Monday, June 6, 2011     17:19
Yavuz Özmen bilimseltefsir.com

"Bilimin bilemediği şeyler (Vahiy rivayetlerindeki gerçek bilimsel veriler )

Bilim güneşin soğuk olduğunu bilmiyor ! ..

Vayhiyler, Güneşin merkezinin sıcaklığını tahmini değil kati şekilde bildiriyor. Güneşin yüzey sıcaklığına bakarak matematiksel bir fonksiyonla elde edilen sonuç çok afaki kalmaktadır. 15,6 milyon °C Çekirdek sıcaklığı mantıklı değildir. Çünkü elementler belli sıcaklıklara ulaştıklarında ışıma yoluyla taşıyabilecekleri sıcaklığın fazlasını salmaya başlarlar. Işımaları durdurulamaz. Atomların depolayabileceği enerji miktarı, kendi hacimleri ile tahditlidir. Hem mevzu bahis edilen elementler hidrojen ve helyum olduğunda bu iki yanıcı/patlayıcı element bırakın milyon dereceyi, en küçük tetikleyici enerji taransferi sonrasında infilak edecektir.

Vahiyler, güneşin çekirdek sıcaklığı olarak 2,725 kelvin yani eksi 270,425 °C olduğu bildiriliyor. Bu rakam bilimsel açıdan akılcı olandır.
Bilim dünyası gözlemleyebildiklerini bilgi diye kaydetmekte atoma dair bilgiler ise gözlem imkanı olmadığından ötürü yalnızca varsayımlardan ibarettirler. Aksi ispatlanmadığı sürece daha tutarlı bilgi üretilene kadar bu teoriler yürürlükte kalıyorlar. Böylesi gaybi bilgileri ancak o teknolojiyi üreten merci bilebildiği için vahiy rivayetleri en doğru olanı haber veriyor, gerekli açıklamaları yapıyor.

Bilim, madde nedir bilmiyor! ..

Vahiyler, kuarkların boşluk olduğunu bildiriyor. Atom altı parçacıkların en temel ögesi olan kuarkların içinde yokluk olduğunu söyleyen cümleyi hatırlayınız; "Sizi yoktan/yokluktan yarattım!" önermesi bize, yaratılmadan önce olmadığımızı bildiren anlamsız bir cümle değil bilakis varlığımızın temel parçasının bir ana varlık (higgs) içindeki minik boşluklar olduğunu anlatmaktadır. Cern'deki deneylerde parçalanan protonun hemen kaybolduğu gözlenmiştir. Çünkü kuarklar varlık olmadıklarından tespit edilmeleri mümkün olamıyor.
Bilim dünyası gözlemleyebildiklerini bilgi diye kaydetmekte atoma dair bilgiler ise gözlem imkanı olmadığından ötürü yalnızca varsayımlardan ibarettirler. Aksi ispatlanmadığı sürece daha tutarlı bilgi üretilene kadar bu teoriler yürürlükte kalıyorlar. Böylesi gaybi bilgileri ancak o teknolojiyi üreten merci bilebildiği için vahiy rivayetleri en doğru olanı haber veriyor, gerekli açıklamaları yapıyor.

Bilim, elektriğin nasıl işlediğini bilmiyor! ..

Elektrik, elektron akışı değil mengene etkisi gibi sıkıştırma kuvvetidir.Yine vahiy rivayetleri pil gibi bütün bir atom tipi çiziyor. Pil gibi dedik çünkü ikiye bölünmüş bir pil çalışmayacağı gibi elektronu ve protonu ayrık atom modeli de çalışmayacaktır. Bu haliyle atom toplam dört günde yaratılmış.
Bilim dünyası gözlemleyebildiklerini bilgi diye kaydetmekte atoma dair bilgiler ise gözlem imkanı olmadığından ötürü yalnızca varsayımlardan ibarettirler. Aksi ispatlanmadığı sürece daha tutarlı bilgi üretilene kadar bu teoriler yürürlükte kalıyorlar. Böylesi gaybi bilgileri ancak o teknolojiyi üreten merci bilebildiği için vahiy rivayetleri en doğru olanı haber veriyor, gerekli açıklamaları yapıyor.

Bilim, manyetizmanın muhtevasını bilmiyor! ..

