Yavuz Özmen bilimseltefsir.com
--

88- Enfal (8)

1: يَسْأَلُونَكَ عَنِ الأَنفَالِ قُلِ الأَنفَالُ لِلّهِ وَالرَّسُولِ فَاتَّقُواْ اللّهَ وَأَصْلِحُواْ ذَاتَ بِيْنِكُمْ وَأَطِيعُواْ اللّهَ وَرَسُولَهُ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ

Yes’eluneke anil enfal: sana enfal (?) hakkında soruyorlar- kulil enfalu lillahi ver resul: deki enfal (?) Allah ve resul içindir - fettekullahe: Allah'tan korkun - ve aslihu zate beynikum: aranızdaki ilgiyi doğru kurun - ve etiullahe: Allah gönüllü itaat edin - ve resulehu: ve resule- in kuntum mu’minin: sen güvende isen -
---
(Enfal kelimesinin ganimet anlamı çok zayıftır. Ganimet, nimet köküyle aynı telaffuza sahiptir. Vahiy rivayetlerinde anlatılan olay örgüsü ve bu cümlede vurgulanan anlamdan çıkarılacak mana içinde enfal, çekirdekte protonların birbirine bağlanması hakkındadır. )

2: إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ الَّذِينَ إِذَا ذُكِرَ اللّهُ وَجِلَتْ قُلُوبُهُمْ وَإِذَا تُلِيَتْ عَلَيْهِمْ آيَاتُهُ زَادَتْهُمْ إِيمَانًا وَعَلَى رَبِّهِمْ يَتَوَكَّلُونَ

İnnemal mu'minunellezine: ancak inanan güvende olan kimseler- iza zukirallahu: eğer Allah'ın zikri - vecilet : ? - kulubuhum: onların kalplerine - ve iza : ve eğer - tuliyet: ? - aleyhim: üzerlerine - ayatuhu zadethum imanen: eşaretler artınca inanan- ve ala rabbihim yetevekkelun: ve onlar işi allaha bırakırlar -
---

3: الَّذِينَ يُقِيمُونَ الصَّلاَةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنفِقُونَ

Ellezine yukimunes salate: İkametgahına destek olanlar - ve mimma razaknahum yunfikun: onlara verdiklerinizi harcıyorlar -
---
(ruhun ikamet ettiği yer göklerdir. Bir çok cümlede "Gökteki insanlar" derken İns atomunun içini işaret etmektedir. Orada devinimi için gereken enerji, rab tarafından temin ediliyor.

4: أُوْلَئِكَ هُمُ الْمُؤْمِنُونَ حَقًّا لَّهُمْ دَرَجَاتٌ عِندَ رَبِّهِمْ وَمَغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَرِيمٌ

Ulaike humul mu’minune hakka: Bunlar güvende olanlar, doğru yöne dönenlerdir - lehum deracatun inde rabbihim: onlar rableriyle aynı derecededir - ve magfiratun: ve affedilmişlerdir - ve rızkun kerim : ve güzelce geçim/yaşam -
---

5: كَمَا أَخْرَجَكَ رَبُّكَ مِن بَيْتِكَ بِالْحَقِّ وَإِنَّ فَرِيقاً مِّنَ الْمُؤْمِنِينَ لَكَارِهُونَ

Kema ahraceke rabbuke: Rabbin seni çıkardı - min beytike : evinden - bil hakkı: sağa (doğru yöne döner vaziyette) - ve inne ferikan : gerçekten farklı olarak/farklı gruplarda - minel mu’minine : güvende olanlardan - le karihun: kerih/iğrenç-
---

6: يُجَادِلُونَكَ فِي الْحَقِّ بَعْدَمَا تَبَيَّنَ كَأَنَّمَا يُسَاقُونَ إِلَى الْمَوْتِ وَهُمْ يَنظُرُونَ

Yucadiluneke: seninle tartışıyorlar- fil hakkı : sağ hakkında - ba'de ma tebeyyene ke: ortaya ne çıkar - ennema yusakune: ?- ilal mevti: ölüm üzerine - ve hum yanzurun: bakıyorlar -
---

7: وَإِذْ يَعِدُكُمُ اللّهُ إِحْدَى الطَّائِفَتِيْنِ أَنَّهَا لَكُمْ وَتَوَدُّونَ أَنَّ غَيْرَ ذَاتِ الشَّوْكَةِ تَكُونُ لَكُمْ وَيُرِيدُ اللّهُ أَن يُحِقَّ الحَقَّ بِكَلِمَاتِهِ وَيَقْطَعَ دَابِرَ الْكَافِرِينَ

