Yavuz Özmen bilimseltefsir.com
--

96- Rad (13)

1: المر تِلْكَ آيَاتُ الْكِتَابِ وَالَّذِيَ أُنزِلَ إِلَيْكَ مِن رَّبِّكَ الْحَقُّ وَلَكِنَّ أَكْثَرَ النَّاسِ لاَ يُؤْمِنُونَ

Elif: İbrahim ve Muhammed ruhlarına beyt olan atom -
Lam: Musa ruhuna beyt olan atom -
Mim:Muhammed -
Ra: İsa öncesinde Firavunlara beyt olmuş atom -
tilke ayatul kitab:Bunlar kitabın ayetleridir! -
vellezi unzile ileyke min rabbikel hakku:ve onlar rabbin indirildi sağa doğru/sağa döner halde -
ve lakinne ekseren nasi la yu’minun: ancak insanların çoğu inanmıyorları! -
Elif, lam, mim, ra; bunlar Kitab'ın ayetleridir. Ve onlar Rabbinden sağa -döner şekilde- indirildi. Ancak insanların çoğu inanmıyorlar.

2: اللّهُ الَّذِي رَفَعَ السَّمَاوَاتِ بِغَيْرِ عَمَدٍ تَرَوْنَهَا ثُمَّ اسْتَوَى عَلَى الْعَرْشِ وَسَخَّرَ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَ كُلٌّ يَجْرِي لأَجَلٍ مُّسَمًّى يُدَبِّرُ الأَمْرَ يُفَصِّلُ الآيَاتِ لَعَلَّكُم بِلِقَاء رَبِّكُمْ تُوقِنُونَ

Allahullezi rafeas semavati:gökleri yükselten, Allah'ır - bi gayri amedin terevneha: onun direksiz olduğunu görüyorsun - summesteva alal arşı: sonra arşa yöneldi - ve sehharaş şemse: ve güneşi zelil etti/boyun eğdirdi - vel kamer: ve ayı da - kullun yecri li ecelin musemma: tüm varlıklar belirli/sınırlı bir süre için isimlendirilmiştir - yudebbirul emre:işleri yönetir, emreder - yufassılul ayati leallekum :sizleri atomlarla birbirinizden ayırmıştır - bi likai rabbikum: rabbine ulaşmak için - tukınun: ? -
---
(Gökleri direksiz yükselten Allah'tır! Gökler direksiz nasıl yükselir? Sudaki halkaların gizemli hareketini bilmeyen yoktur. Nice filozof buna kafa yormuştur, nice mütekallim ulema vahiy rivayetlerinde gökleri okumuştur da gözleri önünde apaçık duran olayın gizemi onlara gözükmemiştir. İki boyutlu ortamda gelişen su halkaları eğer ki üç boyutlu ortamda simüle edilirse, göklerin koni şekilli oluşumu ortaya çıkacaktır. Genişleyen dalgaların koni oluşturuken direksiz yükselişi, hem yanlara hem ileriye doğru akan zamanın vektöryel ifadesi ve üç boyutlu izdüşümünden başka bir şey değillerdir.
Güneşin zelil olması, koni şekilli göklerin tabanlarındaki kara deliğin amansız yokluk içermesine deniyor. Koni tabanının atomun rüku yapışıyla birlikte eğilmesi ise ona boyun eğdirildiği sonucuna binaen söyleniyor. Rüku eden atomun üstündeki güneşle birlikte "Ay" ismi verilmiş koniin yanları da aynı şekilde boyun eğdirilmiş oluyor. Boyun eğme ile birlikte elektro motor kuvvetler sergeleyen atomun, fiziksel aktivitelerinin, onun içinde barınan ruhun emrine tahsis edilmiş olması, bize böyle haber veriliyor.
Atomun varlığını sürdermesi belli bir vakte kadar sınırlıdır. Kaybolan atom sonrasında korumasız kalan ruh, direkt rabbine kavuşarak ona dahil olmaktadır, bu olayın adı ölümdür. Biyolojik bedenlerdeki beşeri hayatın sonlanması ölüm değil kıyamettir. Vahiy rivayetlerinde kıyametle ilgili mufallas bilgilerin verilmesinin sebebi her beşerin hayatının bitiminde ayrı bir kıyamet yaşayacağından ötürüdür.)

