Yavuz Özmen bilimseltefsir.com
--

84- Rum (30)

1: الم

Elif Lam Mim
(Kitap verilenlerin barındığı Elif ve Lam isimli beytler. Mim, son millet olan Muhammet isimli ruh.)

2: غُلِبَتِ الرُّومُ

Gulibetir: üstesinden geldim - rum: rum -
Rum'u yendim

3: فِي أَدْنَى الْأَرْضِ وَهُم مِّن بَعْدِ غَلَبِهِمْ سَيَغْلِبُونَ

Fi ednal ardı: aşağıdaki yerin içinde - ve hum : bunlar - min ba’di : uzaktan - galebihim: onları aşmak- seyaglibun:yenilgi -
Ve bunlar aşağıdaki yerin içindeler, onları yenilgiye uğratarak aşanlar.

4: فِي بِضْعِ سِنِينَ لِلَّهِ الْأَمْرُ مِن قَبْلُ وَمِن بَعْدُ وَيَوْمَئِذٍ يَفْرَحُ الْمُؤْمِنُونَ

Fi bıd’ı sinin: bir kaç sene içinde - lillahil emru: Allah'ın emri - min kablu: öncesinden - ve min ba’du: ve sonrasından - ve yevme izin yefrahul: o gün sevinecek - mu’minun: inananlar -
birkaç sene içinde Allah'ın emrin öncesinde ve sonrasındaki o gün, inananlar sevinecekler.

5: بِنَصْرِ اللَّهِ يَنصُرُ مَن يَشَاء وَهُوَ الْعَزِيزُ الرَّحِيمُ

Bi nasrillahi: Allahın yardımıyla - yansuru: kazanır- men yeşau: dilediği kilişer - ve huvel azizur rahim : o aziz rahim -
Dilediği kimseler, Allahın yardımıyla kazanır.

6: وَعْدَ اللَّهِ لَا يُخْلِفُ اللَّهُ وَعْدَهُ وَلَكِنَّ أَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ

Va’dallahi: Allahın sözü - la yuhlifullahu: değişmez - va’dehu: sözü - ve lakinne: ama - ekseran nasi : nasın büyük kısmı - la ya’lemun: bilmiyorlar -
Allah'ın vaadi değişmez, Allah vaad etti ama nasın (insanların) büyük kısmı bilmiyorlar.

7: يَعْلَمُونَ ظَاهِرًا مِّنَ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَهُمْ عَنِ الْآخِرَةِ هُمْ غَافِلُونَ

Ya’lemune: biliyorlar- zahiran: görünüşte - minel hayatid dunya: dünya hayatını - ve hum anil ahırati:bunlar ahiret hayatından - hum gafilun: gafildirler -
Görünüşte dünya hayatını biliyorlar, Bunlar ahiret hayatından gafildirler!

8: أَوَلَمْ يَتَفَكَّرُوا فِي أَنفُسِهِمْ مَا خَلَقَ اللَّهُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا إِلَّا بِالْحَقِّ وَأَجَلٍ مُّسَمًّى وَإِنَّ كَثِيرًا مِّنَ النَّاسِ بِلِقَاء رَبِّهِمْ لَكَافِرُونَ

E ve lem yetefekkeru: düşünmüyorlar mı - fi enfusihim: kendilerinin içinindekini - ma halakallahus semavati vel arda: gökleri ve yeri nasıl yaptığını - ve ma beynehuma: ve ikisi arasındakileri - illa bil hakkı: ancak sağ ile (sağa dönmekle) - ve ecelin musemma: ve belirli bir süreliğine var oluşunu - ve inne kesiran: çok sayıda olmaları- minen nasi : nasın /insanların - bi likai rabbihim: - le kafirun: -
Onlar, kendi nefsleri hakkında tefekkür etmiyorlar mı (düşünmüyorlar mı)? Allah gökleri ve yeri ve ikisinin arasındaki şeyleri ancak hak ile ve belirlenmiş bir süre ile yarattı. Ve muhakkak ki insanların çoğu, Rab’lerine mülaki olmayı (hayatta iken ruhlarını Allah’a ulaştırmayı) inkar edenlerdir.

9: أَوَلَمْ يَسِيرُوا فِي الْأَرْضِ فَيَنظُرُوا كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ كَانُوا أَشَدَّ مِنْهُمْ قُوَّةً وَأَثَارُوا الْأَرْضَ وَعَمَرُوهَا أَكْثَرَ مِمَّا عَمَرُوهَا وَجَاءتْهُمْ رُسُلُهُم بِالْبَيِّنَاتِ فَمَا كَانَ اللَّهُ لِيَظْلِمَهُمْ وَلَكِن كَانُوا أَنفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ

E ve lem yesiru: yürümediler mi- fil ardı: yer'in içinde - fe yanzuru: görürler - keyfe kane: nasıl idi - akıbetullezine: sonları - min kablihim: onlardan öncekilerin - kanu eşedde: daha sert - minhum kuvveten: onlardan kuvvetti - ve esarul arda: ve yer'in yetiştirildiğini - ve amaruha eksera: daha yaşlı - mimma amaruha: hangi yaştaki - ve caethum rusuluhum: resulleri gelenler - bil beyyinati:delilleriyle - fe ma kanallahu i yazlimehum: Allah onlara zulmetmedi - ve lakin kanu: lakin onlar - enfusehum: kendilerine - yazlimun: zulmettiler-
Yer'in içinde yürümediler mi? Onlardan daha sert daha kuvvetli olan öncekilerinin sonlarını görürdüler. Ve yer'in yetiştirildiğini. Hangi yaştakiler daha yaşlı? Delilleriye resulleri gelenlere Allah zulmetmedi. Lakin onlar kendilerine zulmettiler.

10: ثُمَّ كَانَ عَاقِبَةَ الَّذِينَ أَسَاؤُوا السُّوأَى أَن كَذَّبُوا بِآيَاتِ اللَّهِ وَكَانُوا بِهَا يَسْتَهْزِؤُون

Summe: sonra - kane akıbetellezine: sonları öyle oldu - esaus: hakaret ettiler - : en kötüsü - en kezzebu: yalan söylediler - bi ayatillahi: ayetle - ve kanu biha yestehziun: onlar alay ediyordular -
---

11: اللَّهُ يَبْدَأُ الْخَلْقَ ثُمَّ يُعِيدُهُ ثُمَّ إِلَيْهِ تُرْجَعُونَ

Allahu yebdeul halka: Allah yapmaya başlar - summe yuiduhu: sonra tekrar eder - summe ileyhi turceun: sonra ona geri dönersin-
Allah yapmaya başlar, sonra aynısını tekrar eder, sonra ona geri dönersin.