Manyetizmanın etkileri sayesinde onun varlığını bilebiliyoruz, bu maharet sayılmaz. Mıknatısa yapışan demir parçası bunu zaten en temel seviyede bilimselleştiriyor. Manyetizmanın etkilerini ölçümleyerek formülize etmek haricinde onun muhtevası ve ardında işleyen sistem hakkında bilgi arıyorsanız bulamazsınız.
Bir mıknatısın etrafındaki sihirli alanın içinde ne var?
Bu sihirli alan iletken etrafında oluştuğunda iletken içinden dışarı çıkan şey nedir?
Tüm bunların cevaplarının vahiy cümlelerinde öylece saklı durduğunu biliyor musunuz? Bilim dünyası gözlemleyebildiklerini bilgi diye kaydetmekte atoma dair bilgiler ise gözlem imkanı olmadığından ötürü yalnızca varsayımlardan ibarettirler. Aksi ispatlanmadığı sürece daha tutarlı bilgi üretilene kadar bu teoriler yürürlükte kalıyorlar. Böylesi gaybi bilgileri ancak o teknolojiyi üreten merci bilebildiği için vahiy rivayetleri en doğru olanı haber veriyor, gerekli açıklamaları yapıyor.

Bilim, mıknatısların iki çift kutuplu olduğunu bilmiyor! ..


Bİr üstteki başlıkta bilim dünyasının gözlemlemenin ve ölçmenin ötesine geçemediğini iddia ettik, lakin konu manyetizma olduğunda hiç bir şey bilmediğini rahatlıkla söyleyebiliyoruz. Yüzyılı aşan çalışma ve incelemeler sonrasında bile hala bir mıknatısın 4 kutuplu olduğunun bilinmemesi garip kalıyor. (U şeklindeki mıknatıs hariç, o bir manyetik kondansatör davranışından ibarettir. Dört kutuplu da olabilir lakin iki kutuplu davranışı sadece U mıknatıslar sergiler)

Atomu gözlem imkanı olmadığından ötürü yalnızca varsayımlardan ibaret anlatılarla yetiniliyor. Aksi ispatlanmadığı sürece veya daha tutarlı bilgi üretilene kadar bu teoriler yürürlükte kalıyorlar. Gaybi bilgileri ancak o teknolojiyi üreten merci bilebilir; Vahiy rivayetleri en doğru teknik bilgileri haber veriyor, açıklamaları yapıyor.

Bilim, fotonun tanecik olduğunu ve huni şekilli olduğunu bilmiyor! ..

Foton küre şekilli olsaydı eğer hiç bir işe yaramazdı. Fotonların huni şekilli olması hasebiyle ışığın kırılmasına bağlı optik teknolojisi, ışık ile enerji transferi fotosentez ve renkler mümkün oluyor. Taşıdıkları enerjiyi başka atomlara transfer edebilmek için küre haricinde bir geometrik yapıya sahip olması gereken fotonlar, kendilerini üreten atomun kopyası halinde üretilirler. Bu yüzden onlar huniyi andırırlar. Vahiyler fotonların bşeklini böyle bildiriyor. Vahiylerdeki teknik anlatıları okuyamayan din bilginleri ve okumayan bilim dünyası hala iş görmez atom ve foton teorileriyle günü geçiştiriyorlar.(Tafsilat için Kurantum Fizik ve 4 Büyük Sır kitaplarına müracaat ediniz)
Bilim dünyası gözlemleyebildiklerini bilgi diye kaydetmektedir. Atomu gözlem imkanı olmadığından ötürü yalnızca varsayımlardan ibaret anlatılarla yetiniliyor. Aksi ispatlanmadığı sürece veya daha tutarlı bilgi üretilene kadar bu teoriler yürürlükte kalıyorlar. Gaybi bilgileri ancak o teknolojiyi üreten merci bilebilir; Vahiy rivayetleri en doğru teknik bilgileri haber veriyor, açıklamaları yapıyor.

Bilim, uzayın dolu olduğunu bilmiyor! ..

