/suretini alıyor. İnsanı hargi atomun içine koluyor/ona bindiriyorsa işte onu o surete bürümüş oluyor. İnsan, içine ruh konulmuş ins atomu birlikteliğine deniyor. Bir de onu korumak için etrafına Kur'an dediği manyetizmayı indirdiğinde o insan kitap ehli olmuş oluyor.)

9: كَلَّا بَلْ تُكَذِّبُونَ بِالدِّينِ

Kella bel : ancak her ikisi de - tukezzibune: yalan söylüyor - bid din: diniyle -
Ancak her ikisi de diniyle yalan söylüyor.
(Din, atomun dönüş yönüne deniliyor. Döndüğü yön olun polarması/kutup yönü oluyor. Teknik anlamda ya atıdan eksiye veya eksiden artıya, sağa yada sola, N den S e veyahut S den N e doğru. Dönüş hareketi onun aktivist olması anlamına geliyor. Hareket yoksa ruh ve atom yok demektir.
Varlık, harekettir!

Ancak ruh, ins atomu içine girdiğinde hareket kazanabiliyor, çünkü ins atomu tıpkı bir huniye benziyor. Huni içindeki sıvı dışardaki pasif duruşuna karşın akış sırasında nasıl dönüyorsa ruh da işte öyle dönüyor. Ruhun yegane işlevi, dönerken huni çeperlerine diniyle/onun sayesinde basınç uygulayıp onu titreştirmek, yani söz üretmek. )

10: وَإِنَّ عَلَيْكُمْ لَحَافِظِينَ

Ve inne aleykum: gerçekten sizleri - le hafızin: muhafaza için-
Ve gerçekte bu, sizleri muhafaza içindir.

11: كِرَامًا كَاتِبِينَ

Kiramen: yazıcı/kaydedici - katibin: iki katiple - ---

12: يَعْلَمُونَ مَا تَفْعَلُونَ

Ya’lemune: bildiklerini - ma tef’alun: yaptıklarını-
Senin bildiklerini, yaptıklarını.

13: إِنَّ الْأَبْرَارَ لَفِي نَعِيمٍ

İnnel ebrare: konfor - lefi naim: refah içinde -
Konfor ve refah içindeyken.

14: وَإِنَّ الْفُجَّارَ لَفِي جَحِيمٍ

Ve innel fuccare: ve gerçekte fecirle - le fi cahim: cehennem içindelken -
Ve gerçekte şafakla birlikte cehennemin içindeyden.
Yaratılış yani girdaplarla oluşan yarıklar fecr/şafakla başlıyor. Bu andan itibaren ruhun barınagı cehennemde yaratılmış atomun içindeki rahat/serin/konforlu müstakil sonsuz evrendir. İnsan evren içinde, evrendir.)

15: يَصْلَوْنَهَا يَوْمَ الدِّينِ

Yaslevneha: dua ediyor/çalışıyorlar - yevmed din: din günü -
Din gününde çalışıyorlar.
(Atomun dönüşü onun dinidir. Ve bir turu bir günüdür. Hareketi sırasındaki eylemleri onun duasıdır. Her ne kadar atom söz üretsede, bu söz ile titreşmekte ve fiziki aktivite, bir eylem yapmaktadır. Bir beşer olarak beynimizdeki sayısız insan atomu (ktek hörgüç) titreştiğinde, onu arasına almış çift hörgüç yani nöronların her bir kolundaki titreşim sensorları ile biyolojik bedenin kasarına komuta edebiliyor.)

16: وَمَا هُمْ عَنْهَا بِغَائِبِينَ

Ve ma hum anha: onlar hakkında ne var - bi gaibin: bilinmeyen -
Onlar hakkında bilinmeyen nedir?

17: وَمَا أَدْرَاكَ مَا يَوْمُ الدِّينِ

Ve ma edrake: idrak ediyor musun - ma yevmud din: din günü nedir - İdrak edebiliyor musun din günü nedir?

18: ثُمَّ مَا أَدْرَاكَ مَا يَوْمُ الدِّينِ

Summe: sonra - ma edrake: edrak ediyormusun - ma yevmud din: din günü nedir -
Sonra, idrak edebiliyor musun din günü nedir?

19: يَوْمَ لَا تَمْلِكُ نَفْسٌ لِّنَفْسٍ شَيْئًا وَالْأَمْرُ يَوْمَئِذٍ لِلَّهِ

Yevme: gün - la temliku nefsun: aynı değil sahip olduğun- li nefsin şey’a: aynı şey için - vel emru : oldu - yevme izin lillah: Allah'ın gününde -
Sahip olduğun gün aynı değil, aynı şey için. Allah'ın gününde oldu.
(Birbirine benzese bile her ruh ayrı atmların içindeler. Birisi tarif edilirken hepsi tarif ediliyor diye sadec ebir tane var anlamına gelmesin deniliyor. Bunların hepsi Allahın bir gününde gerçekleşiyor.)