3: وَهُوَ الَّذِي مَدَّ الأَرْضَ وَجَعَلَ فِيهَا رَوَاسِيَ وَأَنْهَارًا وَمِن كُلِّ الثَّمَرَاتِ جَعَلَ فِيهَا زَوْجَيْنِ اثْنَيْنِ يُغْشِي اللَّيْلَ النَّهَارَ إِنَّ فِي ذَلِكَ لَآيَاتٍ لِّقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ

Ve huvellezi meddel arda: Yer'i med/kabartan Allah'tır- - ve ceale fiha ravasiye: ve -yer'in- içinde uzun dağlar yapan- ve enhara:ve nehirleri - ve min kullis semerati ceale: ve meyvelerin hepsini - fiha zevceynisneyni:içinde eşler halinde - yugşil: ? - leylen nehar:gece gündüz - inne fi zalike:gerçekten içinde - le ayatin: işaretler için - li kavmin yetefekkerun:düşünen halklar için -
---
(Koni şekilli göğün uzun ve sivri ucu etrafında gelişen manyetizma ile elektron oluşuyor. Burası tamamen teknik anlatıdır. On dört asır önce atomaltı parçacıklar, kırk elli kelime bilen insanlara ancak böyle anlatılabilirdi. Fakat günümüzde bu cümledeki elektronu yeryüzü ve denizin "Med" olayı gibi kabarması olayını yaydı diye tercüme etmek sorumluluğu büyük bir büyük kabahat olur. Görüldüğü üzere ince uzun dağlar, kabaran yer, içteki gündüz ve gece isimli eş halindeki kuarklar, düşünenler için işaretlerdir.)

4: وَفِي الأَرْضِ قِطَعٌ مُّتَجَاوِرَاتٌ وَجَنَّاتٌ مِّنْ أَعْنَابٍ وَزَرْعٌ وَنَخِيلٌ صِنْوَانٌ وَغَيْرُ صِنْوَانٍ يُسْقَى بِمَاء وَاحِدٍ وَنُفَضِّلُ بَعْضَهَا عَلَى بَعْضٍ فِي الأُكُلِ إِنَّ فِي ذَلِكَ لَآيَاتٍ لِّقَوْمٍ يَعْقِلُونَ

Ve fil ardı kıtaun: yerin içinde kesti - mutecaviratun: komşuluklarınızı - ve cennatun min a’nabin:cenneti üzüm taneledinden - ve zer’un: ekti/dikim yaptı - ve nahilun sınvanun: başlarına hurma ağaçları - ve gayru sınvanin yuska: sulanmıştı - bi main vahid: tek suyla - ve nufaddılu ba’deha ala ba’dın : bazılarını tercih ediyoruz bazıları üzerine - fil ukul :yemeklerin içinde - inne fi zalike le ayatin li kavmin ya’kılun:bunların içinde akıllı olanlar için işaretlerimiz vardır



(Cennetler, birbirlerinden izole fakat bir aradaki duruşlarıyla üzüm salkımını andırıyorlar. Bir salkım üzerinde birbirlerinden ayrı ama hepsi bir dal üzerine dikili vaziyettedirler. Kadim anlatıların hepsinde ve dinlere ait resim ve ikonalarda hep üzüm salkımı resmedilmiştir. Bir üzüm salkımı bir köy olarak anılır. salkımın ortasında/üstünde palmiye/hurma ağacı görünümünde bir şeyin varlığı anlatılıyor. Ve bunların sulanması manyetizma ile taşınan enerjiyle sağlanıyor. Öyle ki tek bir manyetik etki ile hepsi beslenmiş oluyor. Böylesi teknik konu görüldüğü üzere yine sulama, beslenme gibi çağa uygun cümlelerle ifade edilmiş.)