Hadi normal insan uzayı bom boş sanabilir, fakat yayılım için uzayın dolu olması gereklidir. Ve öyledir de. Big bang ile var edilen şey mekandır. Yani boş olsa dahi bir mekan varlıkların yaratılacağı yer olarak lüzumludur. Vahiyler bu mekan için cehennem adını kullanıyor. Nun harfini evren için simge olarak kullanıyor. Varlıkların hepsi bu cehennemin içinde yaratılıyor onları müzzemmil adında bir gece ile sararak bu cehennemden koruyor.
Bilim dünyası gözlemleyebildiklerini bilgi diye kaydetmektedir. Atomu gözlem imkanı olmadığından ötürü yalnızca varsayımlardan ibaret anlatılarla yetiniliyor. Aksi ispatlanmadığı sürece veya daha tutarlı bilgi üretilene kadar bu teoriler yürürlükte kalıyorlar. Gaybi bilgileri ancak o teknolojiyi üreten merci bilebilir; Vahiy rivayetleri en doğru teknik bilgileri haber veriyor, açıklamaları yapıyor.

Bilim, kütle ve hacim kavramlarının ayrı şeyler olduğunu bilmiyor! ..

Vahiyler, kütleli ve kütlesiz atom kavramlarından bahsediyor. Kütleli atomlar yanmıyorlar. Bilim yanıcı maddelerin yandıktan sonra geriye (külleri oluşturan ins atomları hariç) bir şey kalmaması konusunda fikir dahi beyan edebilmiş değil. Kütlesiz olup ta ağırlığa sahip bilim camiasının "Boson" dediği Cinn atomları sadece enerji topaklarından ibaret olduklarından ötürü yanıcı maddeleri inşa eden yapıtaşlardır.
Bilim dünyası gözlemleyebildiklerini bilgi diye kaydetmektedir. Atomu gözlem imkanı olmadığından ötürü yalnızca varsayımlardan ibaret anlatılarla yetiniliyor. Aksi ispatlanmadığı sürece veya daha tutarlı bilgi üretilene kadar bu teoriler yürürlükte kalıyorlar. Gaybi bilgileri ancak o teknolojiyi üreten merci tarafından bilinebilir; Konu atomlar olduğunda körlemesine deneylerle elde edilebilecek veriler gerçeği tam yansıtamayacaktır. Proton çarpıştırma deneylerinden alınan datalar, protonun dış yüzeyi hakkında bile tam bilgi veremezken göklerin (kuarkların) özel yapıları nasıl resmedilebilir? Bu aşamadan sonrası için eldeki vahiy rivayetleri en doğru teknik bilgileri haber veriyor. Onları modern bilimin bilgileri ile birleştirdiğimizde sıçrama yapabiliriz.

Bilim, renklerin nasıl oluştuğunu bilmiyor! ..

Bilim dünyası atom modelini defalarca geliştirdi. Fakat hepsinde asal hatalar yapıldı, yine yapılmaya devam ediliyor. Hataların çeşittililiği yüzünden konusu açılan başlıklarda ilgili aksaklığa yer verebiliriz, burada değineceğimiz hata, en bariz olanıdır; Tüm atom modelleri tek çeşittir. Modern bilime göre bu tek tip atom tüm renklerde foton yayabilmektedir ki bu tek telli piyanodan tüm notaların çıkmasını beklemek kadar mantıklı ve mümkün değildir. Vahiyler, Elif, Lam ve Ra isimli üç çeşit atomdan haber veriyor ki bu atomlar kendi hacimleriyle belirlenmiş renkte foton üretirler.(Tafsilat için Kurantum Fizik ve 4 Büyük Sır kitaplarına müracaat ediniz) Bilim dünyası gözlemleyebildiklerini bilgi diye kaydetmektedir. Atomu gözlem imkanı olmadığından ötürü yalnızca varsayımlardan ibaret anlatılarla yetiniliyor. Aksi ispatlanmadığı sürece veya daha tutarlı bilgi üretilene kadar bu teoriler yürürlükte kalıyorlar. Gaybi bilgileri ancak o teknolojiyi üreten merci bilebilir; Vahiy rivayetleri en doğru teknik bilgileri haber veriyor, açıklamaları yapıyor.

Bilim, teleskopik antenlerin nasıl çalıştığını bilmiyor! ..

Dipol antenlerde ve ferrit nüveli bobin antenlerde iki uç olmasına karşın teleskopuk antenlerin bir ucu boşta bırakılıyor. Tek uçlu elektrik devrelerine açık devre denilmektedir. Açık devrelerde elektrik akımı akmamakta ve ilgili devre çalışmamaktadır. Anahtar vazifesi gören devre elemanları ve swith gibi devre kesiciler sayesinde elektrikli cihazlar kapatılabilinmekteler. Teleskopik antenler üzerinde indüklene emk olmasına karşın tek ucunun açık olması yüzünden radyo sinyallerine alıcı cihazın çalışmaması gerekirken bizi şaşırtmakta yani çalışmaktalar. Bir şeyi çalışır halde yapmanıza rağmen onun nasıl çalıştığını açıklayamamak nasıl bir durumdur? Gaybi bilgileri ancak o teknolojiyi üreten merci bilebilir; Vahiy rivayetleri en doğru teknik bilgileri haber veriyor, açıklamaları yapıyor.

