Yavuz Özmen bilimseltefsir.com
--

91- Mümtehine (60)

1: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تَتَّخِذُوا عَدُوِّي وَعَدُوَّكُمْ أَوْلِيَاء تُلْقُونَ إِلَيْهِم بِالْمَوَدَّةِ وَقَدْ كَفَرُوا بِمَا جَاءكُم مِّنَ الْحَقِّ يُخْرِجُونَ الرَّسُولَ وَإِيَّاكُمْ أَن تُؤْمِنُوا بِاللَّهِ رَبِّكُمْ إِن كُنتُمْ خَرَجْتُمْ جِهَادًا فِي سَبِيلِي وَابْتِغَاء مَرْضَاتِي تُسِرُّونَ إِلَيْهِم بِالْمَوَدَّةِ وَأَنَا أَعْلَمُ بِمَا أَخْفَيْتُمْ وَمَا أَعْلَنتُمْ وَمَن يَفْعَلْهُ مِنكُمْ فَقَدْ ضَلَّ سَوَاء السَّبِيلِ

Ya eyyuhallezine amenu: ey güvende olanlar -
la tettehızu : aldatma
aduvvi : düşmanı
ve aduvvekum: ve düşmanlarınızı
evliyae : koruyucu
tulkune ileyhim: onları alın
bil meveddeti: sevginizle
ve kad keferu: inkar ettiler
bi ma caekum: sana geleni
minel hakkı: sağından/sağdan
yuhricuner resule: resulü çıkardılar
ve iyyakum: ve sizler
en tu’minu: inanırsınız
billahi : Allah' la
rabbikum: rabbinize
in kuntum haractum cihaden: sen dışarı çıkarsan mücadele edersin
fi sebili: yol içinde
vebtigae merdati: isteyerek hastalanmak
tusirrune ileyhim: onlara git
bil meveddeti: sevgiyle
ve ene a’lemu bi ma ahfeytum: benliklerineizde sakladıklarınızı biliyorum
ve ma a’lentum: ve ilan ettiklerini
ve men yef’alhu minkum: kim takiyye yapar
fe kad dalle: sapmıştır
sevaes sebil: her iki yoldan
Ey güvende olanlar. Düşmanlarınızı aldatamazsınız. Düşmanlarınızdan koruyucuları sağdan/sağınızdan alın. (Cümlede, düşmanların dost edilmesi gibi bir anlamverecek kelime yoktur. Tefsirlere dikkat ediniz, atomların dünyasında gelişen olaydan çok farklı anlamlandırıyorlar. Gerçekte atomun kuvvetini arttıran bir nevi şarjdan bahsediyor. Artı eksi gibi kelimeler yerine sağdan gelen diyor. Sağdan gelen rüzgarlar -manyetik etkiler- atomu doğru yönde kamçılarsa onun devinimini arttıracaktır.) Ruh, atomun içinden cihad için çıkacak olursa hastalanacağını söylüyor. Evebeynlerine git, sevgiyle. Allah benliklerinizde sakladıklarınız ve ilan ettiklerinizi biliyor. Kim takiyye yaparsa sapmıştır.

2: إِن يَثْقَفُوكُمْ يَكُونُوا لَكُمْ أَعْدَاء وَيَبْسُطُوا إِلَيْكُمْ أَيْدِيَهُمْ وَأَلْسِنَتَهُم بِالسُّوءِ وَوَدُّوا لَوْ تَكْفُرُونَ

İn yeskafukum: eğit/öğret
yekunu lekum a’daen: sana düşman olacakları
ve yebsutu ileykum: sana basitleştireceğiz
eydiyehum: ellerini
ve elsinetehum bis sui: ve kötü dillerini
ve veddu lev tekfurun: eğer inkar ederlerse
---

3: لَن تَنفَعَكُمْ أَرْحَامُكُمْ وَلَا أَوْلَادُكُمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ يَفْصِلُ بَيْنَكُمْ وَاللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ

