Monday, June 6, 2011     17:19

Kur'an, elektromanyetizmanın adıdır. Kur'an ismini vahiy kitabına aitmiş gibi gösterme modası son yüzyılda çıktı ortaya, evvelinde vahiy kitabının adı sadece Mushaf veya kelam-ı kadim diye anılıyordu. İlahiyat dalındaki akademisyenlerin bir icadıdır Mushaf'ı Kur'an adıyla anmak. Gerçekte ne Kur'an bir kutsal kitaptır, ne İslam dinlerden bir dindir!

Bilimsel gelişmeler itibarı ile hayranlık vesilesi olan birçok dev adımın atıldığı bir zamandayız. Vahiy yorumlarında ise hala kelamcı ve bilimden uzak, klişe tefsirler yapılıyor. İslam camiasındaki Müslümanlar hiç bir özgün düşünce üretmiyor sadece tevarüsen kazandıkları bilgileri basitçe derlemekle yetiniyorlar. Eskiye dayandırılmamış hiç bir fikre değer atfetmeyen Müslümanların bu tutumları yüzünden vahiy rivayetleri sadece tapınma amacına hizmet eder durumda kala kalmıştır.

Vahiy rivayetlerinde bahsedilen Kur'an, Hz. Muhammed' ten sonra derlenmiş Mushaf'ın adı sanıla gelmiş, uzun zaman süreçleri sonrasında bu kabul iyice kemikleşmişti. Kur'an ismi ile anılan bütünlük arz eden varlığın, Hz. Muhammed'e daha ilk vahiylerle bildirilmiş olmasından tutun da, Kur'an'ın vahiy cümlelerinde kitap ismi zikredilmeden anılması ve daha nice emarelere rağmen hakkında hiç düşünülmeden devam ettirilen bir yanılgı olarak devam edegelmiştir.
Gerçekte vahiy rivayetlerinde kitap açık ve net olarak sadece iki yerde beyan edilmekte fakat bu kitap ismi ne Tevrat ne İncil nede Kur'an için zikredilmemekteydi.

Eğer vahiylerin bir arada kayıtlı haline Kur'an deniliyor olsa ortaya birden fazla paradoks çıkmakacaktı. İlk olarak bir kitap veya tanım cümlesi kendinden bahsedemezdi. Sonrasında vahiy iletileri ancak risaletin sona ermesiyle tamam olacağından ötürü bu kitap henüz tamam olmadan vahiylere konu olamazdı. Bu söyleme karşı din camiası "O, Levhi mahfuzda bir bütün olarak duruyordu!" açıklamaları işi iyice haksız duruma sokmakla kalmayıp aynı zamanda Hz. Muhammed'in meşruiyetine zeval getirirdi. Çünkü "Biz kuranı indirdik!" diyen vahiy vardı, bu durumda onun 23 yılda tamam olması açıklanamazdı. Üstelik bir çok hüküm, vahiy nazil olduğunda bilinip gereği o zaman uygulanıyordu. Risaletin 15. yılında inen oruç, 21. yılında abdest ve namaz hükümleri açıklanamaz hal alır.

Vahiy rivayetlerinde geçen Gökler ve Yer kavramıyla başlayan atom tanımlamalarının (Kurantum Fizik kitabında bulabilirsiniz) nihayetinde ilgili atomun etrafında bulunan, atomu dokunulmaz emin kılan elektromanyetizmanın "Kur'an" ismi ile haber verilmesi, sadece Hz. Muhammed'e iletilen vahiylerin doğru zamanda ve anlatması gerekilen konuya mütenasip şekilde sıralandığının delili olmakla kalmayıp diğer yandan beşeriyetin erişemeyeceği bilgiyi ilettiğini müşahede ediyoruz. Kur'an, Elektrik ve manyetizma hakkındaki hala sır olan soruları da cevaplamaktaydı.

Ve asıl husus ise Kur'an insan yazması kağıt ve mürekkepten müteşekkil vahiy rivayetlerin derlendiği bir kitap diye öğretilip durduğu sürüce Kur'an'ın varlığı ve ardında duran olayların adeta gizlenmesi gibi bir durum zuhur ediyordu. Evet bu belki bilerek yapılmıyordu, olay tamamen fizik bilmemekten ve furkanı ayırd edememekten kısaca bilimden uzak olmaktan kaynaklanıyordu, tabiatıyla mevcuttaki mazeret mevcut suçu bertaraf etmiyordu. Hz. Muhammed'in mescitte gün boyu Kur'an'ı Ayetleri, Sureleri anlatmasının tek anlamı vardı; Zamanın cahil insanlarına kaliteli ve bir o kadar ağır bilgileri aktarmak derdindeydi. Vefatından sonra başlaşan siyasi süreçlerde bu bilgiler unutuldu, aktarılamadı ve ilk iki yüz yılda kaybolup gittiler. Bundan sonra ortaya çıkan yorumcular artık kendi yorumlarıyla şekillendirdikleri konuları kaydederek miras bırakıyorlardı. Günlük otuz kelimeyle yaşanan dönemlerde bu kadar eşsiz bilginin sentezlenmesi mümkün olamazdı.

Yinede bazı cümlelerdeki aşırı basit duran önermeler dikkatleri cezb edebilmeli, şüphe arz etmeliydi. -Sizi dişi ve erkek olarak yarattık! sözünün vahiyle iletilmesinin ne anlamı vardı? Daha beş yaşındaki çocuk cinsiyet farklarını ve kendi cinsiyetini hiç bir öğreti olmaksızın bilebiliyordu. -Gündüz ve gece birbirini kovalar! -Yağmuru gökten indirdik! -Yeryüzünü yaydık! -Yeryüzünde nebat bitirdik! Hayvanlarda size faydalı şeyler vardır! vbg vahiy rivayetlerinin bilgi birikimimize katkısı olamazdı. Allah, bizim aklımızı tiye almayı gütmüş olamazdı. Hülasa sözün özü cümlelerin basitliği hasebiyle onların başkaca şeyleri tanımladığını yine aynı mesajın içine ustaca gizlemişti. Berrak akıl ile değerlendirildiğinde böylesi vahiy rivayetlerini açıklamak için din adamlarının teknik bilgiye mantığa ve bilim kültürüne sahip olmaları gerekliydi. Oysa kayıtlı materyallerin oluşturulmaya başlandığı X. YY sonrasında insanların ilgisini başkaca yere yönlendirerek İslama zarar veriyor diye mantık ve felsefeyi yasaklamışlardı.