Yavuz Özmen bilimseltefsir.com
--

90- Ahzab (33)

1: يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ اتَّقِ اللَّهَ وَلَا تُطِعِ الْكَافِرِينَ وَالْمُنَافِقِينَ إِنَّ اللَّهَ كَانَ عَلِيمًا حَكِيمًا

Ya eyyuhan nebiyyuttekillahe: Ey nebi Allahtan kork!- ve la tutıil kafirine: inkar edenlere uymayın - vel munafikine: ve ikiyüzlülere - innallahe kane alimen hakima: Gerçekten Allah bilendir, hakimdir-
Ey Nebi Allah’tan kork! Ve inkarcılara ve ikiyüzlülere uymayın. Allah gerçekten bilendir, hakimdir.
(Nebi, Atomların içinde yaşamakta olan ruhların hepsine birden deniyor.)

2: وَاتَّبِعْ مَا يُوحَى إِلَيْكَ مِن رَّبِّكَ إِنَّ اللَّهَ كَانَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرًا

Vettebi’ : İzle/takip et - ma yuhaileyke min rabbike: rabbinden sana ilham edileni/vahyedileni - innallahe kane bima: Gerçekten Allah'ın yaptıkları kendinden/zatından - ta’melune habira: çalışarak uzmanlaşmış-
Rabbinden sana vahyedileni/ilham edileni izle/takip et! Gerçekten Allah'ın yaptıkları kendindendir. Seni çalıştırarak uzmanlaşmıştır.

3: وَتَوَكَّلْ عَلَى اللَّهِ وَكَفَى بِاللَّهِ وَكِيلًا

Ve tevekkel alallahi: Allah'a belbağla - ve kefa: yeterlidir- billahi: Allah'la - vekila: vekillik -
---

4: مَّا جَعَلَ اللَّهُ لِرَجُلٍ مِّن قَلْبَيْنِ فِي جَوْفِهِ وَمَا جَعَلَ أَزْوَاجَكُمُ اللَّائِي تُظَاهِرُونَ مِنْهُنَّ أُمَّهَاتِكُمْ وَمَا جَعَلَ أَدْعِيَاءكُمْ أَبْنَاءكُمْ ذَلِكُمْ قَوْلُكُم بِأَفْوَاهِكُمْ وَاللَّهُ يَقُولُ الْحَقَّ وَهُوَ يَهْدِي السَّبِيلَ

Ma cealallahu: Allah ne yaptı- li raculin: adamlar için - min kalbeyni: iki kalp - fi cevfihi: ortasında (sırtının boşlukğunda) - ve ma ceale: ve ne yaptı- ezvacekumullai: eşlerini kim gibi- tuzahırune: gösterilenler - min hunne: onlardan - ummehatikum: anneleriniz - ve ma ceale: ve ne yaptı - ed’ıyaekum: düşmanlarınız - ebnaekum: oğullarınızı - zalikum: boyunlarınız - kavlukum: sözleriniz - bi efvahikum: ağızlarınızla - vallahu yekulul hakka: ve Allah sağa/sağla diyor - ve huve yehdis sebil: ve o rehberlik eder yola-
---

5: ادْعُوهُمْ لِآبَائِهِمْ هُوَ أَقْسَطُ عِندَ اللَّهِ فَإِن لَّمْ تَعْلَمُوا آبَاءهُمْ فَإِخْوَانُكُمْ فِي الدِّينِ وَمَوَالِيكُمْ وَلَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ فِيمَا أَخْطَأْتُم بِهِ وَلَكِن مَّا تَعَمَّدَتْ قُلُوبُكُمْ وَكَانَ اللَّهُ غَفُورًا رَّحِيمًا

Ud’uhum: onları davet et- li abaihim: babaları için - huve aksatu:ona gelince adalet/kıymet - indallah: Allah'tandır - fe in lem ta’lemu: bilmiyorsun - abaehum: babalarını - fe ıhvanukum fid dini: din kardeşlerini - ve mevalikum: ve taraftarlarını - ve leyse aleykum cunahun: senin kanatların yok - fima ahta’tum bihi: ona karşı günah işleyen - ve lakin ma taammedet kulubukum: lakin kalpleriyle kasıtlı olarak - ve kanallahu gafuran rahima: Allah idi meramet eden bağışlayar -
---