Ve iz yaıdukumullahu: Allah sizi hazırladı - ihdat taifeteyni: iki toplum halinde - enneha lekum: biri sensin- ve teveddune : ? - enne gayra zatiş şevketi : dikenlerin dışında onlardan gayri - tekunu lekum: oldun - ve yuridullahu en yuhıkkal hakka: Allah haklı olarak istiyor ki hak/sağa olsun- bi kelimatihi: kelimeleriyle/sözleriyle - ve yaktaa dabiral kafirin: inkarcıların ardı kesilsin -
--- (Evren sağa dönüyor, bu Allah'ın hakkı/yönü oluyor. Kafirler/inkarcılar bu dönüşe ters yönde dönüyorlar. Allah istiyor ki ters yöne dönen olmasın herkes -tüm atomlar- hak yani aynı yene dönsünler, ters dönenlerin ardı kesilsin.)

8: لِيُحِقَّ الْحَقَّ وَيُبْطِلَ الْبَاطِلَ وَلَوْ كَرِهَ الْمُجْرِمُونَ

Li yuhıkkal hakka: sağa dönün- ve yubtılel batıle: yalanları hükümsüz bırakın- ve lev kerihel mucrimun: eğer suçlular geri dönerse -
--- (Atomların polarmalarını belirleyen dönüş yönü Allah'ın dediği yöne ise hak/sağ, tersi ise suçtur. Bu suçu kafirler işliyor.)

9: إِذْ تَسْتَغِيثُونَ رَبَّكُمْ فَاسْتَجَابَ لَكُمْ أَنِّي مُمِدُّكُم بِأَلْفٍ مِّنَ الْمَلآئِكَةِ مُرْدِفِينَ

İz testegisune rabbekum: rabbini aradıkça - festecabe lekum: sana cevap verdi - enni mumiddukum: imdadınıza - bi elfin minel melaiketi : bin melekle - murdifin: ? -
---

10: وَمَا جَعَلَهُ اللّهُ إِلاَّ بُشْرَى وَلِتَطْمَئِنَّ بِهِ قُلُوبُكُمْ وَمَا النَّصْرُ إِلاَّ مِنْ عِندِ اللّهِ إِنَّ اللّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٌ

Ve ma cealehullahu: Allah ne oluşturdu- illa buşra: ancak iyi haber/müjde- ve li tatmainne bihi kulubukum: kalplerinizdekini güvence altına almış- ve man nasru: zafer - illa min indillah: ancak Allah'tadır - innallahe azizun hakim: gerçekten de Allah aziz hakim-
--- (Zafer, Allah indindedir yani Allah'ındır/Allahtadır.
Evrenin sağa dönüşü/polarması, her atoma hakim olupta aksi yöne dönen kafir diye nitelenen atomları nötralize ettiğinde/ kafir kalmadığında (ki evrenin gücü, ters polarmalı tüm atomların elektromanyetik gücünü yendiğinde) bu zafer olarak nitelendiriliyor.)

13: ذَلِكَ بِأَنَّهُمْ شَاقُّوا اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَمَن يُشَاقِّ اللَّهَ فَإِنَّ اللَّهَ شَدِيدُ الْعِقَابِ

Zalike bi ennehum şakkullahe: onlar Allah hakkında ikiye ayrılmış daire
ve resulehu: elçisi hakkında
ve men yuşakkıllahe : kim Allah hakkında yarım daire
fe innallahe şedidul ikab: gerçekten Allah şiddetli ceza

---
(Şakk: Bir bütünü tam ortadan iki parçaya bölmek demektir. Bunun Allah ile ilgisini anlamak, kelamcı ulema için olanaksızdır. Tefsirlerde bu kelime sertleşme, nefret, karşı gelme, muhalefet etme diye anlamlandırılmıştır. Gerçekte kelimenin böyle bir anlamı yoktur, daire kökünden gelen kelime ayın yarılması -şakku'l kamer- veya bir elmanın tam ortadan simetrik olarak birbirinin komplementeri şeklinde bölünmeyi ifade için kullanılır. Burada Allahın rab sıfatı uyarınca işleri çekip çevirdikten sonra arşa istiva etmesi sırasında daire çizerek tahtına yani yarattıklarının tümünün alt tarafına doğru yönelişiyle ilintili anlam vardır. Oluşan çemberin bir yarısındaki kıble ile diğer yarısındaki kıble 180 derece farka sahiptir. Bir anlamıyla bir bütün olan evrenin iki yarısının manyetizması birbirine zıttır.
Cümledeki özne kim belli olmamakla birlikte bu bütünü iki ayrı parça zannedenler hakkındadır. Tabiatıyla onlar inkarcı/kafir durumuna düşmüş olmuyorlar fakat kabahatleri oldukça büyük sayılıyor.)