5: وَإِن تَعْجَبْ فَعَجَبٌ قَوْلُهُمْ أَئِذَا كُنَّا تُرَابًا أَئِنَّا لَفِي خَلْقٍ جَدِيدٍ أُوْلَئِكَ الَّذِينَ كَفَرُواْ بِرَبِّهِمْ وَأُوْلَئِكَ الأَغْلاَلُ فِي أَعْنَاقِهِمْ وَأُوْلَئِكَ أَصْحَابُ النَّارِ هُمْ فِيهَا خَالِدونَ

Ve in ta’ceb fe acebun :gerçi şarkın kaldılar hayretler içinde - kavluhum e iza kunna turaben:dediler biz tozmuyduk - e inna le fi halkın cedid: içinde yeniden mi oluştuk - ulaikellezine keferu bi rabbihim: rablerini inkar eden kimseler - ve ulaikel aglalu fi a’nakıhim: bunların boyunlarına pranga/kelepçe vurulur - ve ulaike ashabun nar: bunlar ateşin sahipleridir - hum fiha halidun: orada sürekli kalacaklar -
---

6: وَيَسْتَعْجِلُونَكَ بِالسَّيِّئَةِ قَبْلَ الْحَسَنَةِ وَقَدْ خَلَتْ مِن قَبْلِهِمُ الْمَثُلاَتُ وَإِنَّ رَبَّكَ لَذُو مَغْفِرَةٍ لِّلنَّاسِ عَلَى ظُلْمِهِمْ وَإِنَّ رَبَّكَ لَشَدِيدُ الْعِقَابِ

Ve yesta’ciluneke: seni acele ettiriyorlar - bis seyyieti kablel haseneti: iyilikten önce kötülüğü teşvik ediyorlar- ve kad halet: ? - min kablihimul mesulat:bunların örneklerinden önce - ve inne rabbeke le zu magfiratin: gerçekten rabbin affetmek için - lin nasi ala zulmihim: adaletsiz insanlar için - ve inne rabbeke le şedidul ıkab: rabbinin gerçekten şiddetli cezaları var -
---

7: وَيَقُولُ الَّذِينَ كَفَرُواْ لَوْلآ أُنزِلَ عَلَيْهِ آيَةٌ مِّن رَّبِّهِ إِنَّمَا أَنتَ مُنذِرٌ وَلِكُلِّ قَوْمٍ هَادٍ

Ve yekulullezine keferu:inkar eden kimseler diyor - lev la unzile aleyhi ayetun min rabbihi:eğer rabbinden bir ayet indiyse - innema ente munzirun:sen ancak uyarıcısın - ve li kulli kavmin had: bütün halklar için rehber -
---

8: اللّهُ يَعْلَمُ مَا تَحْمِلُ كُلُّ أُنثَى وَمَا تَغِيضُ الأَرْحَامُ وَمَا تَزْدَادُ وَكُلُّ شَيْءٍ عِندَهُ بِمِقْدَارٍ

Allahu ya’lemu :Allah biliyor
ma tahmilu kullu unsa : tüm dişilerin ne taşıdığını
ve ma tegidul erhamu : neyin azaldığını/tükendiğini
ve ma tezdad : neyin arttığını
ve kullu şey’in : her şeyin
indehu bi mıkdar : var olan miktarını
----
(Tüm dişilerin taşıdığı ne demek olabilir? Ya dişilerin içinde azalan veya artanın ne olduğu nedir? Dişi, ins atomlarının cinsiyetidir. "Sizi dişi ve erkek olarak çift yarattık!" vahiy cümlesini hatırlayınız! Orada bahsi edilen bizim kadın ve erkek olarak yaratıldığımızın vahiy ile bildirilmesi değildir, buna zaten gerek yoktur. Öncelikle gözlerimizle görüp anlayabildiğimiz şeylerin vahiyle bildirilmesi hem bizim aklımıza hakaret olur hem de Allah'ın aziz ve bilgeliğine halel getirir. Ayrıca insanoğlu daha yaşına eriştiğinde hiç bir öğreti olmaksızın cinsiyet farklılığını idrak edebilmekte ve kendi cinsini bilebilmektedir. Burada anılan dişinen ins atomları olduğunu önceki vahiy anlatılarından ötürü hemen anlabiliyoruz. Onların içinde barınan ruh hakkında malumat veriliyor. Onun miktarı hakkında bilgi sahibi olduğunu söylüyor. Ruh zamanla azalan eğilimde olmasına karşın elif atomu içindeki ruh artmaktadır.)

9: عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ الْكَبِيرُ الْمُتَعَالِ

Alimul gaybi: gaybın bilgisi - veş şehadetil: ve tanıklığı - kebirul muteal: en yüce büyüklüktedir -
Bilinmeyene ait ilim ve tanıklık, enyüce en büyük olandadır.