Yavuz Özmen bilimseltefsir.com
--

94- Hadid / Demir (57)

1: سَبَّحَ لِلَّهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ

Sebbeha lillahi : Allahı yüceltir/tespih eder/onda yüzer,
ma fis semavati vel ard : Göklerde ve yerde ne varsa,
ve huvel azizul hakim :o sevgi ve hakimdir.
---

2: لَهُ مُلْكُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ يُحْيِي وَيُمِيتُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ

Lehu mulkus semavati vel ard : Göklerin ve yerin kralı odur,
yuhyi ve yumitu : yaşatır ve öldürür,
ve huve ala kulli şey’in kadir : ve onun gücü her şeye yeter.
---

3: هُوَ الْأَوَّلُ وَالْآخِرُ وَالظَّاهِرُ وَالْبَاطِنُ وَهُوَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ

Huvel evvelu : o ilktir,
vel ahiru : sondur,
vez zahiru :görünendir,
vel batın : gizli olandır,
ve huve bi kulli şey’in alim : o her şeyi bilendir.
---

4: هُوَ الَّذِي خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ فِي سِتَّةِ أَيَّامٍ ثُمَّ اسْتَوَى عَلَى الْعَرْشِ يَعْلَمُ مَا يَلِجُ فِي الْأَرْضِ وَمَا يَخْرُجُ مِنْهَا وَمَا يَنزِلُ مِنَ السَّمَاء وَمَا يَعْرُجُ فِيهَا وَهُوَ مَعَكُمْ أَيْنَ مَا كُنتُمْ وَاللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ

Huvellezi halakas semavati vel arda: O ki gökleri ve yeri yaptı,
fi sitteti eyyamin : altı günler içinde -
summesteva alal arş : Sonra arşa/tahtına/aşağı yöne yöneldi,
ya’lemu ma yelicu : bilir ne olduğunu,
fil ardı :yer'in içinde,
ve ma yahrucu minha : ondan neyin çıktığını,
ve ma yenzilu mines semai : gökten neyin indiğini,
ve ma ya’rucu fiha: içinde neyin ? ,
ve huve meakum eyne ma kuntum :sen ne olursan ol o seninle,
vallahu bi ma ta’melune basir :Allah öngörendir, yaptıklarına dahildir.
O ki, gökleri altı gün içinde yaptı sonra aşağı yöneldi. O bilir yerin içinde olanları, ondan neyin çıktığını, gökten ineni, Sen ne olursan ol o seniledir, Allah öngörendir, yaptıklarına dahildir.

5: لَهُ مُلْكُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَإِلَى اللَّهِ تُرْجَعُ الأمُورُ

Lehu mulkus semavati vel ard: O, göklerin ve yerin kralıdır - ve ilallahi turceul umur: ve bütün işler Allah'a döner -
---

6: يُولِجُ اللَّيْلَ فِي النَّهَارِ وَيُولِجُ النَّهَارَ فِي اللَّيْلِ وَهُوَ عَلِيمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ

Yulicul leyle fin nehari: ? gece gündüzün içine - ve yulicun nehare: ? güne - fil leyl: ve gecenin içine - ve huve alimun: o bilir- bi zatis sudur: göğüslerdekini -
---

7: آمِنُوا بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ وَأَنفِقُوا مِمَّا جَعَلَكُم مُّسْتَخْلَفِينَ فِيهِ فَالَّذِينَ آمَنُوا مِنكُمْ وَأَنفَقُوا لَهُمْ أَجْرٌ كَبِيرٌ

Aminu billahi: Allah'a güven - ve resulihi:ve resulüne - ve enfiku mimma: harcadıklarınız - cealekum: oluşturulduğunuz - mustahlefine: kullanıyorsunuz - fihifellezine: içinizde olanı - amenu minkum: güvendeki kimselerin - ve enfeku lehum ecrun kebir:harcadıkları onların ücretleri/sevaplarıdır -
Allah'a ve resulüne güvenin. Siz harcarken, oluşturulduğunuzdan, içinizde olandan kullanıyorsunuz. Güvende olan kimselerin harcadıkları, onların sevapları/ücretlerinidir.
(Akıntısı dar ama kendisi büyük bir huni düşünün; İçine konulan sıvı belli sürede aşağıya inerek bitecektir. İns atomlarını içindeki enerjiden oluşan racul/ruh/kişi, belli süre için orada vardır, gökten yere inerek yerden nebat gibi biterek elektronu/oğulu meydana getiriyor. Kişilik varlığını sürdürdüğü sırada akarak harcanan şey, kendisi oluşturan enerjidir.) ---