Len tenfeakum erhamukum: fayda sağlamayacak akrabalarınız
ve la evladukum: ve hayır çocuklarınız da
yevmel kıyameti: kıyamet günü
yefsılu beynekum: aranızdan ayılmışlar
vallahu bi ma ta’melune basir: ve Allah yaptıklarınızı öngörendir
---

4: قَدْ كَانَتْ لَكُمْ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ فِي إِبْرَاهِيمَ وَالَّذِينَ مَعَهُ إِذْ قَالُوا لِقَوْمِهِمْ إِنَّا بُرَاء مِنكُمْ وَمِمَّا تَعْبُدُونَ مِن دُونِ اللَّهِ كَفَرْنَا بِكُمْ وَبَدَا بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمُ الْعَدَاوَةُ وَالْبَغْضَاء أَبَدًا حَتَّى تُؤْمِنُوا بِاللَّهِ وَحْدَهُ إِلَّا قَوْلَ إِبْرَاهِيمَ لِأَبِيهِ لَأَسْتَغْفِرَنَّ لَكَ وَمَا أَمْلِكُ لَكَ مِنَ اللَّهِ مِن شَيْءٍ رَّبَّنَا عَلَيْكَ تَوَكَّلْنَا وَإِلَيْكَ أَنَبْنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ

Kad kanet: oldun - lekum: sen
usvetun: örnek
hasenetun: güzel
fi ibrahime: ibrahimin içinde/ibrahimde
vellezine meahu: onunla olan kimseler
iz kalu: dediler
li kavmihim: halkları için
inna buraau minkum: masumlardan
ve mimma ta’budune: hangi tahhahütte bulunubilirsin
min dunillahi: Allah olmadan
keferna bikum: inkar ettiğiniz
ve beda beynena: aranızda göründü
ve beynekumul adavetu: ve aramızdaki düşman olarak
vel bagdau ebeden: ve ebedi nefret
hatta tu’minu billahi vahdehu: hatta yalnız kendi başına/kendi bildiğinle Allah'a inan
illa kavle ibrahime: ancak ibrahimin sezlerine de
li ebihi: babası için
le estagfiranne leke: sizi affetmesin
ve ma emliku leke : bende olan neyse sende de
minallahi min şey’in: Allahtan olan şeydir
rabbena aleyke tevekkelna: rabbim bizi güvende kıl
ve ileyke enebna: ?
ve ileykel masir: ve işte kaderiniz

---

5: رَبَّنَا لَا تَجْعَلْنَا فِتْنَةً لِّلَّذِينَ كَفَرُوا وَاغْفِرْ لَنَا رَبَّنَا إِنَّكَ أَنتَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ

Rabbena: rabbimiz - la tec’alna fitneten lillezine keferu: bizi fitne çıkaran inkarcılar yapma - vagfir lena rabbena: rabbimiz bizi affet - inneke entel azizul hakim: sen sevgili hakimsin -
---

6: لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فِيهِمْ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِمَن كَانَ يَرْجُو اللَّهَ وَالْيَوْمَ الْآخِرَ وَمَن يَتَوَلَّ فَإِنَّ اللَّهَ هُوَ الْغَنِيُّ الْحَمِيدُ

Lekad kane lekum: başardın - fihim usvetun hasenetun : onlara güzel bir örnek oldun - li men kane yercullahe: Allah'tan başarı isteyenlere - vel yevmel ahira:son günde - ve men yetevelle: ? - fe innallahe huvel ganiyyul hamid: Gerçekten Allah zengin ve övülen oldu -
---

7: عَسَى اللَّهُ أَن يَجْعَلَ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَ الَّذِينَ عَادَيْتُم مِّنْهُم مَّوَدَّةً وَاللَّهُ قَدِيرٌ وَاللَّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

Asallahu: Allah belki - en yec’ale beynekum: aranızda kıldı - ve beynellezine :başka kimselerin de arasında - adeytum minhum meveddeten: sen onlardan sevgi bulasın - vallahu kadirun: ve Allah kadirdir- vallahu gafurun rahim:ve Allah gafur, rahim -
------