Bilim, statik elektriğin ne olduğunu bilmiyor! ..

Yine uçların olmayan başka bir elektrik devresinden bahsediyoruz. Statik elektrik devre oluşmadığı halde elektrik akımının meydana geldiği ilginç bir durumdur. Bilim adamları burada tıpkı din adamları gibi davranarak açıklama getirmeden "Statik elektrik" diyerek paçayı sıyırmaktalar. Statik elektrik nasıl kaybolmadan duruyor? dahası sürtünme ile elektrik nasıl oluşuyor. Elektrik yükleniyor demekle olay açıklanmış olmuyor, nasıl sorusu hala geçerliliğini korumaya devam ediyor. Elektriğin ardında çalışan teknoloji, günümüzde moderm bilimin tahayyül edemeyeceği orijinalliğe sahiptir.

Bilim, emisyon tüplerini nasıl çalıştığını bilmiyor! ..

Transistörden önce keşfedilen kazanç sağlayıcı (amplifikasyon yapabilen) elektronik devre elemanı neredeyse mükemmel işleyen çalışma sergiliyorlar. Meri açıklamaya göre katot eleman ısıtıldığında elektron yaymakta ve grid elemanı ile kontrol edilerek ta anoda ulaşmadı ve dış devrede amplüdite edilmiş bir akım akıtmaktadır. Yine aynı serzeniş ile merakını gidermeye çalışan öğrenci gibi parmak kaldırıyor ve öğretmene soruyoruz; İyi de nasıl? Elekton katottan nasıl kopuyor? Anoda olan mesafeyi orantıladığımızda dünyanın öbür ucuna nasıl gidebiliyor? Grid bu geçişi nasıl kontrol ediyor? Bilim dünyası alem vallahi! Yapabiliyor ama yaptığının nasıl çalıştığını bilmiyor. Başkalarına anlatılırken sarf edilen cümleler tamamen işleyişe uygun uydurmalar olarak kabul görebiliyor.

Bilim, yarı iletkenlerin nasıl çalıştığını bilmiyor! ..

Yarı iletken maddelerin üretim tekniği çok hassas ve teknik süreçlerin işletilmesiyle oluşuyor. P ve N tipi meddelerin imal edilmesi sırasında adeta atomları tek tek sıraya diziliyor. Sonrasında ısıtılmaya gerek duymayan ve düşük gerilimli elektrik devrelerinde çalışan cap canlı kazanç elemanları çıkıyor ortaya. Sıra nasıl çalıştığını anlatmaya gelince yine masallar üretiliyor ve gerçekten de o katı hal elemanların içinde gerçekleşiyormuşcasına anlatılıyor. SOrsanız "Yarı iletkenlerde eşik gerilimini tayin eden faktörün etkisi nedir? diye, kimse cevap veremiyor. Kullanılan yarı iletken malzemenin formülü yazılaraka eşik gerilimi bu elementlerin karakteristik özelliğini yansıtıyor! deniliyor ama nasıllar ve nedenler uçan balonlar gibi havada kalmaya devam ediyorlar. Vahiy rivayetlerine müraccaat ettiğinizde reel açıklamaları buluyorsunuz. (aklınıza şu soru geliyordur sanırım; Madem öyle vahiylerde yüksek teknoloji var peki niye islam dünyası yapmadı bu transistörü? Haklısınız! Sebep Derin ilim sahibi olduğunu iddia eden kelamcı ulema ve onlara itibar eden Müslüman kişilerdir!)

Bilim, ışık hızı ve elektrik hızı arasındaki bağlantıyı bilmiyor! ..

Işık hızı aşılabilir mi? sorusuna cevap aramakla geçirilen zaman ve harcanan beyin eforunun aslında manyetizma yayılım hızı (radyo dalgaları) ve ışık hızı arasındaki ortak noktaya sarf edilmesi gerekir. İlgili cevap bu bağlantıda gizli duruyor.