Yavuz Özmen bilimseltefsir.com
--

95- Muhammed (47)

1: الَّذِينَ كَفَرُوا وَصَدُّوا عَن سَبِيلِ اللَّهِ أَضَلَّ أَعْمَالَهُمْ

Ellezine keferu ve saddu : inkarcılar kovuldular - an sebilillahi: Allah yolundaki - edalle a’malehum: işlerini kaybettiler -
---

2: وَالَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَآمَنُوا بِمَا نُزِّلَ عَلَى مُحَمَّدٍ وَهُوَ الْحَقُّ مِن رَّبِّهِمْ كَفَّرَ عَنْهُمْ سَيِّئَاتِهِمْ وَأَصْلَحَ بَالَهُمْ

Vellezine amenu :güvende olanlar
ve amilus salihati : iyi işler yaparlar/çalışırlar
ve amenu bi ma nuzzile ala muhammedin : ve güvende olan muhammedin üzerine inene
ve huvel hakku : öyle sağdan/sağa doğru
min rabbihim : rabbinden
keffera anhum seyyiatihim : onların günahları affedildi
ve asleha balehum : ve onlar ıslah edildi
Güvende olanlar iyi işler yaparlar. ve güvende olan Muhammed'in üzerine rabbinden sağa doğru indirilmiştir. Onların günahları böylece affdilir ve onlar ıslah edilir.
(Muhammed'in üzerine inen nedir? Mevcut öğretilere göre ve mevcut tefsirlere göre şu an okuduğunuz kitabın indiğini söylerler. Gerçekte kitap inmemiş, Hz. Muhammed'e vahyedilen görüngüler onun ağzından lafza dönüşmüştür. Yani bir kitabı konuşacaksak bu kitap bir beşere vahyedilmiştir. Sonuç olarak Muhammed isimli ruhun üstüne inen manyetizmadır ve o, içinde barındığı İns atomun etrafında oluşturulan koruyucu özelliği olan manyetizma yani Kur'an'dır.)

3: ذَلِكَ بِأَنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا اتَّبَعُوا الْبَاطِلَ وَأَنَّ الَّذِينَ آمَنُوا اتَّبَعُوا الْحَقَّ مِن رَّبِّهِمْ كَذَلِكَ يَضْرِبُ اللَّهُ لِلنَّاسِ أَمْثَالَهُمْ

Zalike bi ennellezine keferuttebeul batıle:inkarcılar yalanı takip eder - ve ennellezine amenuttebeul hakka:ve güvende olanlar/inananlar sağı takip eder - min rabbihim kezalike : rablerinden böyle- yadribullahu lin nasi emsalehum: Allah onlar gibi olanları açığa vurur -
---

4: فَإِذا لَقِيتُمُ الَّذِينَ كَفَرُوا فَضَرْبَ الرِّقَابِ حَتَّى إِذَا أَثْخَنتُمُوهُمْ فَشُدُّوا الْوَثَاقَ فَإِمَّا مَنًّا بَعْدُ وَإِمَّا فِدَاء حَتَّى تَضَعَ الْحَرْبُ أَوْزَارَهَا ذَلِكَ وَلَوْ يَشَاء اللَّهُ لَانتَصَرَ مِنْهُمْ وَلَكِن لِّيَبْلُوَ بَعْضَكُم بِبَعْضٍ وَالَّذِينَ قُتِلُوا فِي سَبِيلِ اللَّهِ فَلَن يُضِلَّ أَعْمَالَهُمْ

Fe iza lekitumullezine keferu: inkarcılarla karşılaştığınızda - fe darber rikabi: boyunlarını vurun - hatta iza : hatta eğer - eshantumuhum : onları bağlayın - fe şuddul vesaka:af evrakı - fe imma mennen ba’du: ya bizden sonra - ve imma fidaen: ya ödeme yapana - hatta tedaal harbu evzaraha zalike :hatta onu savaşın sonuna kadar - ve lev yeşaullahu : gerçi allah dilerse - : onların zafer kazanmasını - ve lakin li yebluve ba’dakum : ancak bazılarını sınamak için - bi ba’din vellezine kutilu fi sebilillahi : sınayacağı kimseleri Allah yolunda öldürürdü - fe len yudille a’malehum: onların amelleri kaybolmaz -
---
(İnkarcılarla karşılaştığınız zaman onların boynunu vurun sonra bağlayın! cümlesi bir beşere uygulanabilir bir hüküm müdür? Boynu vurulmak demek kafasının bedenden ayrılması demektir, kafaşı koparılmış birisini bağlamanın anlamı olabilir mi? tabiki bu olay dünya üzerinde değil atomlarla ilgidir. Kafir kimseler de atomların arasında bulunan inkarcı atomlardır. İnsanların tamamı atomları akılsız varlıklar olarak biliyor.Tabiatıyla şunu çok kereler belirmemiz gerekiyor, hani ortayerden okumaya başlamış olabilir veya unutmuş olabilir diye; Öyle ki atomlar akılıdır fakar zeki değildir! zikaları olmadığından ötürü kendileri durumdan tecrübe çıkaramaz ve ilk tehlikeli durumda heba olur enerjiye dönüşür ve cehenneme karışıverirler. Zeka olmayınca eldeki mevcut bilgilerden yeni bilgi üretemeyen bir takım atomlar bildiklerinin dışına çıkakamaz ve inkara devam ederler. Bunu cahil insanların inançlarına ölürcesine bağlı olmalarında görmekteyiz. Yani beynindeki iletişim az bilgi nedeniyle yoktur, zeka yürütemez ve kendilerine empoze edilmiş korkutucu ve gerçek olmayan vaatlere inanmaktan kendilerini alamazlar. İşte inkarcı atomların boyunları vurularak onların enerji girişleri kapatılmış oluyor. Bir büre bağlı halde alıkonulmaları gerekir ki enerjileri bitsin ve ölsünler. Fidye, kendi içlerindeki enerji dir, onu vererek salıverilmeleri mümkündür, zaten bu durumda tehlikeleri kalmamış demektir.)