8: لَا يَنْهَاكُمُ اللَّهُ عَنِ الَّذِينَ لَمْ يُقَاتِلُوكُمْ فِي الدِّينِ وَلَمْ يُخْرِجُوكُم مِّن دِيَارِكُمْ أَن تَبَرُّوهُمْ وَتُقْسِطُوا إِلَيْهِمْ إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ الْمُقْسِطِينَ

La yenhakumullahu: Allah cezalandırmaz - anillezine lem yukatilukum: sana direnenleri - fid dini: din içinde - ve lem yuhricukum: dışarı çıkmadılar - min diyarikum: yerlerinden - en teberruhum: ki onlara bağış yapıldı - ve tuksitu ileyhim: onlara ödeme yapıldı - innallahe yuhıbbul muksitin: Allah dürüst olanları sever - br> --- (Dinlerini korumaya çalışan insan atomlarının cezalandırılmayacağı bildiriliyor. Atomların dinleri onları var eden haretleridir. Var olan şey ya sağa -hakk- ya sola -batıl- dönmek zorundadır. Bir atomun varlığını korumaya çalışması yüzünden cezalandırılmıyor., yalnızca barındıkları ins atomunun içinde kalmaları isteniyor. Bu durumda elektriksel polarmaları dış ortamdaki duruma zarar vermemiş oluyor ve bu hareketleri ödüllendiriliyor. )

9: إِنَّمَا يَنْهَاكُمُ اللَّهُ عَنِ الَّذِينَ قَاتَلُوكُمْ فِي الدِّينِ وَأَخْرَجُوكُم مِّن دِيَارِكُمْ وَظَاهَرُوا عَلَى إِخْرَاجِكُمْ أَن تَوَلَّوْهُمْ وَمَن يَتَوَلَّهُمْ فَأُوْلَئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ

İnnema yenhakumu: ? - allahu: - anillezine katelukum: öldürenlerden/savaşanlardan- fid dini :dininden - ve ahracukum:dışarı çıkanlar - min diyarikum: yerlerinden - ve zaheru: görünen - ala ıhracikum: üzerine çıkanlar - en tevellevhum:işte onları alanlar - ve men yetevellehum: ve onlara bakanlar - fe ulaike humuz zalimun: ve onlar zalimlrerdir -
---

10: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِذَا جَاءكُمُ الْمُؤْمِنَاتُ مُهَاجِرَاتٍ فَامْتَحِنُوهُنَّ اللَّهُ أَعْلَمُ بِإِيمَانِهِنَّ فَإِنْ عَلِمْتُمُوهُنَّ مُؤْمِنَاتٍ فَلَا تَرْجِعُوهُنَّ إِلَى الْكُفَّارِ لَا هُنَّ حِلٌّ لَّهُمْ وَلَا هُمْ يَحِلُّونَ لَهُنَّ وَآتُوهُم مَّا أَنفَقُوا وَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ أَن تَنكِحُوهُنَّ إِذَا آتَيْتُمُوهُنَّ أُجُورَهُنَّ وَلَا تُمْسِكُوا بِعِصَمِ الْكَوَافِرِ وَاسْأَلُوا مَا أَنفَقْتُمْ وَلْيَسْأَلُوا مَا أَنفَقُوا ذَلِكُمْ حُكْمُ اللَّهِ يَحْكُمُ بَيْنَكُمْ وَاللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ

