Yavuz Özmen bilimseltefsir.com
------

8- Ala (87)

    A'la. Rabbinin ismini tesbih et!..

    Tesbih kelimesini zikir ile bir tutmak doğru olamıyor. Vahiy-lerde geçen zikir kelimesi, atomlar için kullanılmıştır. Allah yarattığı her bir atomun kendi zikri olduğunu bildirir.

    Önce yarattı sonra dizayn etti...
    Ol emri ile başlayan yaratılış sonrasında mimarlık ve mühen-dislik çalışması ile tasarımların inşa edildiğini anlatan Ala bölümü, Allah'ı bir sihirbaz gibi anlatan ve onu bilimden ayrı takdim eden tefsircileri tek kalemde azil etmektedir.

    Onların kaderini bildi...
    Kader kelimesi, yaşam keyfiyeti ve salahiyeti kendi ellerine verilmiş İnsan hayatı için kullanılmaz. Allah, kader kelimesiyle eşyanın kaderinden bahsediyor ve onun belirlenmiş teknik davranışlarını bildiğini söylüyor. Bu, bir mühendisin yaptığı tasarımın nasıl işleyeceğini bilmesi ile aynıdır. çalışması önceden belli programlar ve rutinlere bağlanmış mekanizmaların kaderi önceden bilinebilir. Ondan mera çıkardı, onun içini boşaltı ve siyah hale getirdi... Protonun içindeki boşluk siyah diye tarif ediliyor. İçi boşaltı-lırken dışarı çıkan enerji fayda sağlıyor ve mera oluşturmak olarak anlatılıyor.
  • Ondan mera çıkardı, onun içini boşaltı ve siyah hale getirdi... Protonun içindeki boşluk siyah diye tarif ediliyor. İçi boşaltı-lırken dışarı çıkan enerji fayda sağlıyor ve mera oluşturmak olarak anlatılıyor.

1: سَبِّحِ اسْمَ رَبِّكَ الْأَعْلَى

Sebbihisme rabbikel a’lâ.
Rabbinin "Alâ" ismini (fizik alemde) temsil et

2 : الَّذِي خَلَقَ فَسَوَّى

Ellezî halaka fe sevvâ : Ancak.
Halg eden (yapan) oydu

3 : وَالَّذِي قَدَّرَ فَهَدَى

Vellezî kaddera fe hedâ.: Hediye
Sadece hediye olarak.

4 : وَالَّذِي أَخْرَجَ الْمَرْعَى

Vellezî ahracel mer’â.
Otlakları (atomların beslenerek yaşadığı ortamı) çekip çevirdi.

5 : فَجَعَلَهُ غُثَاء أَحْوَى

Fe cealehu gusâen:Curuf/atık - ahvâ:toplamak.
Pislikleri/atıklarını toplanacak şekilde yaptı.

6 : سَنُقْرِؤُكَ فَلَا تَنسَى

Se nukriuke fe lâ tensâ.
Unutmanızı dilemedikçe bunları unutmayın.

7 : إِلَّا مَا شَاء اللَّهُ إِنَّهُ يَعْلَمُ الْجَهْرَ وَمَا يَخْفَى

İllâ maşaallah innehu ya’lemul cehra : Sesli söylenen- ve mâ yahfa.
Ancak Allah'ın irade ettikleri hariç, söyleneni ve gizleneni bilir.

8 : وَنُيَسِّرُكَ لِلْيُسْرَى

Ve nu yessiru ke lilyusrâ.
Ve o, senin mutluluğundan memnun.

9 : فَذَكِّرْ إِن نَّفَعَتِ الذِّكْرَى

Fe zekkir: o hatırladı- in nefeatiz: yararlanmak- zikrâ: hafıza- .
Hatırlamak için hafızadakilerden yararlanılır

10 : سَيَذَّكَّرُ مَن يَخْشَى

Se yezzekkeru: hatırlamak- men: itibaren- yahşâ : korku-
Hatırlamaktan korkulur

11 : وَيَتَجَنَّبُهَا الْأَشْقَى

Ve yetecennebuh: önlemek- el eşkâ: sakınılalacak durum-
Acınacak duruma düşmeleri önlendi

12 : الَّذِي يَصْلَى النَّارَ الْكُبْرَى

Ellezî yaslân: doğum yakın hamile- nâral kubrâ: yüce ateş
Onlar, büyük ateşte

13 : ثُمَّ لَا يَمُوتُ فِيهَا وَلَا يَحْيَى

Summe lâ yemûtu: ölümsüz- fîhâ ve lâ yahyâ: hayat- .
Orada hayat sürmeden ölümsüz olurlar. (Ölüm, Allah'a kavuşmak -akarsuyun denize kavuşarak onunla bütünleşmesi) dır.

14 : قَدْ أَفْلَحَ مَن تَزَكَّى

Kad efleha: iflah olmak men tezekkâ.
Orada arınarak kurtulur

15 : وَذَكَرَ اسْمَ رَبِّهِ فَصَلَّى

Ve zekeresme rabbihî fe sallâ.
Rabbinin adını anarak destek olanlar (besmeleyle beslenen atomlar)

16 : بَلْ تُؤْثِرُونَ الْحَيَاةَ الدُّنْيَا

Bel tu’sırûnel hayâted dunyâ.
Dünya hayatını tercihiniz.

17 : وَالْآخِرَةُ خَيْرٌ وَأَبْقَى

Vel âhıratu hayrun ve ebkâ.
Hayırlı ahiret hayatını tutun

18 : الْأُولَى إِنَّ هَذَا لَفِي الصُّحُفِ

İnne hâzâ: bu(olay/hal) le fî-s suhufîl : sayfalar içinde ûlâ : ilk
Sahifelerin içinde olanlar evladır

19 : صُحُفِ إِبْرَاهِيمَ وَمُوسَى

Suhufi ibrâhîme ve mûsâ.
Ki İbrâhîm’in ve Musa’nın sahifelerinde