6: النَّبِيُّ أَوْلَى بِالْمُؤْمِنِينَ مِنْ أَنفُسِهِمْ وَأَزْوَاجُهُ أُمَّهَاتُهُمْ وَأُوْلُو الْأَرْحَامِ بَعْضُهُمْ أَوْلَى بِبَعْضٍ فِي كِتَابِ اللَّهِ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُهَاجِرِينَ إِلَّا أَن تَفْعَلُوا إِلَى أَوْلِيَائِكُم مَّعْرُوفًا كَانَ ذَلِكَ فِي الْكِتَابِ مَسْطُورًا

En nebiyyu: nebiler - evla: ilk/evvela- bil mu’minine: inanmış/güvende olan - min enfusihim: kendi nefsinden - ve ezvacuhu ummehatuhum: eşleri anneleridir - ve ulul erhami ba’duhum: ve akrabaların bazıları - evla bi ba’dın: her şeyden önce- fi kitabillahi: Allahın kitabının içinde- minel mu’minine: güvende olanlardan/inananlardan- vel muhacirine: ve göçmenler- illa en tef’alu: ancak sen yap - ila evliyaikum: evebeynlerine- ma’rufa: bilinen - kane zalike: - fil kitabi : kitabın içende - mestura: örtülmüş -
Nebiler, inanmış/güvenlikleri sağlanmış ruhlar olarak birlikte yaşadıkları kişiler yine atomlarla ilgili şahsiyetlerdir. Atomların dünyasında eş ve anne statüsündeki üç dişi atom ve onların içinde barınan üç adam/racul ve atomun oğlu olan elektron anılacaktır. )

7: وَإِذْ أَخَذْنَا مِنَ النَّبِيِّينَ مِيثَاقَهُمْ وَمِنكَ وَمِن نُّوحٍ وَإِبْرَاهِيمَ وَمُوسَى وَعِيسَى ابْنِ مَرْيَمَ وَأَخَذْنَا مِنْهُم مِّيثَاقًا غَلِيظًا

Ve iz ehazna: bizi alarak - minen nebiyyine: nebilerden - misakahum: onların şartları/anlaşmaları - ve minke: senden - ve min nuhın: ve nuhtan - ve ibrahime: ibrahim - ve musa: ve musa - ve isa : - ibni meryeme: meryemin oğlu - ve ehazna: bizi aldık - minhum misakan galiza: onlardan ağır şart -
---(Nebi, atomların içinde yaşayan ruh olarak her atomla birlikte ayrı isimle anılıyor. İlk nebi İbrahim ve sonrasında Musa ve son nebi Muhammed olmak üzere arada anılan isimler elektron/oğul olan İsa ve tam dolu orbitalleriyle bir element olan Nuh. Onlarla Allah arasında sözler anlaşmalar olmuştu.)

8: لِيَسْأَلَ الصَّادِقِينَ عَن صِدْقِهِمْ وَأَعَدَّ لِلْكَافِرِينَ عَذَابًا أَلِيمًا

Li yes’eles sadikine : sormak için samimiyetlerini - an sıdkıhim: doğrulukla - ve eadde: hazırlandı - lil kafirine: inkar edenler için - azaben elima: azabın büyüğü -
---

9: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اذْكُرُوا نِعْمَةَ اللَّهِ عَلَيْكُمْ إِذْ جَاءتْكُمْ جُنُودٌ فَأَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ رِيحًا وَجُنُودًا لَّمْ تَرَوْهَا وَكَانَ اللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرًا

Ya eyyuhallezine amenuzkuru: ey güvende olanlar hatırlayın- ni’metallahi aleykum: üzerlerinizdeki Allah'ın lütfunu/nimetlerini - iz caetkum cunudun: askerler size geldiğinde- fe erselna aleyhim rihan: onlara rüzgarlar gönderdik - ve cunuden lem teravha: ve gönderdiğimiz askerleri sen görmedin - ve kanallahu: Allah idi - bima ta’melune basira: yaptıklarını öngören/bilen -
---

10: إِذْ جَاؤُوكُم مِّن فَوْقِكُمْ وَمِنْ أَسْفَلَ مِنكُمْ وَإِذْ زَاغَتْ الْأَبْصَارُ وَبَلَغَتِ الْقُلُوبُ الْحَنَاجِرَ وَتَظُنُّونَ بِاللَّهِ الظُّنُونَا

İz caukum: sizlere geldiler - min fevkıkum: üstünüzden - ve min esfele minkum: altlarınızdan - ve iz zagatil ebsaru: gözlerinizin genişlediği - ve belegatil kulubul hanacire: kalplerinizin bağazlarınıza ulaştığı - ve tezunnune billahiz zununa: düşündüklerinde allahı düşün-
---