5: سَيَهْدِيهِمْ وَيُصْلِحُ بَالَهُمْ

Se yehdihim: Onlar klavuzlanacak - ve yuslihu balehum:ve barışsever arkadaş olacaklar -
---

6: وَيُدْخِلُهُمُ الْجَنَّةَ عَرَّفَهَا لَهُمْ

Ve yudhıluhumul cennete: ve cennete dahil edilenleri - arrafeha lehum: onlara tanıttı -
---

7: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِن تَنصُرُوا اللَّهَ يَنصُرْكُمْ وَيُثَبِّتْ أَقْدَامَكُمْ

Ya eyyuhallezine amenu: ey güvende olanlar - in tensurullahe: Allah'a yardım edin ki - yansurkum: size yardım etsin - ve yusebbit akdamekum: ayaklarınız kanıttır -
Ey güvende olanlar, Allah'a yardım edin ki size yardım etsin; Ayaklarınız bunun delilidir.
(Ayaklar neyin delilidir? ve ayak nasıl delil olabilir? Atoma ayak olacak organ tabiki oğul yani elektrondur. Çünkü göklerin içinde ahiret hayatını yaşayan ruhun dünyadaki eğemenliği yalnızca bu ruhun uzantısı olan elektron/oğuldur. Onula yerde hakimiyet kurar. Allah ise bu hakimiyeti, ruhu atomun içine koymakla sağlamıştır. Karyılık olarak dünya üzerinde salih amel işlemesini istemektedir. Salih amel nedir? üç beş kuruş sadaka vererek kendisini kandırmak mıdır yoksa teknolojiyi geliştirmek ve dünyayı imar etmek midir? Aslında cevap maruftur. )

8: وَالَّذِينَ كَفَرُوا فَتَعْسًا لَّهُمْ وَأَضَلَّ أَعْمَالَهُمْ

Vellezine keferu: inkar edenler - fe tagsen: ? - lehum: onlar - ve edalle a’malehum: amelleri doğru yönden (hakk/sağdan) sapmıştır -
---

9: ذَلِكَ بِأَنَّهُمْ كَرِهُوا مَا أَنزَلَ اللَّهُ فَأَحْبَطَ أَعْمَالَهُمْ

Zalike: bunun yanı sıra - : onlar nefret ediyordu - ma enzelallahu: Allah'ın indirdiğinden - fe ahbeta a’malehum: Allah amellerini boşa çıkardı -
---

10: أَفَلَمْ يَسِيرُوا فِي الْأَرْضِ فَيَنظُرُوا كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ دَمَّرَ اللَّهُ عَلَيْهِمْ وَلِلْكَافِرِينَ أَمْثَالُهَا

E fe lem yesiru: Her istediklerini yapamadılar mı? - fil ard:yerin içinde - fe yanzuru keyfe kane akıbetullezine:nasıl görürlerse akibıtleri öyle olur - min kablihim: bunlardan önceki kimseleri- demmerallahu:Allah yok etti- aleyhimve lil kafirine emsaluha: onlar da inkancılar gibi oldu -
---

11: ذَلِكَ بِأَنَّ اللَّهَ مَوْلَى الَّذِينَ آمَنُوا وَأَنَّ الْكَافِرِينَ لَا مَوْلَى لَهُمْ

Zalike bi ennallahe: o Allah - mevlallezine amenu: Güverdekilerin sahibidir - ve ennel kafirine:ve inkar edenler - la mevla lehum: onların sahipleri yoktur -
---

12: إِنَّ اللَّهَ يُدْخِلُ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ وَالَّذِينَ كَفَرُوا يَتَمَتَّعُونَ وَيَأْكُلُونَ كَمَا تَأْكُلُ الْأَنْعَامُ وَالنَّارُ مَثْوًى لَّهُمْ

İnnallahe yudhılullezine amenu: Allah'a güvenenler dahil edilir/olur - ve amilus salihati: ve iyi işler yapanları - cennatin tecri:cennette tecrit eder - min tahtihal enharu:altlarından nehir akar - vellezine keferu: ve inkar edenler - yetemetteune: zevk içindeler - ve ye’kulune kema te’kulul en’amu: senin enamı yediğin gibi yerler - ven naru mesven lehum:ve onların yeri ateştir -
---
(Enam, elementin enerji stoğu zayılan yüksek enerji depolama kapasi tesi olan Ra atomlarından oluşturulmuş orbitaldaki atomların adıdır. Elementin lideri/peygamberi enerji kıtlığında elementin bekasını sağlamak için bu atomların enerjisini yer ve yeme olarak diğer atomlara dağıtır. İnkarcı atomlar da enerjiyle beslenirler lakin onlar ateşte olduklaırndan ötürü ateş yiyerek beslenirler.)

13: وَكَأَيِّن مِّن قَرْيَةٍ هِيَ أَشَدُّ قُوَّةً مِّن قَرْيَتِكَ الَّتِي أَخْرَجَتْكَ أَهْلَكْنَاهُمْ فَلَا نَاصِرَ لَهُمْ

Ve keeyyin:neredeysen - min karyetin hiye eşeddu kuvveten: köyünden ötürü daha kuvvetlisin - min karyetikelleti ahracetke: seni köyünden çıkaranları - ehleknahum: onlaır helak/yok ettik - fe la nasıra lehum: onlara sahip çıkan olmadı -
---