8: وَمَا لَكُمْ لَا تُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ وَالرَّسُولُ يَدْعُوكُمْ لِتُؤْمِنُوا بِرَبِّكُمْ وَقَدْ أَخَذَ مِيثَاقَكُمْ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ

Ve ma lekum: Siz ne bilirsiniz - la tu’minune billahi: Allah'a güvenmezsiniz - ver resulu : ve resulüne - yed’ukum li tu’minu: sizi davet ediyor güvenmeye - bi rabbikum: rabbinize - ve kad ehaze misakakum:ahdiniz alınmıştı - in kuntum mu’minin: siz güvende olanlardan -
Ve size ne oluyor ki, Allah’a inanmıyorsunuz. Ve resul, sizi Rabbinize iman etmeniz için çağırıyor. Eğer siz inananlarsanız Allah, sizin (daha önce Rabbinizi tasdik etmiş olduğunuz) misakinizi almıştı.

9: هُوَ الَّذِي يُنَزِّلُ عَلَى عَبْدِهِ آيَاتٍ بَيِّنَاتٍ لِيُخْرِجَكُم مِّنَ الظُّلُمَاتِ إِلَى النُّورِ وَإِنَّ اللَّهَ بِكُمْ لَرَؤُوفٌ رَّحِيمٌ

Huvellezi yunezzilu: İnendirilen kimseler - ala abdihi ayatin : kullarının üzerindeki ayetler - beyyinatin:kanıttır- li yuhricekum: sizden çıkan - minez zulumati ilan nur: karanlıklardan ışığa - ve innallahe bikum: Allah sizinledir - le raufun rahim: şefkatli merhamet eden -
---

10: وَمَا لَكُمْ أَلَّا تُنفِقُوا فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَلِلَّهِ مِيرَاثُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ لَا يَسْتَوِي مِنكُم مَّنْ أَنفَقَ مِن قَبْلِ الْفَتْحِ وَقَاتَلَ أُوْلَئِكَ أَعْظَمُ دَرَجَةً مِّنَ الَّذِينَ أَنفَقُوا مِن بَعْدُ وَقَاتَلُوا وَكُلًّا وَعَدَ اللَّهُ الْحُسْنَى وَاللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرٌ

Ve ma lekum ella tunfiku: harcamadıklarınız - fi sebilillahi: Allah yolunda - ve lillahi mirasus semavati vel ard: gökler ve yer Allah'ın size bıraktığı mirastır - la yestevi minkum: sizden değil - men enfeka: harcadıklarınız - min kablil fethi: fetihten önce - ve katele:ve öldürünce - ulaike a’zamu dereceten: en büyük derece - minellezine enfeku:harcayan kimselerden - min ba’du: sonrakilerden - ve katelu: öldürülen - ve kullen: her ikisine - vaadallahul husna: Allahın en güzel vaadi - vallahu bi ma ta’melune habir:Allah ile birlikte uzmanca çalışmaktır
Allah yolunda harcamaktan kaçındığınız gökler ve yer sizden değil, Allah'ın size bıraktığı mirastır. Fetihten önce ve öldürülünceye kadar en büyük derece, harcayan kimselerindir. Sonrakiler ve öldürülenlere Allah'ın güzel vaadi, Allah ile birlikte/için uzmanca çalışmanızdır.
(Bize bahşedilen içine yerleştiğimiz gökler ve yerdir. Onun içinde sürdürdüğümüz hayat sırasında harcadığımız enerji de Allah'ın bize bıraktığı mirastır, yani bedavadan elde ettiğimiz bir serveti harcıyoruz. Bizim için en büyük derece, bunları ölünceye kadar Allah için harcamaktır. Onun uzmanlığıyla, ona çalışmak olmalıdır. Ona çalışmak demek, Allahın inşa temek istediklerini yapması için ona el ayak olmaktır.)