Ya eyyuhallezine amenu: ey güvende olanlar - iza caekumul: eğer sana gelseydi - mu’minatu:inanan kadınlar - muhaciratin: göçmenler/iltica edenler - femtehınuhunn: o kadınları sınar - allahu a’lemu: Allah biliyor - bi imanihinn: inançlarını - fe in alimtimuhunne mu’minatin: onlara güvende olmayı öğret - fe la terciuhunne ilal kuffar: onları inkarcılara geri gönderme - la hunne hıllun lehum: bu onlar için bir çözüm değil - ve la hum yehıllune lehunn: onlar renklerini değişmezler - ve atuhum ma enfeku: onların harcadıkları/dağıttıkları - ve la cunaha aleykum:senin üstünde sorumluluk yok - en tenkıhuhunne: ? - iza ateytumuhunne: eğer inanan kadın olarak geri gelirse - ucurahunn: ücretlerini öde - ve la tumsiku: onları tutma - bi isamil: sağ elinle - : kafir kadınları - ves’elu ma enfaktum: harcadıklarını sor - velyes’elu: sormadı - ma enfeku: dağıttıklarını hediyeleri - zalikum hukmullah: Allah'ın hükmü budur - yahkumu beynekum: aranızda hükmedin - vallahu alimun hakim: Allah bilendir hakimdir -
---

11: وَإِن فَاتَكُمْ شَيْءٌ مِّنْ أَزْوَاجِكُمْ إِلَى الْكُفَّارِ فَعَاقَبْتُمْ فَآتُوا الَّذِينَ ذَهَبَتْ أَزْوَاجُهُم مِّثْلَ مَا أَنفَقُوا وَاتَّقُوا اللَّهَ الَّذِي أَنتُم بِهِ مُؤْمِنُونَ

Ve in fatekum: ve geçerseler - şey’un: bir şey - min ezvacikum: eşlerinden - ilal kuffari: inkarcılar için - fe akabtum: cezalandırıldı - fe atullezine zehebet ezvacuhum misle:böylece o kimseler eşleriyle gittiler - ma enfeku:dağıttıkları - vettekullahellezi entum: Allahtan kork - bihi mu’minun: inananlarla birlikte -
---

12: يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ إِذَا جَاءكَ الْمُؤْمِنَاتُ يُبَايِعْنَكَ عَلَى أَن لَّا يُشْرِكْنَ بِاللَّهِ شَيْئًا وَلَا يَسْرِقْنَ وَلَا يَزْنِينَ وَلَا يَقْتُلْنَ أَوْلَادَهُنَّ وَلَا يَأْتِينَ بِبُهْتَانٍ يَفْتَرِينَهُ بَيْنَ أَيْدِيهِنَّ وَأَرْجُلِهِنَّ وَلَا يَعْصِينَكَ فِي مَعْرُوفٍ فَبَايِعْهُنَّ وَاسْتَغْفِرْ لَهُنَّ اللَّهَ إِنَّ اللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

Ya eyyuhan nebiyyu: Ey nebi - iza caekel : eğer sana gelse - : inanan kadınlar - yubayi'neke: sana yemin ediyorlar - ala en la yuşrikne billahi şey'en: Ancak hiç bir şeyi Allah ile ilişkilendirmeyin - ve la yesrikne: hırsızlık yapmayın - ve la yeznine: fahişe olmayın - ve la yaktulne evladehunne: çocuklarını öldürmesinler - ve la ye'tine: gelmeyin - bi buhtanin: yalanlarınızla - yefterinehu:bırak gitsinler - beyne eydihinne: elleri arasındakiyle - ve erculihinne: ve bacaklarındakiyle - ve la ya'sineke:bunun için seni cezalandırmayız - fi ma'rufin: bilinendi - fe bayı'hunne: ettikleri yeminlerle - vestagfir lehunnallahe: af dileyin Allah sizin sahibiniz - innallahe gafurun rahim: Allah gerçekten gafur rahimdir -
---

13: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تَتَوَلَّوْا قَوْمًا غَضِبَ اللَّهُ عَلَيْهِمْ قَدْ يَئِسُوا مِنَ الْآخِرَةِ كَمَا يَئِسَ الْكُفَّارُ مِنْ أَصْحَابِ الْقُبُورِ

Ya eyyuhallezine amenu: ey güvende olanlar - la tetevellev: devralma - kavmen gadıballahu aleyhim: Allahın onların üzerindeki gazabını - kad yeisu minel ahirati : ahiretten umudunu kesmiş - kema yeisel kuffaru: inkar edenlerin umutsuzluklarını - min ashabil kubur: kabir sahiplerinden -
---